Bu “düzen” çok uyduruk.
Mış gibi…
Biraz İngiliz sömürgesinden kopyalanmış, biraz Türk…
Kendi olamamış.
Yasalar çoğunlukla göstermelik.
Uygulanmıyor.
Doğrusu da uygulanmıyor, eğrisi de…
Hayata gerekli olan da uygulanmıyor, gereksiz olan da…
Şimdi değiştirdiler ya “Ceza” bilmem neyini…
O da uygulanmayacak.
Yakında eski bir bakan ya da örgüt başkanı çıkacak mahkemeye…
Müsteşar da müdür de çıkacak…
“Sahte diploma” konuşulacak…
“Rüşvet” konuşulacak…
Hepsinin adı yazılacak.
Hem gazetelerde hem sosyal medyada…
Polise “bunları tutukla” kim diyecek?
Dese ne olacak?
Polis trafik cezasını dağıtacak adres bulamıyor…
Kimi nerede bulacak?
***
Bu ülkede kapalı alanlarda sigara içmek de yasak.
Yasanın yapıldığı Meclis’te içerler…
Hatta devlet hastanelerinde…
Kamu görevlilerinin ikinci iş yapması yasak…
Başhekimler bile yapar.
Gardiyanlar da yapar, tapu memurları da…
Devlet okulundaki öğretmene özel ders yasak…
İş güvenliği olmadan işçi çalıştırmak yasak…
Birisi ölünce gidilir inşaatlara…
Sigortasız çalıştırmak yasak…
İzinsiz yapılaşma yasak…
Orman arazisine tecavüz yasak…
Plaj girişinde para almak yasak…
Eeee?
***
Mahkemeler Yasası’na göre mahkeme avlusunda fotoğraf çekmek zaten yasak…
Şimdi değil…
1950’lerden beri…
Uygulandı mı?
Bu yasa da uygulanmayacak.
Uygulanamaz zaten…
Ama dedim ya, uygulanabilir yasalara da uymaz kimse bu ülkede…
Akıl var, mantık var…
Başbakanı polis yakalayacak, hâkim karşısına çıkaracak…
Üstelik yargılamanın esası açıklık…
Duruşma salonuna gireceksiniz…
Ne kadar iddia varsa dinleyeceksiniz…
Birisi çıkıp “Rüşvet verdim” diyecek…
Siz bunu yazacaksınız ama “Başbakan” olduğunu gizleyeceksiniz!
Peh!
***
Ha, bu düzende sıradan insanlar çok mu korundu?
Hayır…
Ama bunu yapanlar her defasında teşhir edilseydi, utandırılsaydı…
Belki yasa değişikliğinden daha etkili olurdu.
Bir tırnak uyuşturucudan mahkemeye çıkarılan çocukların açık isimlerini özellikle yazan, bunu internetten kaldırmak için üstüne bir de para isteyenleri yargılasalardı keşke…
***
Dönemin Cumhurbaşkanı Ersin Tatar bize hakaret gerekçesiyle dava açmıştı.
Kendimizi savunduk…
Derdimizi anlattık…
Mahkûm olmadık.
Ne yazacaktık süreç boyunca?
“Bellapais’te sakin E.T.’nin tazminat talebiyle mahkemeye çıkan Y yetkilileri ile Lefkoşa’da sakin S.İ. ve C.M…” mı?
Olmaz bu…
Gazetecilik böyle yapılamaz.
Bunun kararını editör verir.
Denge; basın özgürlüğüyle kişilik hakları arasında, gazeteciliğin etik terazisinde kurulur.