"Bütünlüklü bir anlaşmanın mümkün olduğuna inanıyorum"

BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin “Politis” gazetesi için kaleme aldığı yazısında Kıbrıs’taki liderlere çağrıda bulundu.

BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin “Politis” gazetesi için kaleme aldığı yazısında Kıbrıs’taki liderlere çağrıda bulundu.

Politis gazetesi: “Holguin’den Liderlere Makale-Mesaj – Yolu Nasıl Açacaklarını Gösteriyor – ‘İş Birliği Yapmaya Başlayın, Aksi Halide Müzakereler Ulaşılamaz Bir Hedef Olarak Kalacak” başlıkları altında manşet ve iç sayfalarından yer verdiği haberinde, BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in liderlere mesaj niteliği taşıyan bir makale kaleme aldığını belirtti.

Holguin’in gazetedeki makalesinin tam metni şöyle:

“Son aylarda Kıbrıslılar neredeyse her gün 'metodoloji', 'öz' ve 'güven yaratıcı önlemler' terimleriyle karşılaşıyorlar. Tüm çabalarımız, Kıbrıs sorununun kesin çözümüne yol açabilecek müzakerelerin başlamasını destekleyecek koşulların yaratılmasıdır. Genel Sekreter, bu anlayışı ileri götürmek ve müzakerelerin yeniden başlamasını teşvik etmek için adayı ziyaret etti.

Müzakereler yeniden başlamamış olmasına karşın, Birleşmiş Milletler (BM) adadaki varlığını sürdürerek ve yardıma hazır kalarak kararlılığını kanıtlamıştır. Müzakerelerin yeniden başlatılması kararı liderlere bağlıdır.

Öte yandan BM iki toplum arasındaki diyaloğun korunmasına ve Kıbrıs sorununun gelecekteki çözümünü şekillendirecek olan liderler arasında köprü kurulmasına katkı koymayı sürdürüyor. Teknik Komitelerin çalışmaları, iş birliği durumunda nelerin başarılabileceğini kanıtlıyor ve BM’nin adadaki önceliklerinden bir tanesini teşkil ediyor.

Son aylarda BM, yaklaşık 10 yıl önceki müzakerelerde varılmış uzlaşıları toplama ve yazıya dökmek için çalıştı. Bunlarda 'esas' ibaresi geçmektedir. Her iki tarafın da geçmişte nelerin müzakere konusunu olduğunu bilmelerine ve arşivlerinde ilgili tüm belgeleri bulundurmalarına karşın BM, iki tarafın resmi müzakerelere yeniden başlama kararı almaları durumunda faydalı olma ihtimali bulunan çeşitli belgeleri de yeniden inceledi. Bu belge, müzakerelerin yeniden başlaması durumunda sunulacaktır. Daha fazla tartışmaya veya geriye gidişe yol açabilecek hiçbir şey eklemeyeceğiz.

Sıkça değinilen diğer iki konu ise güven yaratıcı önlemler ve metodolojidir. Bunlar görüşülmelidir ve iki liderin uzlaşısını gerektirir. İlerleme onların (liderlerin) iş birliği yapmaya başlamayı istemelerine ve siyasi eşitlik temelinde birlikte nasıl var olabileceklerini araştırmalarına bağlıdır.

Eğer son iki yıl içerisinde iki taraf, iletişimi kolaylaştıracak bir barikatın açılmasında, mayınsızlaştırmada ya da tüm adayı plastik kirliliğinden arındıracak ortak bir çabada ve iş birliği yapılabilecek diğer birçok alanda bile uzlaşamadıktan sonra, özellikle sınır hatları günbegün daha belirgin hale gelirken, iki toplumun artan uzaklaşmasını ve onlarca yıllık bölünmüşlüğü aşacak siyasi, ekonomik ve sosyal bir modelde nasıl uzlaşacaklar?

Güvenin inşası ve gerçek siyasi iradenin ortaya konabilmesi için GYÖ’lerin uygulanması şarttır. İki tarafın bunun üzerinde ortaklaşa çalışması gerekir.

Liderleri ve müzakerecileri, haftalık görüşmelerinde müzakerelerin metodolojisini görüşmeye çağırdık. Gerçek öneme sahip bir konudur. Müzakerelerin yapılış şekli başarılı olması için belirleyicidir. Bir süreç üzerinde uzlaşmak, bir tarafın görüşünü terk ettiği veya öze ilişkin konulardaki bakış açısını değiştirdiği anlamına gelmez. Metodoloji, müzakerelerin yapılış şeklini, gündem için belirler ancak öze ilişkin konular müzakere konusudurlar. İki kavram, farklı ancak bütünleyici amaçlara hizmet eder ve ayrı tutulmaları gerekir. Birbirlerine karıştırılmaları, öze ilişkin konularda müzakerelerin çerçevesini oluşturacak olan ve iki tarafın da saygı göstermesi gereken 'oyunun kurallarında' uzlaşı sağlanmasını engeller.

Ayrıca, fonksiyonel bir metodolojide uzlaşmak her iki tarafa da; her şey üzerinde uzlaşılmadan hiçbir şeyde uzlaşılmayacağı, bazı anlaşmaların erken uygulanması, sürecin güvenilirliği ve müzakerelerdeki ilerleme konusunda Kıbrıslıların bilgilendirilmesi kuralları gibi temel yönlendirme çizgilerini belirleme imkanı verir.

Süreç kurallarında uzlaşmak tek başına, her iki tarafın ilerleme isteğini ve diyaloğa hazır olduğunu gösterir.

Sürecin arabulucusu olarak, görevimin son gününe kadar çabalamaktan vazgeçmeyeceğim. Kıbrıs’a iki yıldır gerçekleştirdiğim ziyaretler ve iki taraftan da insanlarla yaptığım diyaloglar sonrasında bütünlüklü bir anlaşmanın mümkün olduğuna inanıyorum.

Kıbrıs’ın onlarca yıllık uzlaşmazlığı, bölünmüşlüğü ve iki toplum arasında artmış olan uzaklaşmayı aşmak için gerekli uzun vadeli kararları almaları yönünde liderlere çağrı yapmayı sürdüreceğim.”

Haberler Haberleri