BM OYUNA NASIL GİRECEK?

Sami Özuslu



10 aylık karşılıklı suçlama ve durgunluk döneminin ardından Kıbrıslı Türk Lider Mustafa Akıncı'nın hamlesiyle yeniden filizlenen çözüm beklentisi, henüz olumlu sinyal vermeyen Anastasiadis sayesinde bekleme safhasını aşamadı.
Ancak bu safhanın ömrü fazla uzun olmayacak gibi görünüyor. Zira BM, Genel Sekreter Yardımcısı düzeyinde bu hafta içinde Kıbrıs'ı kolaçan etmeye hazırlanıyor.
Barış Gücü Operasyonlarından Sorumlu BM Genel Sekreter Yardımcısı Bintou Keita 9 Mayıs çarşambadan 11 Mayıs cumaya kadar temaslar yapmak üzere Kıbrıs'a geliyor. 
BM Sözcüsü'nün duyurduğu ziyarete ilişkin iki önemli 'satır arası bilgi' var.
Birincisi, Keita sadece liderlerle değil, iki kesimden sivil toplum temsilcileriyle de görüşecek.
İkincisi ve daha önemlisi, Keita 'Kıbrıs'taki Barış Gücü misyonunu gözden geçirecek.'
Zira bu yönde tavsiyeler var. Bunu da bizzat BM Sözcüsü Farhan Haq'ın açıklamalarından öğrendik.
*  *  *
Annan Planı referandumu sonrasında Genel Sekreter Kofi Annan da, o dönemin Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro De Soto da 'Kıbrıs Barış Gücü Operasyonu'nun sonlandırılması ya da asker sayısının azaltılması' yönünde görüşler dile getirmiş, bunlar raporlara yansımıştı.
Dile kolay, UNFICYP (BM Kıbrıs Barış Gücü) tam 54 yıldan beri adada görev yapıyor. 1964'te başlayan misyon, yarım asırdır bitmedi. 
Dünyanın 'en uzun süreli ikinci barış gücü' olmaya devam eden UNFICYP'in durumunun yeniden gözden geçirilmekte olduğunu anlıyoruz.
BM Sözcüsü'nün açıklamaları çok net değil belki ama bir tek cümleye bile çok anlamlar sığıştırmakta usta diplomatların satır arasında verdiği bu mesaj, ilgili yerlere ulaşmış olmalı.
İşin kokusu Keita'nın 9-11 Mayıs ziyaretinde ortaya çıkacaktır herhalde.
*  *  *
Kıbrıs sorunu Ortadoğu'daki Filistin-İsrail uzlaşmazlığının ardından 'en uzun süreli sorun' olmaya, dünyada ve bölgede rejimler ve sistemler değişmesine rağmen bundan hiç etkilenmemeye devam ederken, BM'nin kaynakları bakımından da 'gerekli' ya da 'öncelikli' olup olmadığına bakılmasında bence bir zarar yok. Tam tersine, belki de statükoyu değiştirmek BM'nin adadan çekilmesiyle sağlanacak!
Adadaki sürer durumun önemli bir bacağını Yeşil Hat ve 1964 tarihli Güvenlik Konseyi kararı oluşturmuyor mu? 
İşte o aradan kalkınca, Kıbrıs'ta başka bir 'durum' ortaya çıkacak.
Ne çıkacağını bilen var mı, emin değilim, ancak bundan korkmak yerine denemeyi göze almak gerekir inancındayım.
'BM çekilirse savaş çıkar' diyenlerden misiniz?
Ne yani, bu çağda biz hala BM sayesinde mi savaşmıyoruz Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar olarak?
Eğer böyleyse, hani bizim Avrupalılığımız, nerede modernliğimiz?
Mavi bereliler aradan çekilince birbirini yiyecek yamyamlarsak eğer, bir an önce çekilsinler de kim kimi yiyecekse yesin, bitsin!
*  *  *
Kıbrıslı liderler 'Guterres Çerçevesi'nin ne olduğu/ne olmadığı, içinde neler yazdığı/yazmadığı tartışmasını yapadursun, BM Genel Sekreter Yardımcısı Keita 'Barış Gücü operasyonunun gözden geçirilmesi' gündemiyle geliyor adaya.
Liderlerle görüşürken "Size Guterres'ten selam getirdim. Kendi adıyla anılan belgeyi en iyi kendisi bilir. Eğer isterseniz size anlatmaya hazır" mesajı verip kendilerini şimdiden Eylül'deki BM Genel Kurul toplantıları dönemindeki geleneksel görüşmeye davet edebilir.
Keita, içinde 'Guterres Çerçevesi nedir/ne değildir' başlıklı bir metin içeren, altında Antonio imzalı bir mektubu Akıncı'ya ve Anastasiadis'e takdim edebilir.
Ya da Genel Sekreter Yardımcısı taraflara "Ben aslında sizi görmeye değil, UNFICYP'e 'tası tarağı toplayın' demeye geldim" diyebilir.
Statükoyu liderler yıkmaya niyetli değilse, iç dinamikler de bir türlü sürece etkin şekilde müdahil olamadıysa, başka Godot'lar lazım bize demektir.
BM oyuna bu sefer çok 'farklı' girebilir, bütün 'ezber'leri bozabilir.
Bana öyle geliyor. Ya da öyle gelmesini istiyorum.
Sanırım çözümsüzlüğün çözüm değil, felaket demek olduğunu algılayan herkesin ruh hali böyle...