Cezalandırma!

Tümay Tuğyan

 

 

Nisan 2005 seçiminde 100 bin 632 geçerli oyun 55 bin 945’ini Talat almış.
Nisan 2010’da Talat’ın aldığı oyların sayısı ise 52 bin 294.
İlk bakışta Talat’ın oylarında çok büyük bir düşüş yok gibi.
Yaklaşık 3 bin 600 oy gerilemiş.
Ama 2010’da, seçmen sayısının yaklaşık 17 bin kişi arttığını ve kullanılan geçerli oy sayısının da yaklaşık 20 bin civarında bir artış gösterdiğini düşünürsek, bu ilk bakışta az gibi görünen fark, büyüyor.
Bu rakamlardan kabaca çıkan sonuç, Talat’ın, ya 2005’te oy kullanmayıp da 2010’da oy kullanan yaklaşık 20 bin seçmenin neredeyse hiçbirinden oy almadığı, ya da bu 20 bin yeni seçmenin en iyi ihtimalle yarısının dahi oyunu aldığını düşünecek olursak, bundan, eski seçmeninin yaklaşık 15 binini 2010’da kaybettiği.

***

Peki ya bu ‘fark’, Eroğlu’nun oylarına nasıl yansımış?
Eroğlu 2005 seçiminde, 22 bin 874 oy almış.
Oysa 2010 seçiminde aldığı oy sayısı, tam 61 bin 422.
Tabii 2010 seçiminde Eroğlu’na destek veren Demokrat Parti’nin 2005’te kendi adayı olan Mustafa Arabacıoğlu ile yarıştığını ve Arabacıoğlu’nun da o seçimde 13 bin 302 oy aldığını hesaba katıp, bunu 2010 için Eroğlu’nun hanesine eklememiz gerekiyor.
Fakat 2005’te, UBP ve DP’nin (Eroğlu ve Arabacıoğlu) oy toplamını yaklaşık 36 bin olarak not etsek de, bu sayı Eroğlu’nun 2010 seçiminde aldığı 61 bin oyun çok ama çok altında kalıyor.
Karşımızda duran bu tablo bize, DP’den gelen oyları saymazsak, Eroğlu’nun son seçimde, bir öncekine göre yaklaşık 25 bin yeni oy aldığını gösteriyor.
2010’da, UBP içerisinden yaklaşık 5 bin oyun da, Tahsin Ertuğruloğlu’na kaydığını, hemen belirtelim.

***

Seçiminin sonuçları belli olduktan sonra, ‘nasıl oldu da seçimi Eroğlu kazandı?’ diye düşünmüştüm.
Seçmenin bu kararının nedenlerini anlamaya çalışmıştım kendimce.
Önceki dönemin Cumhurbaşkanı Talat’ın, görevde kaldığı 5 yıl boyunca yıprandığı ortadaydı.
Kıbrıs müzakere sürecini, kendinden beklendiği şekilde yürütmediğine inananların sayısı fazlaydı.
Ve evet, 2005’te Talat’a oy veren bazı insanlar, 2010’da bunu tekrar yapmayacaklarını zaten söylüyorlardı.
Tüm bunlar, Talat’ın seçim kaybetme nedeni olabilirdi belki ama Talat’ın yerine Eroğlu’nun seçilmesini açıklamaya yetmezdi.
Çünkü Kıbrıs sorununda vadettiği ilerlemeyi sağlamadı diye Talat’a oy vermeyen insanların, O’nun yerine gidip de Eroğlu’na oy vermesi, çok da mantıklı değildi.
Talat yapamamıştı, evet de Eroğlu’nun yapabileceğine mi inanmıştı bu insanlar?
Eroğlu’nun siyasi çizgisi belliydi.
2005 seçimine, arkasında taptaze asılı duran kocaman bir ‘Hayır’ kampanyasıyla girmişti.
Talat’tan umduğunu bulamayan insanlar, çözüm için Eroğlu’ndan medet umuyor olamazdı.
Peki neydi o halde?
2010 yılında Eroğlu’nu Cumhurbaşkanı yapan neydi?

***

Bu sorunun yanıtını bulabilmek için aslında çok öyle derin analizlere gerek yok.
2005’te Talat’a oy verdiği halde 2010’da oyunu Eroğlu’ndan yana kullanan bir seçmenin, bir vesileyle dinlediğim gerekçesine bakmak, tablonun genelini görmemiz için sanırım yeterli:
‘Ben hem Talat’a hem de CTP’ye inanarak, Talat’a oy verdim. Ama gerek Talat, Cumhurbaşkanlığı döneminde, gerekse CTP, 2003-2009 yılları arasındaki hükümeti döneminde, beni hayal kırıklığına uğrattı. Ben de sırf onları cezalandırmak için, Eroğlu’na oy verdim. Eroğlu’na inandığımdan değil, sırf CTP’yi ve Talat’ı cezalandırmak için...’

***

Bir ay sonra yeni bir seçime gidiyoruz.
Ve bu seçimde, böylesi gerekçelerle önemli sayıda oyun yer değiştirmesi yine çok mümkün.
Birileri yine birilerini, rakipleriyle cezalandırabilir.
Özellikle de Siber ve Eroğlu’nun muhtemel oyları için böylesi yer değiştirmeler bekleyebiliriz çünkü farklı gerekçelerle, hem Eroğlu’na, hem de CTP’ye kızgın olan birçok insan var şu anda.
Oylar yine bu iki cephe arasında değiş tokuş edilebileceği gibi, 2010’dakinden farklı olarak tepki oyları, yarıştaki diğer adaylara da yarayabilir.
Göreceğiz...