Çocuk Günü Kutlu, Çocukların Geçeği Acı

Salih Sarpten

Bugün 1 Haziran Dünya Çocuk Günü.

Şenlikler kuruluyor, sosyal medya paylaşımları hazırlanıyor, çocuk sevgisi üzerine uzun konuşmalar yapılıyor. Ne var ki aynı anlayış çocuklarımızın psikolojileri ezme potansiyeli taşıyan bu hafta sonu gerçekleşecek Kolej Giriş Sınavı’nı pek umursamıyor.

“Çocukları geleceğimizdir” süslü lafları biraz beklesin lütfen. Çünkü onları bekleyen gerçek hayat bambaşkadır:

  • Kalabalık sınıflar,
  • Nefes alamadıkları okul koridorları,
  • Sürekli sınava hazırlanan bir yarış sistemi,
  • Kendilerini değersiz hissettiren başarı baskısı,
  • Yetişkinlerin bir türlü önleyemediği akran zorbalığı,
  • Ve çoğu zaman kimsenin gerçekten dinlemediği bir eğitim düzeni…

Okullarımız merak edilen, keşfedilen, öğrenilen bir yer olmaktan çıkıp çocukların psikolojik baskı altında tutulduğu bir alana dönüşmüş durumda.

Bir çocuk daha ilkokul çağında “başarısız olursam değersizim” duygusuyla büyüyorsa, o sistem çocuk yetiştirmiyor; kaygı üretiyor demektir.

Bugün çocukların önemli bir kısmı öğrenmek için değil, hata yapmaktan korktuğu için ders çalışıyor. Çünkü sistem; düşünmeyi değil ezberlemeyi, sorgulamayı değil kitapta yazanı, yaratıcılığı değil standart cevabı ödüllendiriyor.

Oysa çocuk dediğimiz şey bir sınav sonucu değildir. Bir karne, bir diploma değildir. Çocuk merak eden, soru soran, oyun oynayan, hata yapan, keşfeden, duyguları olan bir insandır.

  • Bir ülkede çocuklar tıklım tıkış sınıflarda eğitim görüyorsa…
  • Psikolojik destek mekanizmaları yetersizse…
  • Okullarda şiddet ve zorbalık artıyorsa…
  • Sanat, spor ve oyun ikinci plana atılmışsa…
  • Çocukların sesi karar mekanizmalarında hiç duyulmuyorsa…

Orada yapılan çocuk günü kutlamaları, çoğu zaman vicdanı rahatlatan törensel cümlelerden öteye geçmez.

Çocuklara verilebilecek en büyük kutlama; güvenli okullar, nitelikli öğretmenler, özgür düşünce ortamı, adil fırsatlar ve mutlu bir çocukluktur.

Çocukları gerçekten önemseyen toplumlar bunu yalnızca özel günlerde değil; bütçelerinde, eğitim politikalarında, okul mimarisinde, öğretmen yetiştirme anlayışında ve çocuk haklarına verdikleri değerde gösterirler.


Anlayana- Gülmece

Genetik

Hepsi de birbirinden iddialı 3 genetik uzmanı, yeni buluşlarını karşılaştırıyorlar. Birincisi anlatıyor.

  • İnek ve tavuk genlerinden harikulade yeni bir hayvan meydana getirdim.  Hem süt veriyor hem yumurtluyor, eti kırmızı et tadında ama beyaz et kadar sağlıklı, bence bu yüzyılın buluşu. İnsanlara istedikleri kadar sağlıklı et, süt ve yumurta yedireceğim.

Diğer sözü alıyor ve çalışmasını açıklıyor:

-      Arı ile karasinek genlerini karıştırdım. Yeni türümüz pisliklerden bal yapıyor. Hem bol miktarda hem de inanılmaz kaliteli bal elde etme imkanına kavuşmuş bulunuyoruz.

Dr. Temel iki meslektaşına bakıyor ve;

  • Valla ben de karpuzla,  karafatma genlerini birleştirdim. Artık karpuzu kesiyorsun, bütün çekirdekler yürüyüp gidiyor.

Okumuş muydunuz?

Her memleketin hak ettiği bir hükümet vardır.

Joseph Domaistre