BUNLARI HAK EDİYOR MUYUZ?

Sami Özuslu

Kimse kusura bakmasın ama bu toplumu daha fazla yerin dibine batırmaya kimsenin hakkı yoktur. Hangi mevkide olursa olsun!..
Halktan kadar kopmuş, güven vermeyen, bu yüzden de iletişim kuramayanlar ‘abileri’nin gölgesine sığınıyorlar.
Tıpkı mahalle kavgasında ‘abisini çağıran’ mızır çocuk gibi!..
Tam bir çaresizlik örneği…
Karşınıza aldığınız insanları ikna etmek beceri ister. ‘Abiye sığınmak’ ise beceri falan gerektirmez. Bazı değerler varsa serde, zaten o tür işlere yeltenmez insan. 
O hallere düşmez.

*  *  *

Ersin Tatar’ın Lefke’de bir grup esnafla konuşmasını izledim sosyal medyada dönen videodan ve çok üzüldüm.
Böyle bir duruma neden düşsün ki Başbakanlık koltuğunda oturan bir insan?
Ne gereği var ki?
Bir Başbakan olarak başka bir ülkenin Bakanı’nı arayıp, hoparlörleri de açıp sesini canlı olarak dinletmek de nereden çıktı?
“Bakın, işte böyledir bizim ilişkilerimiz” diye caka satmak da neyin nesi?
Her iki laftan birinde “Sayın Bakanım, Sayın Bakanım” diye el-pençe-divan halleri nasıl bir davranış biçimidir ki Sayın Tatar?
İzlediniz mi o videoyu siz?
Tamam mıdır bu haliniz?
Başkası yapsaydı eğer ‘bravo, ne güzel iş yaptı’ mı derdiniz?
Yoksa utancınızdan siz de yerin dibine geçmiş gibi mi hissederdiniz?

*  *  *

Seçim var, oy istiyorsunuz. 
O zaman görüşlerinizi dinleyelim. Projeleriniz nedir, onları duyalım. Nasıl bir Cumhurbaşkanlığı vaat ediyorsunuz, onu anlatın halka…
Kıbrıs sorununa bakış açınızı anlatın. Ama ‘abi gölgesi’ne sığınarak değil… 
Kendi düşüncelerinizi…
Diğer adayların görüşlerini, yaptıklarını, yapamadıklarını eleştirin. 
Düşünce dünyamız zenginleşsin. 
Unutmayın ki bu seçim de bitecek. Her şey geride kalacak. 
Geride kalan bir ‘hoş sada’ olsun ama…
Öyle ‘alo abi’ görüntüleri değil.
Bu toplum bunları hak etmiyor çünkü…
Makamlar gelip geçicidir.
Kalıp gidecek herkes bir gün oturduğu koltuktan…
Keşke herkes bulunduğu koltuğu doldurabilse önce…
Keşke o makamın gereklerini yerine getirmeyi öncelik yapsa…
Keşke, ah keşke…