Çayır ve nasip

Tayfun Çağra

“Saldım çayıra, mevlâm gayıra…”

Bize “işte hükümetiniz budur” dedikleri UBP-DP-YDP’nin yaptığı tam da böyle;

Döviz Türkiye’deki seçimlerin ardından başını alıp giderken, daha doğrusu TL eridikçe erirken bizimkiler tam da çayıra saldılar gidiyorlar ama mevlâm da koruyacak mı bilemiyorum.

TC’nin yeni hazine bakanı pazarlık yaparak geldiği makamında seçime kadar fırlaması engellenen dövizi belki de haklı olarak şimdi rahat bırakırken piyasaların altüst olması kaçınılmazdı ve öyle de oldu.

***

Sterlin 29’u gördü dünkü günde…

Euro 25 TL’yi geçti, dolar 23 buçuklarda dolaşıyor…

Bizimkiler! ne yapıyor?

Hiç.

Beklenen duruma rağmen önlem de almadılar, bundan sonrası için de bişey düşünmüyorlar…

Bu üçlünün başına getirilen Üstel, “günü geldiğinde gereken adımı atacaklarını” söylemiş dün…

Günü ne zaman gelir böyle bir şeyin?

Gelmedi mi günü daha?

Gereken adım nedir?

“Yükselen döviz nedeniyle kimse halkın moralini bozmasınmış!” da dedi Üstel.

Peki nedir acaba o gereken adım?

Gerçekçi de olmasa açıklanan enflasyon oranında herhalde bir artış asgari ücrete ve belki maaşlara yapmaktan başka ne yapabilir ki bu üçlü…

Ancak onu yapabilir aylar sonra açıklanan TC-KKTC protokolunda yazıldığı gibi verilecek olan 9.5 TL’lik krediyle…

O artış yapılır ama ertesi gün yine o artış yetersiz kalır her zamanki gibi…

***

Neredeyse üç ay önce imzalandığı söylenen protokol dün resmi gazetede yayınlanabildi Erdoğan’ın da imzalaması nedeniyle… Hani öğretmenler (değişiklik) yasası vardı ya; Öğretmenlerin hâlâ karşı çıktığı, eylemler yaptığı ama görevlendirilen hükümetin oylarıyla meclisten geçen… İşte bu da Mayıs’ta geçmesi için o prokolda yer almış.

Yani toplumun çıkarlarına aykırı emirleri yapmaları için oralara getirilen bu üçlü, kişisel çıkarlarını herşeyin önüne koyup söylenenleri yapmaya devam ediyorlar…

***

TC iktidarları şimdiye kadar böyle itaatkâr bir KKTC hükümeti bulamamışlardı herhalde… Bugünlerdeki kadar olmasa da önceki zamanlardaki müdahalelerle getirilen hükümetler en azından bazı şeylere itiraz edebiliyorlardı diye hatırlıyorum… Bazı durumlarda “öyle olmasa da böyle olsa daha iyi olur” diyebiliyorlardı en azından…

Şimdi o da yok. Düğmelerini ilikleyip, “Başüstüne efendim” diyerek emirleri hiç sorgusuz, sualsiz uygulamaya hazır kul-köle bir üçlü yarattı AKP iktidarı…

Onlar erdi muratlarına, ama biz çıkamayacağız kerevetine ne yazık ki!..

Hiç olmazsa 25 Haziran’daki ara seçimde vereceğimiz oyla bu kul-köle üçlüye bir cevap verelim ki bu yanıttan başkaları da nasiplerini alabilsin!..