Arjantinli yazar Alberto Manguel, dünya çapında tanınan bir yazar ve antolojisttir.
Özellikle okuma kültürü, kütüphaneler ve kitap sevgisi üzerine yazdığı derinlikli eserler Manguel’i uluslararası bir şöhrete ulaştırmıştır.
Usta yazar babasının diplomatik görevi nedeniyle çocukluk yıllarını İsrail'de geçirdi.
***
Gençliğinde Buenos Aires'te bir kitapçıda çalışırken, görme yetisini kaybetmiş olan ünlü yazar Jorge Luis Borges ile tanıştı ve ona birkaç yıl boyunca kitap okudu.
Bu deneyim edebiyat hayatını derinden etkiledi.
***
Hayatı boyunca Arjantin, İsrail, Fransa, İtalya, İngiltere, Tahiti ve Kanada gibi dünyanın birçok farklı yerinde yaşadı ve Kanada vatandaşlığına geçti.
Bir dönem Arjantin Ulusal Kütüphanesi'nin genel müdürlüğü görevini yürüttü.
***
Meraklısı için belirteyim, Alberto Manguel’in “A History of Reading” (Okumanın Tarihi), “The Dictionary of Imaginary Places” (Hayali Yerler Sözlüğü), “Packing My Library” (Kütüphanemi Toplarken) ve “The Library at Night” (Geceleyin Kütüphane) kitapları mutlaka okunması gereken eserleri arasında.
***
Ve Borges…
Jorge Luis Borges…
20. yüzyıl dünya edebiyatını en derinden etkileyen, büyülü gerçekçilik ve fantastik edebiyatın öncüsü kabul edilen Arjantinli bir deha.
Öykücü, şair, denemeci ve çevirmen kimliğiyle tanınan Borges, edebiyatta labirentleri, sonsuzluğu ve kütüphaneleri birer felsefi evren haline getirmiştir.
***
Jorge Luis Borges, 24 Ağustos 1899'da Buenos Aires'te doğdu.
İngiliz kökenli entelektüel bir aileden geldiği için daha okula başlamadan hem İspanyolca hem de İngilizceyi kusursuz şekilde öğrendi.
Henüz 8 yaşındayken Oscar Wilde’ın bir masalını İspanyolcaya çevirerek bir gazetede yayımlattı.
***
Babasının göz rahatsızlığının tedavisi için Birinci Dünya Savaşı öncesinde ailesiyle Cenevre'ye taşındı. Burada Fransızca, Almanca ve Latince öğrenerek sembolizm akımından etkilendi.
***
Babasının yaşadığı göz rahatsızlığı Jorge Luis’in de yakasını bırakmadı.
Genetik bir hastalık nedeniyle hayatının ikinci yarısında görme yetisini tamamen kaybetti.
1955 yılında Arjantin Ulusal Kütüphanesi Müdürü seçildiğinde artık tamamen kördü.
Bu ironik durumu şu meşhur dizeleriyle anlatmıştır:
"Bana aynı anda hem 800 bin kitabı hem de karanlığı veren Tanrı’nın muhteşem ironisinden bahsediyorum."
***
Hayatının son dönemini gençlik yıllarının geçtiği Cenevre’de geçirdi ve 14 Haziran 1986'da orada vefat etti.
***
Borges, klasik anlamda uzun romanlar yazmamıştır.
Onun dünyası kısa öyküler ve felsefi denemeler üzerine kuruludur.
Yazılarında en çok işlediği motifler labirentler (Kaotik ve sonsuz evreni simgeler), kütüphaneler (Tüm evrenin devasa bir kütüphane olduğu fikrini işler), aynalar ve zamandır (Gerçekliğin kırılması, rüyalar, ikizler, sonsuz döngüler ve zamanın doğrusal olmayışı).
***
İşte bu iki büyük yazarı buluşturan bir kitaptan bahsedeceğiz şimdi.
Alberto Manguel'in "Borges'in Evinde" (With Borges) adlı eseri, edebiyat dünyasının en büyüleyici usta-çırak ya da okur-yazar buluşmalarından birini ilk ağızdan anlatan, oldukça kısa ama yoğun bir anı kitabıdır.
Türkiye'de Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanan bu eser, sadece bir biyografi değil, aynı zamanda kelimelerden inşa edilmiş bir dünyaya açılan özel bir kapıdır.
***
1964 yılında, henüz 16 yaşında bir lise öğrencisi olan Alberto Manguel, Buenos Aires'teki Pyma adlı kitapçıda tezgahtar olarak çalışıyordu.
O dönemde görme yetisini neredeyse tamamen kaybetmiş olan Borges, bu kitapçıya geldi ve genç Manguel'e kendisine kitap okuyup okuyamayacağını sordu.
***
Manguel bu teklifi kabul etti ve 1964-1968 yılları arasında, haftada birkaç gün Borges'in Buenos Aires, Maipú Caddesi'ndeki küçük dairesine giderek ona kitaplar okudu.
Kitap, Manguel'in bu 4 yıllık süreçte Borges'in evinin içinde şahit olduğu günlük yaşama, usta yazarın düşünce yapısına ve edebiyata bakışına dair tuttuğu samimi notlardan oluşur.
***
Manguel bu incelemesinde, Borges'in resmi biyografilerinde kolay kolay bulunamayacak kişisel detayları okuyucuya sunar.
Evrensel bir şöhrete sahip olmasına rağmen Borges'in evi son derece sade, hatta minimalistti. Labirentler ve sonsuz kütüphaneler düşleyen bu adamın kendi kütüphanesi şaşırtıcı derecede küçüktü.
***
Ve Borges'in takıntıları..
Kitapta Borges'in kaplanlara, sarı renge, İzlanda sagalarına, eski İngilizce dillerine ve Rudyard Kipling'e olan derin hayranlığı ve çocuksu tutkusu da anlatılır.
***
Aslında Borges sadece bir metni dinlemiyordu; Manguel okurken kelimeler üzerine tartışıyor, hafızasından metinleri düzeltiyor veya metnin yazılış tekniğini deşifre ediyordu.
Manguel'e göre Borges için "gerçeğin çekirdeği kitaplardaydı".
***
Borges'in neredeyse 90 yaşını aşmış olan annesi Doña Leonor ve evdeki hizmetçileriyle olan ilişkileri, yazarın insani ve kırılgan yönlerini ortaya koyar.
Kitabın en değerli yönlerinden biri, o yıllarda Borges'in evine girip onun fotoğraflarını çeken ünlü Arjantinli fotoğraf sanatçısı Sara Facio'nun arşivinden özel kareleri barındırmasıdır.
Metin ile fotoğraflar birbirini büyüleyici bir şekilde tamamlar.
***
Gençliğinde Borges gibi bir Arjantin Ulusal Kütüphanesi müdürüne kitap okuyan çırak Manguel, yıllar sonra (2016-2018 arasında) kendisi de Arjantin Ulusal Kütüphanesi'nin müdürlüğünü yapacaktır.