Hiç kuşku yok ki en değerli varlıklarımız çocuklarımızdır. Onlar için yapamayacağımız şey, katlanamayacağımız sıkıntı yoktur. Ancak yaptığımız her şeyin onların gelişimini olumlu yönde desteklediğini söylemek de pek mümkün değildir.
Eğitim süreci yalnızca okulda değil, evde de devam eder. Ev ödevleri ve sınav hazırlıkları, öğrencilerin sorumluluk bilinci kazanması, öğrenme becerilerini geliştirmesi anne-babaların desteği önemlidir. Ne var ki bu destek sıklıkla büyük bir engele dönüşüyor.
Evet, maalesef neredeyse sadece sınav sistemine dönüşmüş bir eğitim sistemiz var. Yapı böyle olunca anne-babalar tarafından yapılan olumsuz davranışların da tavan yapmış olması kaçınılmaz oluyor.
Öyle ya ortaöğretimde sınav haftası başladı. Ocak ayı sonunda da Kolej Giriş Sınavının ilk basamağı var. Dahası çocuklarının yerine sınava girecekmiş gibi hazırlanan ebeveynler var. Örneğin;
- Yıllık izinlerini çocuklarının sınav tarihlerine denk getiren ebeveyn: İlginç değil mi? Eğitim sisteminin yaptıklarını o kadar yetersiz buluyoruz ki, çocuğumuza destek olmak için çalışma takvimimizi sınav dönemlerine göre ayarlama ihtiyacı duyuyoruz. Dahası çocuklarımızın tek başlarına sınavlarından başarılı olabileceğine ihtimal vermiyoruz.
- Çocuğun öğretim sorumluluğunu üstlenen ebeveyn: Öğretim faaliyetlerine müdahale ediyoruz… Öğretmeninden daha çok ödev, sınavlara hazırlanacak daha çok testler vermesini istiyoruz, bütün bunlar yetmezse biz kendimiz onlara ödevler, sorular, testler hazırlıyoruz…
- Her şeyde birinci olma isteği sınır tanımayan ebeveyn: Çocuğumuzun hem okul içindeki hem de okul dışındaki uğraşlarını bir yarışa dönüştürmüşüz. Okulda en yüksek notu, dershanede en yüksek puanı almasını, gittiği kursta en önde olmasını istiyoruz.
Yukarıdaki örneklerde olduğu gibi ihmal edilemeyecek sayıda ebeveyn; çocuklarının yerine ödev yaparak veya sınav kaygısını aşırı derecede paylaşarak sürece müdahil oluyorlar. Bu durum, iyi niyetli bir destek gibi görünse de uzun vadede çocukların gelişimini olumsuz etkiliyor.
- Çocuk, kendi görevini üstlenmediğinde sorumluluk duygusu gelişmez.
- Ödev, öğrencinin kendi öğrenme sürecini yönetmesi için bir fırsattır. Ebeveyn müdahalesi bu süreci kesintiye uğratır.
- Üniversite ve iş hayatında bağımsız çalışma becerisi gelişmemiş bireyler, daha fazla zorluk yaşarlar.
- Ebeveynin sınavı kendi sınavı gibi görmesi, çocuğun sınav kaygısı katlanarak artırır. Bu da uyku bozuklukları, dikkat dağınıklığı, mide bulantısı, baş ağrısı gibi fiziksel sorunları beraberinde getirir.
- Anne-babanın “mutlaka başarılı olmalısın” yaklaşımı, çocuğun sınavı bir öğrenme süreci yerine tehdit olarak algılamasına yol açar.
- Çocuk, ebeveynin kaygısını içselleştirerek kendi kapasitesini sorgulamaya başlar.
Peki Ne Yapmalıyız?
Çocuğunuzun özgüvenli ve özsaygısı yüksek bir birey olarak yetişmesi için ortaya koyduğumuz profilinizi gözden geçirmekle işe başlayabilirsiniz.
- Çözümü vermek yerine, düşünmesini, çözümü kendi bulmasını teşvik edin.
- Sınav öncesi heyecanın doğal olduğu, ancak bunun yönetilebilir bir duygu olduğu anlatın.
- Sınav puanı kaç olursa olsun onu daime seveceğinizi ona hissettirin. Daima yanında olacağınızı, sınavların çok da önemli şeyler olmadığını ona anlatın.
- Kendi başarısını deneyimlemesi, bağımsız olarak bir şeyler başarmanın tadını çıkarması için ona alan tanıyın.
Eğitim sisteminin çarpık durumunun sizi etkilemesine izin vermeyin. “Başarılı olma” tanımınızı gözden geçirin.
Sınav puanları düşük olsa bile; okuma kültürü kazanmış, sanat sever, spor sever, arkadaşları tarafından sevilen, daima gözleri gülen bir çocuğun en büyük başarıları elde edebileceğine inanın.
Bir çocuğun gerçek başarısının sadece sınavlarda alınan puandan ibaret olmadığını anlayın ve çocuğunuza anlatın.
Unutmayın; çocuklar kendilerini keşfetme konusunda özgür oldukları, hatalar yaptıkları, yaşlarına uygun davrandıklarında ve en önemlisi kendi kararlarını kendileri verdiklerinde gerçek başarıyı yakalarlar.
Aklınızda Bulunsun
Dünyanın Aradığı Yeni Beceriler
Küresel anlamda yapılan birçok pedagojik araştırmada gelişmekte olan ülkelerin daha etkin temel becerileri öğretmeleri gerektiği ortaya çıktı. Çalışmalarda; 21. yüzyıl becerilerini geliştirmek için gerekli pedagojilere ve teknolojilere yatırım yapılması öneriliyor. Daha farklı bir ifadeyle söyleyecek olursak günümüzde ihtiyaç duyulan beceriler çok ciddi oranda değişti. Gelecek yılları da düşündüğümüzde artık daha farklı beceri eğitim sistemimize entegre etmemiz gerektiği kendini gösteriyor.
İşte dünyanın aradığı yeni beceriler: Liderlik… Dijital okur-yazarlık… İletişim… Duygusal öğrenme… Girişimcilik… Küresel vatandaşlık… Problem çözme… Takım çalışması-iş birliği…