Boru hattına karşılık Maraş...

Ünal Fındık

Önümüzdeki Cuma günü adamızda 50 yıldan sonra ilk kez bir ABD Başkan Yardımcısı’nı ağırlayacağız. Başkan Yardımcısı Joe Biden 23 Mayıs’ta 400 kişilik heyetiyle birlikte 2 gece Limasol’daki bir otelde kalacak.

Ardından 15 gün sonra ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin adayı ziyaret edeceği iddiaları her zamanki gibi Rum basınına yansıdı.

Doğru mu?
Bilmiyorum. Ama ABD’nin Kıbrıs sorununun çözümüne dönük ilgisi hiç bu kadar ciddi olmamıştı.
Bunun nedeni elbette bizim “kara gözümüz, kara kaşımız” değil. ABD’yi asıl motive eden Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon yataklarıdır. Özellikle de İsrail’e ait Leviathan Gaz Sahası’nda bulunan doğalgazın Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınmasıdır.
İsrail bu amaçla bir ihale açtı. Bu ihaleye 2 de Türk şirketi katıldı. Bunlar Turkas Petrol ve Zorlu Grup’tur. Ancak bazı kaynaklar İsrail gazının iletimi işiyle Enerjisa, Enka ve Aksa’nın da ilgilendiğini iddia ediyor.

Turkas Petrol, Enerjisa ile birlikte bir konsorsiyum oluşturma çabasına başladı bile.
İsrail’den Türkiye’ye yılda 7 ila 10 milyar metreküp doğalgaz gelmesi hedefleniyor. Projeksiyonlara göre 500 kilometrelik boru hattı alıcılar tarafından yapılacak.
Şimdi eyri oturalım, doğru konuşalım. İsrail, kendi MEB’inde bulunan gazı 500 Km boru hattı döşeyerek Türkiye pazarına, oradan da Avrupa’ya  ulaştırmak için hazırlıkları tamamladı.
Yani Kıbrıs sorununun çözümünü beklemeye gerek görmedi. İddialara göre bugün Erdoğan, Netanyahu ile buluşacaktı. Muhtemelen Soma faciası dolayısıyle bu buluşma ertelenmiştir. Ama hazırlık yapıldığına göre yakın zamanda gerçekleşecektir. 

Joe Biden’ın Kıbrıs’a ziyaretini de bu bağlamda değerlendirmek gerekir. Kısa zamanda çözüm mümkünse bunu başarmak, ama mümkün değilse bunu bypass ederek, boru hattının önündeki engelleri kaldırmaktır.
Sanırım Biden bizden daha çok şey bildiğinden bu aşamada erken çözümün mümkün olmadığını da biliyor.

Öyleyse neden geliyor?
Bence asıl önemli olan bu soruya bulunacak yanıttır.
Ben “sorunsuz boru hattı karşılığı Maraş” diye düşünüyorum.
Biden’ın çantasında Maraş konusu mutlaka olacaktır. Anladığım kadarıyla son gelişmeler üzerine iki liderin, ikisinin de erken bir çözüme hazır olmadığını ve yıllardır olduğu gibi hala “karşılıklı suçlama oyunu” oynamayı sürdürdüklerini artık herkes görüyor.

Biden ve arkasından da muhtemelen John Kerry bu denklemi yaşama geçirmek ve İsrail gazını pazara çıkarmak için taraflara ağır baskı uygulayacaktır.
Benim endişem bu aşamada bu denklemin yaşama geçmesi uzun vadede bölünmüşlüğün kalıcılaşmasını getirecektir.
Göstergeler bu yöndedir.

Anladığım kadarıyla bütün taraflar bu sonuçtan kazançlı olacaklar. Ancak her zaman olduğu gibi Kıbrıslı Türkler yine tamamen devre dışıdır ve en ufak birşey kazanmayacaklar, aksine çözümü başka bahara erteleyerek çok şey kaybedeceklerdir.

İsrail bu sonuçla milyarlarca dolar değerindeki atıl durumda bulunan gazı pazara ulaştıracak ve kazanacaktır.
Türkiye kendi şirketleri aracılığıyla ve kendi topraklarından geçecek boru hatlarından akacak gazdan payını alacaktır.
Avrupa Rusya’ya % 80’lere varan doğalgaz bağımlılığını kısmen azaltacaktır.
ABD denizin dibinden çıkarılacak gazı kendi şirketleri aracılığıyla çıkaracak, ayrıca hamisi olduğu İsrail’i her bakımdan güçlendirecektir.

Kıbrıslı Rumlar da 40 yıldır atıl durumda olan Maraş’ı geri alarak yeniden imar edecek ve ekonomiye kazandıracak, ayrıca 12.inci parselde bulunan gazı da aynı boru hattı üzerinden pazara çıkararak kazanacaktır.
Peki Kıbrıslı Türkler bu denklemin neresindedir?
Bilen var mı?