“Bu hikayeler, soykırımla önyargısız yüzleşme için anlatıldı…”

Sevgül Uludağ

Haluk Kalafat

Ermenistan’daki Analitik Haber Ajansı “Armedia” ve “Avrupa Entegrasyonu”nun 1915 Ermeni Soykırımı hakkında yürüttüğü proje, "Beni Kurtaran Türk" adlı çalışmada soykırımdan Türklerin yardımıyla kurtulanların hikayeleri derlendi.

Ermeni Soykırımı’nın 100. yılı dolayısıyla planlanan projeler yavaş yavaş hayata geçiyor. Kasım ayının ilk günlerinde yayınlanacak olan “The Türk Who Saved Me” (Beni Kurtaran Türk) kitabı, Britanya hükümetinin de desteği ile yapıldı.

1915'te Türkler tarafından kurtarılan Ermeni ailelerin torunları ile bugünkü düşünceleri ve bu ailelerin öykülerini anlatan hikayeler İngilizce, Ermenice ve Türkçe olarak basılacak. 30 hikayeden oluşan kitabın nasıl hazırlandığı, amacı ve kimlerin destek verdiğini projenin Türkiye partneri Aris Nalcı  ile konuştuk.

***  “The Turk who saved me” projesi nasıl doğdu? Çalışmada kaç kişi görev aldı, hangi kurumlardan destek alındı? Ne kadar sürdü? Sizin projedeki göreviniz nedir?

Ermenistan’daki Analitik Haber Ajansı “Armedia”nın “100 yıl… Gerçek hikâyeler” başlığı altında ve “Avrupa Entegrasyonu” sivil toplum kuruluşu tarafından gerçekleştirilen “Beni Kurtaran Türk” projesi Soykırımdan kurtulanların, yakınları tarafından aktarılan gerçek hayat hikâyelerini sunuyor.

Hikâyelerin özelliği, kahramanların Ermeni Soykırımı’ndan doğrudan ya da dolaylı olarak, Türklerin yardımları sayesinde kurtulmuş olması.

Proje, Birleşik Krallık Dış İşleri ve İngiliz Milletler Topluluğu Ofisi’nin desteğiyle gerçekleştirildi.
Ben bu projenin Türkiye’deki partneriyim. Projeye birkaç ay önce dahil oldum. Türkiye’de bu yayının dağılması ve aynı zamanda da medya ilişkilerini yürütüyorum. Bu tip projelerde özellikle kaynak güvenirliliği açısından güvenilebilir gazetecilerle irtibat halinde olarak bu yayının önemini anlatmak gerektiğini düşündüğümden projeye dahil oldum.

Türkiye’de bu tip yayınlar hep propagandif bulunur bu yüzden de hem hikâyelere hem anlatanlara hem de projede çalışanları dikkatli seçmelisiniz.
Projede 50 hikaye toplandı ve bunlar için 10’dan fazla sivil toplum örgütü çalışanı ve gazeteci çalıştı.

***  Bu öyküleri anlatan kişilere nasıl ulaşıldı?

Bu hikâyeler Ermenistan’daki partnerimiz Avrupa entegrasyonu sivil toplum örgütü aracılığı ile sözlü tarih çalışmaları şeklinde yapıldı.

Anlatıcı kişilere de muhabir arkadaşların ve projenin saha çalışanlarının birkaç aylık araştırmaları üzerinden ulaşıldı.

***  Soykırım sonrası üçüncü neslin hafızasını aktarıyorsunuz. Üçüncü neslin yaklaşımını nasıl görüyorsunuz?

Soykırım sonrasında her nesil özellikle diasporadaki neslin anıları farklılaşıyor. Üçüncü nesil bu konuda çok önemli bir yerde. Soykırımdan kurtulanların birçoğu gittikleri ülkelerde yaşam savaşı verdiler hayatları boyunca. Var olan düzeninizi bırakıp tamamen farklı bir ülkede yaşam kurmaya, kök salmaya çalışıyorsunuz. Ayrıca gittiğiniz yerlerde de göçmen olarak aşağılanma durumunuz da olabilir. Çoğu Ermeni aile ucuz işçi olarak çalıştı ilk gittiğinde. İkinci nesil dil öğrendi, diasporada okudu ve eğitim aldı. Ancak hala bir adaptasyon sorunu vardı. Üçüncü nesil ise artık oralı. Bu diaspora için olduğu kadar Ermenistan için de geçerli.

Ermenistan’ın Sovyetlerin ardından bağımsızlığını ilan etmesiyle birlikte ve öncesinde sözlü aktarım daha da arttı. Anneanne ve büyükbabaların torunlarına anlattığı hikâyeler çok. Kendi çocuklarıyla belki içerisinde bulundukları yaşam savaşı ve koşuşturmaca sırasında konuşmayan yaşlılar sözlü tarihlerini evde kendilerine daha yakın olan torunlarına aktardılar.
İşte bu proje bu sözlü tarihi kelimelere döküyor.

***  Soykırımın 100 yıldönümünde bu projenin işlevi sizce nereye oturacak?

Öncelikle sunu söylemek gerek. Bu proje eğer Ermenistan’daki bir kuruluş tarafından yapılmıyor olsaydı ben dahil kimse güvenmezdi anlatılanlara. Türkiye’nin propaganda için kullanacağını düşünenler çoğunlukta. Ancak anlatılan öyküler ailelerin Türkleri şeytanlaştırmadan nasıl kurtulduklarını ve soykırıma uğradıklarını anlatıyorlar.

Bu soykırım ile ilgili Ermenilerin herhangi bir etnik kimliğe karşı önyargılarının olmadığının ve aynı zamanda kendi acılarını aktarmanın farklı bir yolu. Ben soykırıma uğrayanlar kadar soykırımı yapan ve seyirci olanların da büyük bir travma yasadığını düşünüyorum. Bu travma her açıdan bu topraklardaki halkları öyle bir yaraladı ki 100 yıldır iyileştiremiyoruz.

Önümüzdeki yıl birçok ülkede bu ve benzeri proje göreceğiz. İnsanlar soykırıma uğradılar ve hala yaşıyorlar. Hala dünyada Ermeniler var.

Buradan hareketle teşekkür kampanyaları bile yapılacaktır. Bunların karşı propaganda değil insanlık adına girişimler olduğunu düşünmek zorundayız. Ermeni soykırımı sadece Ermeniler için değil bu yüzyılda soykırıma uğrayan her halk için acı bir olaydır. Bu yüzden de tanınması ve 100 yıllık inkarın sonlanması sadece etnik kimliklere bağlı değildir. Bu sadece Türkler ve Ermeniler arasında çözülmesi gereken bir mesele değil. Bu dünyanın yüzleşmesi gereken bir konu... 

(BİANET.ORG – Haluk KALAFAT – 27.10.2014)