BRTK

Erdinç Gündüz

Hayat başarılar, başarısızlıklar, hayal kırıklıkları, sevinçler, hüzünlerle, mutluluklarla dolu. Bir günü başka bir başka günü bambaşka olabiliyor. Her türlüsünün yaşanması zorunlu. Seçenek yok.

Sekiz ay kadar önceydi.  Hükümet tarafından BRT Kurumu’na Yönetim Kurulu üyesi olarak atanmam gündeme geldiğinde, enine boyuna çok düşündüm.  Düşündüm çünkü, zor bir yer olduğunu biliyordum.

Tereddütlüydüm.  Ama  20 yıl kadar önce ayrıldığım bu Kurum’a bir bağlılığım da vardı. 1964’ler 1965’lerden başlayarak nereden nereye geldiğini yakından izleyen ve yaşayanlardan birisiydim. Bayrak Radyosu’nun ve BRT Kurumu’nun Kıbrıs Türk insanı için anlamını, lafazanlıklarla değil gerçekten bilen ve kabul edenlerden biriydim.  Çok düşündüm. Rahatımın bozulacağını bile bile ‘Belki birşeyler başarırım’ düşüncesiyle Yönetim Kurulu üyeliğini kabul ettim. İlk toplantıda da Yönetim Kurulu Başkanı seçildim.

Göreve başladığım günden itibaren bildiklerim yanısıra bilmediğim sorunları araştırmaya başladım.  Başta, siyasilerden kaynaklanan  yılların birikimi yanlış uygulamalar ve çoğunluğu bu hatalardan kaynaklanan iç’deki bozukluklar, yönetim hataları,  disiplinsizlikler, keyfi uygulamalar ve geçici personelin durumu beni şaşkına çevirdi. Tüm bunları derleyip toparladıktan sonra ‘çözüm’ yollarının ne olabileceği üzerinde yoğunlaştım. 

Tartışılabilir olan bu önerileri de, ilgili yerlere ilettim. Ayrıntılara (zorlanmadıkça) girmeye niyetim yok ama, ‘hiyerarşi’nin nerdeyse yok edilmiş olması, kıdem, liyakat’ın hiçe sayıldığı,  organizasyondaki inanılmaz bozukluk, Yönetim Kurulu’nun nasıl işlevsiz kale getirildiği, Kurumdaki personel fazlalığı,  soyadı aynı olan kişilerin kadrodaki çokluğu, küstürülen personel sayısındaki fazlalık,  ‘adamlarım-güvendiklerim-güvenmediklerim’ anlayışı, kaostan yararlanan ve oturup maaş alanlar, ‘bizden olanlar ve olmayanlar’ ayırımcılığı, sayısı çok fazla olmasa da, yağcılar, yalakalar, sırtını güçlü gördüklerine dayayan çıkarcılar ve  bunlara karşısında umudunu tümden yitirenler, geleceğinden endişe eden ‘geçiciler’  v.s. v.s. v.s., beni şaşkına çevirdi.  Sürekli ‘rating’ kaybederek radyolarında ve iki tv kanalında yayınları sürdürmeye devam eden bir BRTK vardı karşımda.

Sekiz aylık süre içinde, çalıştım, çabaladım ve tüm bu sorunların  nasıl aşılabileceğine ilişkin planlar, programlar üretmeye gayret gösterdim ama olmadı. Çok üzgünüm ve mahcubum.

BRT Kurumu’nun düştüğü ve düşürüldüğü durum için çok üzgünüm... Tarihi BRT’nin,  nereye gittiğini hatta nereye götürüldüğünü anlatamadığım için üzgünüm...

BRTK için hiçbir yararım olamadığı için mahcubum...Bana güvenen, benim birşeyler yapabileceğime güvenen ve inanan personel önünde mahcubum.... Tüm BRT çalışanlarından özür diliyorum...

Not:    a) Sayın Başbakan’ın Basın Toplantısı’ndaki  “Zaten görev süresi bitmişti” sözleri beni çok üzdü. Ama, kendisine o (sipariş) soruyu yönelttiren ve yöneltenin “YK’daki iki Hükümet temsilcisinin görev süresi 31 Temmuz’da doldu. Aradan üç hafta geçti. Neden hala atama yapılmadı ?” sorusunu da yöneltmesini ve Başbakan’ın buna da yanıt vermesini beklerdim.
b) Ben sorular üzerine yaptığım açıklamalarda ‘istifa’ sözcüğünü kullanmadım. Görevden affımı istediğimi belirttim. Olur ya, aynı koşullarda yeniden atanabilirdim düşüncesiyle.