BÜYÜK NEHRE KARIŞMAK

Neşe Yaşın

İlişkilerde bir yakınlık ayarı olduğunu düşündüm az önce. İnce, hassas bir ayar bu… Birisine hangi zamanlarda, hangi konularda, hangi mesafede yaklaşabileceğini bilmekle ilgili… Her kültürde insanların kendileri için talep ettikleri kişisel alan değişikmiş. Kişisel alan, bizi çevreleyen bir küre gibidir. Kendi bütünlüğümüz için ihtiyacımız vardır buna. Başkaları bu alanı ihlal ettiğinde huzursuz oluruz. İyi anlaştığımız, birlikte olmaktan keyif aldığımız insanlarla olan ilişkilerimizin sırrı belki de bu alanı doğru kavramış olmamızdandır. Sadece kendimiz için ayırdığımız bu çok özel alana bize çok yakın olan, çok güven duyduğumuz insanların girmesine izin veririz.

Bazı arkadaşlarımızla sessizlik içinde bile derin bir iletişim kurabiliriz. Bazılarıyla ise karşılıklı bir araba laf etsek dahi hep bir şey eksik kalmıştır. Yıllardır tanıdığımız insanlarla genelde daha rahattır ilişkimiz ama kimi insanlarla yeni tanışmış olsak bile birbirimizi yıllardır tanıyormuşuz gibi bir duyguya kapılırız ve onlara özel alanımızı çok daha kolaylıkla açabiliriz.

Sevgi, kabul ve onay arıyoruz hepimiz. Bu ise kelimelerden çok bakışlarda, beden dilinde, birilerinin bize söylediği sözlerde, yaptıkları iltifatlarda değil de zamana yayılan bir yakınlaşma derecesinde gizlidir.
Kimi insanlarla ne kadar gayret etsek de yakın bir bağ kuramayız. Ya da bizi sevmesini istediğimiz birilerinden bir türlü istediğimiz onayı alamayız.

Yaz tatilleri yeni tanışmaların olduğu, dostlukların sınandığı zamanlardır biraz da… En azından herkesin daha çok vakti vardır birbirine.

Hayat zamanla eler bazı arkadaşlıkları… Gerçek bir kalp titreşimi, gerçek bir bağ yoksa bir yerde kopar ilişkiler.

Birini gerçekten seviyorsak her hali güzel görünür bize… Kusurlarını hemen bağışlar ya da samimi bir kızgınlık, sevgi içeren bir sitemle söyleyebiliriz bizi üzen şeyi. Çok kızarız aslında, başkalarına kızdığımızdan bile çok kızarız sevdiklerimize. Kızgınlığımız sevgimizin gücünden gelir daha çok da.

Politik, sosyal krizlerin yaşandığı dönemlerde hiç tanımadığımız insanlarla bir gönül bağı oluşabilir aramızda. Aynı hayalin peşinde koşmakta, aynı yöne doğru bakmaktayızdır. Bizimle aynı miting alanında bulunan insanlarla mesela, tüm farklılıklarımıza rağmen bir noktada buluşmuşuzdur ve o çoğul buluşma kanatlandırır içimizi. Birden çoğalmış, küçük bir damlayken bir nehre karışmış gibi hissederiz kendimizi. Bu dünyadaki yalnızlığımıza bir an için iyi gelir bu…

Bizimle aynı toplumsal belleğe sahip, aynı kamusal alanda yaşayan insanlarla böyle buluşmalar yaşamamız çok daha kolaydır. Dünyada da birer damla olarak parçası olabileceğimiz büyük nehirler vardır. Aslında farkında olmadığımız büyük bir ailenin parçasıyızdır.

Yalnızlığımız hep oradadır ama. Bütün bu birbirinin içine geçmiş sosyal kürelerin en ortasında sadece çok özel birilerine ayırdığımız bir yer vardır ve kimi zaman bulamayız o çok özel insanı. Oraya girmesine izin vermek istediğimiz insan o yeri istememektedir belki de. O çok özel yer ona kapatılmak istemediği bir hapishane gibi gelmektedir.

Bütün bu yakınlık alanları bizim kontrolümüzde değildir büyük oranda. İş yerimizde mesela, belki de hayatımızın hiçbir yerinde olmasını istemediğimiz bazı insanlarla yakın bir iletişim kurmamız gerekmektedir. Bazen ise hiç de tercih etmeyeceğimiz bazı insanlara mecbur kalırız.

Böylesi durumlarda yapılabilecek en doğru şey daha iyi tanımayı ve sevmeyi denemektir. Bazı insanlara belli bir mesafeden güzel bir duyguyla yaklaşmamız, onlara farklılıkları içinde bir kabul ve onay sunmamız mümkündür çoğu zaman.

Sonuçta aynı gezegenin insanlarıyız ve temelde bizi birleştiren, şu veya bu biçimde ortaklaştıran bazı yanlarımız var.

Birileri bizi manipüle etmeye, üzerimizde baskı kurmaya çalışmadığı, onlar için saptadığımız kişisel alanımızın sınırını ihlal etmediği sürece sorun yoktur.

Herkesin istediği biçimde var olma, istediği inançla yaşama hakkı vardır. Bir başkasını düşmanlaştırmak, kendiyle aynılaştırmak istemek, bunu bir proje haline getirmektir sorun olan.
Ne istiyorsanız o olun ama “kardeş olun ey insanlar!”. Büyük bir dünya hayali bu!