Bugünü başlangıç ilan edin

Neşe Yaşın


Bazen içimdeki ses o kadar yüksek ve karmaşık şeyler söylüyor ki okuduğumu ya da dinlediğimi anlamıyorum. Elimdeki kitabın kelimelerine bakıyorum sadece; bir konferansta çoğu cümlelerini kaçırıyorum konuşmacının… Ya gönlümden yaralıyımdır böyle dönemlerde ya da uzun düşünmelerden, vicdan muhasebelerinden, gecelerimi işgal eden karmaşık rüyalardan yorgun düşmüşümdür. Bir sakarlık da nüfuz eder üstüme… Hem fiziksel hem ruhsal bir sakarlık... Hiçbir şeyi tam kavrayamam. Elime aldığımı düşürür, kolumu, bacağımı oraya buraya çarpıp dururum. Reflekslerim yavaşlamıştır. Bedenen bir yerdeyken ruhen başka yerdeyimdir çünkü... Böylesi dönemlerde,  insan ilişkilerinde de zorlanırım üstelik. Konuşurken aslında başka cümleler kurmalıymışım duygusunu taşırım.  Öyle derinlere dalmışımdır ki yaptığım her yorum yüzeysel gelir.
O dalgınlık halini mutsuzluğa “iyi olmamaya” yorar kimileri… O kadar da haksız sayılmazlar.  İçimden akıp geçen daha çok da derin bir kederdir çünkü… Güncel ya da önemli bir problemim olduğundan değil. Hatta bir varoluş sıkıntısı dönemi bile sayılmaz bu… Sadece dünyanın haline ağıt yakma,  dışarıdan kaçış, bir içe yoğunlaşma hali… Karar vermem gereken bir durumdan, yapmam gereken acil bir işten, çözmem gereken bir sorundan kaçıyorumdur kimi kez…  Kimi kez de dünyanın ve insanın hallerine bininci kez şaşırmışımdır.  Bazen birisinden işittiğim bir söz, bir cümle bloke etmiştir beni…  Bir haksızlığın artçı sarsıntılarını yaşamaktayımdır. Geçici, duraklama dönemleridir bunlar. Yeniden mücadele edebilmek için enerji toplama dönemleri…
Düşünüyorum da bu dünyada ruhsal açıdan iyi olmak biraz ayıp sayılmaz mı? Bunca kargaşa,  bunca zulüm içinde gemisini kurtarmış kaptan gülümseyişine sahip olmak bir duyarsızlık işareti değil midir? Hayat bir bölünmeler ve düşmanlıklar arenası… Kendini var etmek, onay görmek, hiyerarşi basamaklarında üste çıkmak için kıran kırana bir yarış söz konusu… Yarışta önde olup geride kalanların yenilgileri üstünden bir keyif yaşamamız isteniyor. Her şeye rağmen yenilmemek, iyi olmak, neşeli olmak önemlidir kuşkusuz. Bazen başaramayız işte bunu… Hayattan gelen şiddet karşısında geri çekilip kendimizi korumak için gardımızı almaya zorlanırız
Böylesi dönemlerde gözyaşlarını serbest bırakmalı… İçimizdeki zehrin başka türlü akıp gitmesi zor çünkü…  Zalime karşı bizim için terapik bir işlev de görebilecek kelimeleri harekete geçirmek önemli. İntikam cümleleri olması gerekmez bunların. Attığın bir gülle bazen daha fazla yaralarsın karşındakini… Önemli olan düşündürmek ve dönüşüme neden olabilmektir. Tuttuğun aynada karşındakine yanlışını gösterebilmektir. Kimi egolar için faydasızdır bu; biliyorum… Yine de zalimle savaşırken zalime dönüşme tehlikesini atlatabilmek için başka çare yok gibi…
İnsanlık hallerine dair çok şey öğrendim bu hayatta… Buna rağmen şaşırıyorum hala… Bazen de içimdeki nöbetçi suçlu devreye giriyor ve kendi hatamı aramaya başlıyorum. Geçmiş acıtıyor en çok beni… Bazı hataları neden yaptığımı anlayamıyorum şimdi… Hayatta bazı kilit anlar vardır. Doğru karar vermemiş, yeterince direnememişsen bütün bir ömür ödüyorsun ceremesini…
Yine de “yanlış bir hayatı doğru yaşamamış” olduğu için kendini o kadar suçlamamalı insan. Geleceğe dair bir projen, bir umudun varsa, bir eylemlilik içindeysen geçmişi düşünmeye fazla vaktin olmaz zaten.
Hayat sürüyor… Olumsuzluklara takılıp kalmanın bir âlemi yok. Hem mevsim de değişiyor sürekli… Baharla birlikte için çiçeklenebiliyor.
Güzel olan şu ki geçmişte olduğu gibi şaşırtıcı ve güzel şeylerin yeniden başına gelmesi pekâlâ mümkün… Bir bakıyorsun ki hayıflanıp dururken hayat bambaşka bir yere taşıyıvermiş seni.
Bir dalgınlık ve sakarlık halinden çıkmak hastalıkların nekahet dönemleri gibi keyifli… Birden hayatın aslında sonsuz nimetlerle dolu olduğunu fark ediyorsun… Bazı şeylerin başka türlü de yaşanabileceğinin ayırdına varıyorsun.
Bir karanlık dönemin içindeyken bunu göremiyorsun işte… Sonsuza kadar böyle gidecek, hatta daha kötü olacak duygusuna kapılabiliyorsun.
Öyle değil ama… Şu an kendinizi bir çıkmazda hissediyorsanız; inanın değişecek. Yapılabilecek bir şeyler vardır her zaman. Bugünü başlangıç ilan edin yeter.