Canlılık varsa harekete geçmeli…

Tayfun Çağra

Gutteres bir rapor sundu, iki tarafı da sevindirdi.

Mümkün mü! Demek ki mümkün.

Gerçi bu raporda Kıbrıslı Türklerin tezlerine daha yakın sözler var gibi ama Kıbrıslı Rumların da sunulan rapordan memnunluk duymalarında sakınca yok, hatta çok iyi olur.

***

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, iki tarafın da “çözüm umutlarının hâlâ canlı olduğunu” belirtmesi yüzlerin birazcık da olsa umutla gülümsemesini sağlarken, “sonu olmayan sürece de destek verilmesinin beklenememesi gerektiğini” ortaya koyması en azından Anastasiadis yönetimini memnun etmemesi gerekiyordu ama öyle bir memnuniyetsizlik güneyden duymadık.

Kıbrıs Türk tarafının sürekli vurguladığı bir istemdi bu; “Sonu belli olmayan bir müzakere sürecine biz başlamayız.”

Kıbrıs’ın güneyinden de aksine, sonu açık görüşmeler telaffuz ediliyordu ama şimdi bu “sonu olmayan müzakerelere taraf olmamak” BM raporunda belirtilmiş olmasına karşın Kıbrıs Cumhuriyeti hükümetinden ‘rapora olumlu tavır’ açıklaması geldi.

Belki bu da politik bir duruştur, bir manevradır ama bir manevra olsa bile bu durumu ‘gerçek’ bir oluşuma çevirmek yine politik bir başarı gerekir. Bu fırsatı değerlendirmek ve BM’nin gördüğü “çözüm umutlarının canlılığını”, “sonu açık olmayan bir sürece” çevirmek gerekiyor.

***

Bu yeniden başlangıcı, bu ‘sonu belli olan süreci’ başlatmakta çok rahat davranılmamalı…

Bir an önce eğer çözüm için umutlar canlı ise bu kıpırdayan umutları harekete geçirmeli ve halen çözümün ne anlama geldiğini anlayabilen, geçmişi yaşayıp geleceği bu yaşananların üzerine yeni anlayışlarla kurabilmenin hayalini kuranların olduğu bu zamanı iyi değerlendirmek gerekir.

Yoksa yaşananlardan ders çıkaran, iki toplumun birlikte yaşadığı dönemleri deneyimleyen, yanlışların, hataların neler olduğunu bilen, yeniden bir birlikte yaşamın nasıl olabileceğini test ederek bunu kurabilecek nesiller daha buralardayken bunu yapabilmek önemlidir.

Geç kalınmışlık, bir çaba göstermemek ve bu uğraşların ‘ortaya konulan çabaların, yapılan müzakerelerin’ ne anlama geldiğini bile anlamayan, anlamak için çaba bile göstermeyen (en azından bir bölüm) nesle bırakılması çok izah edilir olmayacaktır.

***

Gençliğe, yeni nesle güvensizlik olarak algılanmasın ama evinde, bulundukları ortamda doğru ve gerçekçi olarak 74’ten, öncesinden ve gelecek umutlardan söz edilen yeni neslin, şimdilerde ortaya konulan çabalardan bazı sonuçlar çıkarabilmeleri ve yurt dışında eğitim gören gençlerin de oralardan Kıbrıs’a bakarken bazı bilgilerle donanmaları mümkün. Bunların olmaması durumunda ve şimdilerde etrafımızda çok az sayıda olmadıkları da görülen dünyadan bi-haber gençleri görünce hemen bir barış sürecinin yeniden başlatılmasının önemi bir kez daha öne çıkar.