Çamlıbel’deki kazılarda bir kayıptan geride kalanlara ulaşıldı...

Sevgül Uludağ

Kayıplar Komitesi’nin adamızın kuzeyinde ve güneyinde yürütmekte olduğu kazılar devam ederken, geçtiğimiz günlerde Çamlıbel’de (Mirtu) başlatılan bir kazıda, bir “kayıp”tan geride kalanlara ulaşıldığı öğrenildi.

Konuyla ilgili olarak Kayıplar Komitesi Kıbrıslıtürk Üye Ofisi Kazılar Koordinatör Yardımcısı Arkeolog Erge Yurtdaş’tan aldığımız bilgilere göre, Trahona (Kızılbaş) ve Mağusa Ayluga Göleti’ndeki kazılar sona ererken, diğer kazılar devam ediyor.

Erge Yurtdaş’ın verdiği bilgilere göre, kazılarda son durum şöyle:

***  Yipsu/İpsoz/Akova: 1974 kaybı bir Kıbrıslırum'un kuyuda olabileceği bilgisi üzerine başlatılan kazı çalışmaları sırasında kuyunun beşinci metresinde insan kalıntılarına ulaşılmıştır. Kalıntıların ulaşıldığı seviyeye ulaşabilmek için rampa çalışması halen devam etmektedir... (Okurlarımıza not: Bu konuda bilgiyi Kayıplar Komitesi yetkililerine 13 yıl önce vermiştik, İpsozlu şahidimiz bize bu kuyuyu göstermiş ve biz de bu kuyuyu Kayıplar Komitesi yetkililerine göstermiştik...S.U.)

***  Mağusa Ayluga göleti: 1974 kaybı bir Kıbrıslıtürk'ün Mağusa bölgesinde Ayluga/Çanakkale Göleti'nde kayıp edilmiş olabileceği bilgisi ile göletteki su oranın en düşük olduğu zaman belirlenerek başlatılan kazı çalışmaları son bulmuştur. (Okurlarımıza not: Bazı Kıbrıslırum şahitlerle birlikte göstermiş olduğumuz bu alandaki olası gömü yerinde ne yazık ki sözkonusu “kayıp” Kıbrıslıtürk’ün gömü yeri bulunamamıştır... Bu konuda araştırmalarımıza devam edeceğiz...)

***  Klepini/Arapköy:  1974 kaybı bir Kıbrıslırum'un dağlık arazide kayıp edilmiş olabileceği bilgisi üzerine başlatılan kazı çalışmaları halen devam etmektedir.

***  Mirtu/Çamlıbel:  1974 kaybı bir grup Kıbrıslırum'un ormanlık arazide kayıp edilmiş olabileceği bilgisi doğrultusunda başlayan kazı çalışmaları  sırasında insan kalıntılarına ulaşmıştır. Çalışmalar tüm hızıyla devam etmektedir.

***  Mağusa: 1974 kaybı bir Kıbrıslırum'un tarlada gömülmüş olabileceği bilgisi ile başlatılan kazı çalışmaları süratli bir şekilde devam etmektedir.

***  Trulli: 1963-1964 kaybı 3 Kıbrıslıtürk'ün kuyuya atılmış olabileceği bilgisi üzerine başlatılan kazı çalışmalarında insan kemiklerine rastlanılmıştır. Kuyuya ulaşmak için rampa yapılmış ve arkeologlar tarafından kuyu içerisinde manuel bir şekilde kalıntılar açığa çıkarılmaya devam etmektedir. 4. bireye ait olduğu düşünülen kalıntılara ulaşılmıştır. Kuyunun dibine ulaşılmasıyla kazı çalışmaları bitirilmiş, halen kapama çalışmaları devam etmektedir.

***  Trahona/Kızılbaş (askeri bölge): 1974 kaybı 5-8 Kıbrıslırum'un bölgede kayıp edilmiş olabileceği bilgisi üzerine  2019’da bölgede gerçekleştirilen kazı çalışmalarında bir kişiye ulaşılmış, 2022 yılında tekrardan başlatılan kazı çalışmaları herhangi bir ize rastlanmayarak sona erdirilmiştir.

Biz de kazı ekiplerindeki tüm arkeologlarımıza, şirocularımıza ve diğer çalışanlara “Çok kolay gelsin” diyoruz.


Akova'da bir şahidimizin 13 sene önce göstermiş olduğu kuyuda yapılan kazıda bir kayıptan geride kalanlara ulaşıldı...


***  SAVAŞ KARŞITI BİR FİLM...

Savaş karşıtı Rusların hikâyeleri film oldu: ‘Tanık Travması’

Varduhi Balyan/AGOS

İstanbul, Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı savaşın ilk günlerinden bu yana, çok sayıda savaş karşıtı Rusyalının yeni adresi oldu. Bazıları başka ülkelere geçmeden önce geçici olarak Türkiye’yi seçti, bazıları ise yaşamını burada kurma çabasında. Rusyalı yönetmen Taya Zubova, savaşın başlamasıyla ülkelerinden ayrılan ve İstanbul’da savaş karşıtı Rusyalı göçmenlere ortak yaşam alanı sunan ‘Nuh’un Gemisi’nde yaşayan kişilerin hikâyelerini takip eden ‘Tanık Travması’ adlı filme imza attı.

“Tanık Travması” adlı filmin gösterimlerinin duyuru metninde şu ifadeler yer alıyor: “24 Şubat 2022. İlk Rus bombaları Kiev’e düştü. Her gün düzinelerce ve yüzlerce Ukraynalı ölüyor ve ölümleri dünyanın her yerinden insanlar tarafından çevrimiçi olarak izleniyor. Birçok Rus, her gün savaş suçlarının tartışılmaz kanıtlarını ve bombalanan şehirlerin resimlerini görüyor, ancak durum hakkında hemen hemen hiçbir şey yapamıyorlar. Rus saldırganlığına karışmaktan, acıdan ya da bir parçası olmaktan kendilerini alamadıkları gibi. Birçoğu acı dolu bir ‘tanıklık travması’ yaşıyor. Ukrayna’daki savaş, Rusya’dan bir göç dalgasına neden oldu. İstanbul, savaşı protesto eden ve Rus ordusunun vahşetini Rusya’da duyurdukları veya barış çağrısı yaptıkları için yargılananların çoğu da dahil Avrupa’ya kaçmaya çalışan Ruslar için bir merkez haline geldi. Bu filmin ana karakterleri; Julia, Kirill, İlya, İnna ve Aleftina hayatları Rusya’ya sıkı sıkıya bağlı olmasına rağmen kaçmak zorunda kalanlar arasındaydı. Çekimler sırasında, hepsi ‘Nuh’un Gemisi’ adlı ortak yaşam alanında kalıyorlardı. Beşi de bir zamanlar ev olarak adlandırdıkları yere geri dönmenin artık mümkün olmadığı ve yeni ev henüz mevcut olmadığı bir dönemde kendi yollarını bulmaya çalışıyorlar. Her biri bir daha Rusya’ya dönmeme riskini göze alarak, küçük engellerin yanı sıra büyük engellerden de bahsediyor ve bunları aşmak için cesur adımlar atarak yeni bir hayata adım atıyor.”

Altı farklı ülkede gösterimi yapılan film, 13 Kasım Pazar günü Beyoğlu’nda bulunan Aynalıgeçit’te İstanbullu izleyicileriyle de buluştu. ‘Tanık Travması’nın yönetmeni Taya Zubova filmin hikâyesini Agos’a anlattı.

***  Söyleşiye sizi tanıyarak başlayalım...

Rusya’da doğdum. 10 yıl boyunca yönetmen olarak reklam çektim. Göç etmeye niyetim yoktu. Memleketimde film yapmak, kariyerimi orada kurmak istiyordum. Ama Kırım’ın ilhakından sonra siyasi nedenlerle ülkeden ayrıldım. 2015’te ‘Balığım’ isimli kısa metraj filmimi çektim. Uluslararası film festivallerinde göstermek için yönetmen olarak seyahat ediyordum. Cannes Film Festivali’ndeki bir basın toplantısında Roskin’'nun (Роскино) başkanı bana “Kırım bizim mi?” diye sordu. Yani “Kırım Rusya Federasyonu’nun toprağı mı?” diye soruyordu. O an büyük bir yanlış anlaşılma olduğunu hissettim. Neden aşk hakkında film yapan bir sanatçıyı, televizyon kameralarının karşısında siyasi pozisyonunu dile getirmek zorunda bırakıyorlardı?

Basın toplantısından çıktıktan sonra bir yönetmen olarak kariyerimin geleceğinden endişe etmeden, korkmadan düşüncelerimi açıkça paylaşabilmek için acilen Rusya’dan göç etmem gerektiğini anladığımı hatırlıyorum. Zor bir yol olan göçü seçtim, ancak siyasi kararlarla olan anlaşmazlığım hakkında açıkça konuşma fırsatı buldum. İşte bu yüzden savaş başladığında, bununla ilgili bir film yapmam gerektiğini anladım.

***  İstanbul’a yolunuz ne zaman, nasıl düştü?

Mayıs ayında filmi çekmek için geldim. İstanbul’da çok ilginç ve dramatik hikâyeleri olan kahramanlar vardı. İstanbul, savaşın başında insanların Avrupa’ya gitmek için geldikleri büyük bir merkez olduğundan, filmde bu ânı göstermek bana ilginç geldi. Filmi çekerken karakterlerim gelecekleri, Türkiye’de kalıp kalamayacakları, Avrupa’ya gidip gidemeyecekleri, Rusya’ya dönüp dönemeyecekleri hakkında hiçbir şey bilmedikleri bir evredeydiler ve aynı zamanda çok güzel turistik bir şehirdeydiler. Bu zıtlığı da filme yansıtmaya çalıştım.

***  Savaşa karşı olup Rusya’yı terk eden kişileri anlatan bir film yapmaya nasıl karar verdiniz?

Savaş başladığında insanlara yardım edebilmek istedim, bu kapsamda yapabileceğim en iyi şey de çekim ve kurgu yapmaktı. Kahramanları, sıradan insanları aramaya başladım, onlar hakkında bir film çekmek, savaşla ilgili acılarını ve anlaşmazlıklarını göstermek istedim. O anda ‘Nuh’un Gemisi’ projesi ortaya çıktı, Telegram kanalına bir mesaj yazdım ve onlar da fikrimle ilgilendiklerini söylediler. Böylece kahramanlara erişebildim.

***  ‘Nuh’un Gemisi’ nedir? Orada kimler kalıyor, Rusya’dan göç edenlere neler sağlıyor?

‘Nuh’un Gemisi’, savaşa karşı çıkan ve Rusya’dan gelen göçmenlere yardım eden bir proje. Rusya’yı acilen terk eden ve kalacak yer kiralama imkânı bulamayanlara kısa bir süre için ortak yaşam alanında bir yatak sağlayan bir inisiyatif. İstanbul ve Yerevan’da ortak yaşam alanları vardı ve seferberlik başladıktan sonra Kazakistan ve Polonya’da da ortak yaşam alanları açıldı. ‘Nuh’un Gemisi’nde ayrıca avukatlar var ve göçmenlere ülkede yasal olarak kalabilmek için hangi belgelerin gerekli olduğu veya diğer ülkelere nasıl vize alınacağı konusunda yol gösteriyorlar. Gemi, insanlara psikolojik destek de sağlıyor. Bütün bunlar ücretsiz. Gemi’nin Telegram kanallarında insanlar bilgi alışverişinde bulunuyor ve birbirlerine yardım ediyorlar.

***  Neden insan hikâyelerini göstermeye karar verdiniz? Bu hikâyeler neden önemli?

Benim için filmin kahramanlarının sıradan insanlar olması önemli. Savaş başladığında birçok tanınmış gazeteci savaşa karşı çıkan ve göç eden ünlü sanatçılar, müzisyenler veya muhaliflerle röportajlar yaptı. Benim için ise izleyicinin kendini ve sorunlarını tanıyacağı sıradan insanların farklı hikâyelerini bulmak önemliydi. Örneğin filmin bir sahnesinde kadın kahraman ailesiyle telefonda konuşuyor. Her gün birbirlerini arıyorlar, birbirlerine destek oluyorlar. Göç etmiş ve filmimi izleyen birçok kişi için bu çok tanıdık bir sahne. Birçok göçmen ailesini ve akrabalarını özlüyor ve onları da ülkeden çıkaramadığı için suçluluk duyuyor. Ya da filmin kahramanlarından biri uçağa bindiğinde cebinde sadece 3 bin ruble (50 Euro) olduğunu söylüyor. Ve izleyicilerde gerçekten yankı uyandıran bir durum, çünkü birçok göçmen maddi sorun yaşıyor. Bana öyle geliyor ki insanlar karakterlerle ne kadar özdeşleşirse birbirlerine karşı o kadar insancıl olacaklar.

***  Hikâyelerini anlatmaya hazır kişilere ulaşmak zor muydu?

‘Nuh’un Gemisi’nin Telegram sayfalarına film yapmak istediğimi yazdığımda, o zamanlar onlarla birlikte yaşayan insanlar arasında film için karakter arayışıyla ilgili bilgi yayıldı. Bu vesileyle kendileri hakkında konuşmaya hazır olan kahramanları hemen buldum.

Bahsetmem gereken önemli bir unsur da var: Filmi çekmek için bir bütçem yoktu. Bu filmi, film aracılığıyla savaşa karşı sesimi duyurma konusundaki büyük arzumdan dolayı yaptım. İstanbul’a geldiğimde görüntü yönetmenine verecek veya kamera kiralayacak param yoktu ama senaryoyu o kadar iyi hazırladım ki, o sırada İstanbul’a göç eden görüntü yönetmeninin ilgisini çekebildim ve bana ücretsiz destek olmaya, bu filmi benimle çekmeye karar verdi. Yedi gün boyunca filmin çekimiyle uğraştık. Çekimler çok iyi geçti. İnsanlar, yerler, hava durumu konusunda her zaman şanslıydık. Evren bizi destekledi. Ne yazık ki, post prodüksiyon, stüdyo, ses ve renk tasarımı için ödeme yapmak için çok uzun zaman bütçe arayışındaydım, bu yüzden film ancak şimdi çıktı, ama sonunda yine şanslıydım ve filmi bitirebildim. Şimdi yine sıradan insanların hikâyelerini ele alan yeni bir film için bütçe arayışındayım.

***  Rusya’dan kaçıp Türkiye’ye sığınanların durumu nasıl? Karşılaştıkları ana sorunlar neler?

Filmimi Ermenistan, Gürcistan, Türkiye, Karadağ, Sırbistan ve Polonya’da bir dizi kapalı gösterimde gösteriyorum. Ve karakterlerimin karşılaştığı sorunlar, gösterimden sonra konuştuğum izleyicilerin yaşadığı sorunlarla çok benzer:

Ülkede yasal olarak kalabilmek için belgeler hazırlamak (oturma izni, banka hesabı, çalışma izni)

Konaklayacak yer bulmak ve kiralamak

Günlük sorunlarla ilgilenmek. Nereden yiyecek alacağınızı, tıbbi bakımın nasıl yapıldığını öğrenmek, eğer çocuklar varsa, o zaman bir kreş ve okul bulmak ve çocukların eğitimlerini ayarlamak.

En zoru tabii ki para kazanma yolları bulmak. Tabii ki, internet üzerinden uzaktan çalışanlar var, ancak çoğu insan iş aramak zorunda kalıyor ve çoğu zaman Rusya’da yaptıkları işi yapamıyorlar. Ve maddi birikim tükendiğinde, bu ana sorunlardan biri olarak ortaya çıkıyor.

Aynı ilgi alanlarına sahip, konuşabilecekleri, sorunlarını tartışabilecekleri veya tam tersine birlikte sorunlardan uzaklaşabileceği, yürüyüşe çıkabileceği, çay içebileceği insanlar bulmak, çevre kurmak.

Yerel topluluğa entegrasyon: Yerel dili öğrenmeye başlamak, yeni arkadaşlar bulmak.

Türkiye’den bahsedecek olursak, İstanbul’da bulunduğum ve filmimi gösterdiğim günlerde en turistik caddede bir terör saldırısı oldu. Şimdi Türkçe öğrenen ve yaşamak için İstanbul’da kalmak isteyen göçmen arkadaşlarımla konuştum, bu olay onları çok korkutmuş. Bu olayın ülkedeki güvensizlik hissini etkilediği kesin.

***  Neden 'tanık travması'?

Filmim, savaşa karşı açıkça konuşmaya hazır olan insanlarla ilgili. Ancak bu durumda politikacıların kararını etkileyemezler, savaşı durduramazlar ve bu nedenle ‘tanık travması’ yaşarlar. Filmim, kahramanlarım gibi savaşa katılmayan birçok Rus olduğu gerçeğiyle ilgili. Savaşa katılmayan Rusları dünya toplumuna da dahil olmak üzere görünür kılmak istiyorum.

(AGOS – Varduhi BALYAN – 16.11.2022)