Çölün Ortasında Yükselen Bir Masal

Serkan Soyalan

   Normalde yurt dışı gezilerimde tur ile yolculuk etmeyi tercih etmem. Ancak bu kez kızımın yönlendirmesiyle anlaştığımız acente ile işlemlerimzi tamamlayıp, düştük yola Dubai’ye doğru...

   Sabahın erken saatlerinde indi uçağımız Sharjah Havaalanı’na. Bu havalimanı Birleşik Arap Emirlikleri’nin 7 emirliğinden biri olan Şarika’da bulunuyor.

***

   Şarika’dan Dubai’ye doğru otobüsle yol alırken, sabah trafiği ile karşılaştık. Trafik burada da ciddi bir sorun.

   Abu Dabi’den sonra en yüksek nüfusa sahip olan Dubai, emirlik çatısı altında bulunan diğer bölgelerden gelen insanların çalışma alanı için de büyük imkanlar sunuyor. O yüzen mesai başlangıç ve bitiş saatlerinde Dubai’ye giriş ve çıkışlarda ciddi yoğunluk yaşanıyor.

***

   120 kilometreyi aşkın uzunluğuyla Emirates Otoyolu’nun 7 şerit gidiş, 7 şerit dönüş yolu üzerinden yol alırken dikkatimi, yol üzerinde tali girişlerin olmaması, çemberler ve trafik ışıklarıyla bölünmemesi çekti. Bir de trafikteki lüks araçlar.

***

   Dubai’ye vardığımızda ise gördüğümüz manzara, ihtişamın merkezine geldiğimizi belirgin bir şekilde hissettirdi.

   İnşaatların 24 saat devam ettiği, her geçen dakika büyüyen ve yükselen bir yer Dubai...

***

   Uçağın penceresinden ilk kez gördüğünüzde Birleşik Arap Emirlikleri, insana gerçek dışı bir dekor gibi geliyor.

   Çölün ortasında, kumların içinden fışkırmış cam kuleler… Geniş yollar...  Yıldızlar gibi parlayan bir şehir silueti…

***

   Dubai’ye yaklaşırken insanın aklına tek bir soru düşüyor:
   Bu şehir gerçekten nasıl var oldu?

   Çünkü Dubai, yalnızca gezilecek bir yer değil; aynı zamanda modern dünyanın en iddialı “insan yapımı mucizesi”.

***

   Bugün lüksün ve zenginliğin sembolü olan Dubai’nin hikâyesi aslında mütevazı başlıyor. Dubai, 1800’lerin başında küçük bir balıkçı ve inci avcılığı kasabasıydı. Halkın geçim kaynağı denizdi: balıkçılık, ticaret ve inci dalışları.

   Dubai Creek çevresinde kurulan küçük çarşılar ve ahşap tekneler, bugünkü dev metropolün ilk adımlarıydı.

   Asıl kırılma noktası 1960’larda petrolün bulunmasıyla geldi. Ancak Dubai’yi farklı yapan şey, yalnızca petrol zenginliği değildi.

   Yöneticiler, petrolün sonsuza kadar sürmeyeceğini biliyordu. Bu yüzden gelirleri turizm, ticaret, finans ve inşaata yatırdılar.

   Sonuç?

   Bugün petrol, Dubai ekonomisinin küçük bir kısmını oluşturuyor. Geri kalanı; gökdelenler, serbest ticaret bölgeleri, lüks oteller ve dünyanın dört bir yanından gelen turistler.

   Kısacası Dubai, zenginliğini sadece yer altından değil, vizyonundan kazandı.

***

   Dubai’de her şey “en”lerle başlıyor:

   Dünyanın en yüksek binası: Burj Khalifa

   Dünyanın en büyük alışveriş merkezlerinden biri: Dubai Mall

   Yapay ada projelerinin sembolü: Palm Jumeirah

   Yelken şeklindeki ikonik otel: Burj Al Arab

   Dünyanın en büyük doğal çiöek bahçesi: Miracle Garden

   Dünyanın en büyük altın yüzüğü: Najmat Taiba

   Dünyanın en büyük resim çerçevesi: Dubai Frame

***

   Dünyanın en büyüğü Burj Khalifa’nın 124. katına çıktığınızda, şehir ayaklarınızın altına seriliyor.    

   Göz alabildiğine uzanan çöl ve birdenbire biten şehir sınırı...

***

   Dubai’nin sadece cam kulelerden ibaret olduğunu sanmak hata olur.

   Bir gün çöle safariye çıktığınızda, şehrin asıl ruhuyla tanışıyorsunuz. 4x4 araçlarla kum tepelerinde savrulmak, develerle yolculuk etmek, çölde yemek yemek ve ATV araçlarla çöl içerisinde sonsuzluğa doğru yol almak... O an anlıyorsunuz ki bu toprakların hafızası hâlâ kumlarda saklı.

   Eski mahalle Al Fahidi’de dolaşırken rüzgâr kuleli evler, dar sokaklar ve sanat galerileri Dubai’nin geçmişine açılan bir pencere sunuyor.

***

   Dubai’nin en dikkat çekici yanlarından biri de katı ama net kuralları. Burası modern görünümlü olsa da Birleşik Arap Emirlikleri’nin kültürel ve dini hassasiyetleri güçlü.

   Dikkat edilmesi gereken bazı noktalar:

   Kamusal alanda aşırı samimi davranışlar hoş karşılanmaz.

   Alkol sadece lisanslı mekânlarda tüketilebilir.

   Uyuşturucuya sıfır tolerans vardır.

   Toplumsal düzene zarar veren davranışlara ağır cezalar uygulanabilir. Örneğin trafikte kırmızı ışık ihlaline çok ağır yaptırımlar uygulanıyor. Yaya geçidini veya üst geçidi kullanmayan yayalara da.

   Ülke genelinde tütün ürünlerinin kullanımında yasak var. Sadece belli bölgelerde içilebiliyor.

   Çevreye çöp atmanın cezası da çok ağır.

   Sokaklarda hayvan göremiyoruz. Sadece şehrin belirli bölgelerinde hayvan beslemeye izin veriliyor. Hayvanlar barınaklarda tutuluyor.

   İnternet üzerinden görüntülü ve sesli konuşmaya kısıtlamalar var. Dubai merkezli GSM operatörlerine bağlanmanız gerekiyor.

   Trafikte sarı otobüsler, öğrenci taşımacılığında kullanılıyor. Bu otobüsler trafikte durduğu anda, çevresindeki tüm araçlar durmak zorunda. Öğrenci güvenliğini çok önemsiyorlar.

   Arabanız kirliyse de ceza var... Kimsenin göz zevkini bozamazsınız...

   Ve daha nicesi...

***

    Bizim gibi kurallara pek alışık olmayan kişiler için bu kurallar ilk başta sert gelebilir. Ancak şehrin düzenini, güvenliğini ve huzurunu da büyük ölçüde bunlar sağlıyor.

   Gece yarısı bile sokakta kendinizi son derece güvende hissediyorsunuz. Bu, dünyanın pek az metropolünde mümkün.

***

   Dubai ihtişamın başkenti... Binaların, mimarinin, vizyonun merkezi...

   Böyle bir genel giriş yaptık Dubai’ye, ancak bu ışıl ışıl metropol ile ilgili izlenimlerimizi gelecek haftalarda yine bu sayfalarda sizlerle buluşturacağız.