Bizim vidalar çoktan gevşemedi mi?

Serhat İncirli

Rusya'nın ücra bir köyünde, rayların vidalarını sökerken yakalanan bir köylü sorgu odasındaydı…

-*-*-

Müfettiş sordu: 
“Binlerce insanın canına kastettiğinin farkında mısın? Neden söküyorsun o vidaları?”

-*-*-

Köylü cevap verdi:
“Sadece bir vida beyim... Oltama ağırlık yapması için lazım. Ben kimseye zarar vermem. Hem tüm köy böyle yapar; bir vidayı söker, birini bırakırız. Fizik dersinde öğrendik, yük dağılır, tren devrilmez. 

-*-*-

Müfettiş öfkeyle:
“Delilik bu! Muhtar görmüyor mu bunu?”

-*-*-

Köylü gülümsedi: 
“Görmez olur mu? Karakolun ve kendi evinin kilitlerini bile bu vidalardan yaptırdı. Bedava sonuçta...”

-*-*-

Müfettiş bir süre sustuktan sonra yeniden sordu:
“Peki ya maaşınızı artırsak? Vazgeçer misiniz bu hırsızlıktan?”

-*-*-

Köylü başını salladı:
“Mesele para değil beyim, mesele alışkanlık. Adaleti ve ahlakı çocukken öğretmezseniz; büyüdüğümüzde cebimiz para görse de biz o vidaları sökmeye devam ederiz.”

-*-*-

Bu sözler karşısında dehşete düşen müfettiş, raporunu yazmak üzere başkente giden trene bindi. Camdan dışarıyı izlerken kendi kendine mırıldandı:
“Bu sefalet bir gün felakete yol açacak...”

-*-*-

Tam o sırada ray kenarında, elinde iki vida tutan küçük bir çocuk gördü. Çocuk gülümseyerek el sallıyordu. 

-*-*-

Müfettiş dehşet içinde bağırdı:
“Treni durdurun!”

-*-*-

Ama çok geçti... 
Kulakları sağır eden metal çatırtısı duyuldu. 
Çocuk ne fizik biliyordu ne de "bir söküp bir bırakma" kuralını.

-*-*-

 O sadece büyüklerinden gördüğünü yapmıştı. 

-*-*-

Fakat bu kez yan yana duran iki vidayı birden sökmüştü. 

-*-*-

Tren devrildi. 

-*-*-

Cehaletin ektiği tohum, adaletsizliğin suladığı toprakta dev bir felaket olarak biçildi. 

-*-*-

Suçlu kimdi? 
Çocuk mu? 
Köylü mü? 
Muhtar mı? 
Yoksa yıllarca yanlışı görüp susanlar mı? 

-*-*-

Asıl suçlu; cehaleti normalleştiren toplum, çıkarı ahlakın önüne koyan düzen, "Bir şey olmaz" kültürü ve yanlışa sessiz kalan herkesti. 

-*-*-

Çünkü bazı toplumlar bir anda çökmez…
Önce vidaları gevşer…

-*-*-

Not: Bu yazıyı bir dostum gönderdi… 
Yazıyı kimin yazdığı bilinmiyor… Kimisine göre “Anton Çehov yazmış”; kimisi de diyor ki, “hayır, Anton Çehov’a atfedildi…”

-*-*-

Kimin yazdığından çok, bizimle olan uyumu beni çok ilgilendiriyor…
Çünkü bizim vidalar gevşeyeli çok oldu…


Futbol Festivali’nin favorileri İspanya, Fransa ve İngiltere!

Nazilerin bile Berlin'deki 1936 Olimpiyatları öncesinde birçok yumuşatmaya gittiği biliniyor…  

-*-*-

1933 ile 1945 yılları arasında Adolf Hitler ve Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi (Nazi Partisi) yönetimindeki Almanya’ya “Üçüncü Reich” denir… 

-*-*-

Üçüncü Recih dönemi, 1933 – 1945 arasını belirtir… 

-*-*-

Ve bu dönemde bile mesela Yahudi karşıtı işaretler ve resimler dükkanlardan ve diğer kamuya açık yerlerden kaldırıldı. 

-*-*-

Hatta radikal ırkçı ve antisemitik bir Nazi propaganda gazetesi olan Der Stürmer gazete büfelerinden kaldırıldı. 

-*-*-

Daha da ileri gidelim, mesela Almanya’nın katı eşcinsellik karşıtı yasası olan 175. madde geçici olarak askıya alındı.

-*-*-

Buna karşılık, 2026’dayız… Dünya Kupası başladı ve binlerce, on binlerce insan, taraftar veya maç izlemek isteyen kişi, Amerika’ya gidemiyor… 

-*-*-

Donald Trump'ın ABD'si, kendisinden önce gelen büyük bir spor etkinliğine ev sahipliği yapan ülkelerden çok farklı… 

-*-*-

Trump’ın kalbindeki karanlığı, özündeki insanlık dışılığı aktif olarak görmemizi sağlıyor… 
Tiksintimizi körüklüyor… 

-*-*-

Kim kazanır?

-*-*-

Çok saçma bir soru!

-*-*-

Elbette iddialılar var ama 48 takımın tamamının az veya çok kazanma şansı söz konusu… 

-*-*-

Bu işin uzmanları var; bu uzmanların analizlerine göre, müşterek bahis şirketleri, en fazla kazanma şansı olan takımları mutlaka belirliyor… 

-*-*-

2026 FIFA Dünya Kupası için büyük bahis şirketlerinin güncel oranlarına bakıldığında, en çok öne çıkan ülke genellikle İspanya. 

-*-*-

İspanya’yı Fransa, İngiltere, Brezilya, Arjantin ve Portekiz takip ediyor… 

-*-*-

Örneğin Paddy Power'ın oranlarında İspanya 9/2 ile ilk sırada yer alırken, Fransa 5/1, İngiltere 13/2, Brezilya ve Portekiz 9/1 seviyelerinde bulunuyor…

-*-*-

Peki Türkiye?

-*-*-

Bahis şirketlerinin güncel oranlarına göre Türkiye'nin 2026 Dünya Kupası'nı kazanma oranı genellikle 80/1 ile 100/1 arasında değişiyor…

-*-*-

Kısacası, bahis şirketlerine göre Türkiye bu turnuvayı kazanmaz ama “kazanacak” diyerek bahis oynayan kazanır; bu kesin!

-*-*-

Kıbrıs Cumhuriyeti Futbol Ligi’ndeki Omonia, Apoel, Baf, AEL, AEK, Apollon ve Aris’ten futbolcular, Dünya Kupası’nda farklı ülkelerin milli takım kadrolarında yer alıyor… 

-*-*-

Üç örnek verelim… Guillermo Ochoa (Meksika) – AEL Limassol forması giydi… Ivan Šunjić (Bosna-Hersek) – Baf oyuncusu ve Derrick Luckassen (Gana) – yine Baf oyuncusu… 

-*-*-

Bu arada Rhian Joel Brewster’den bahsedelim… 26 yaşında… İngiliz ulusal takımlarında, “A” seviyede oynamadı ama daha genç ulusal takımlarda oynadı ve gol kralı da oldu… 
Hatta U17 Dünya Şampiyonu olan İngiliz takımında yer aldı ve turnuvanın en çok gol atan oyuncusuydu…

-*-*-

Babası Barbadoslu, annesi Kıbrıslı Türk!
Darby County’de oynuyor… 
Ve Türkiye, İngiltere ya da Barbados ulusal takımlarında oynama hakkı bulunuyor!

-*-*-

KKTC mi?
G.G.’den oyuncu var mı?
Yok!

-*-*-

Aziz Behiç var!
Yüksek ihtimalle Pazar sabahı Türkiye’ya karşı Avustralya’nın sol beki…
35 yaşında…
Mağusalı… 
O’nun adını “Aziz Behich” olarak okuyacağız… 
Ama tam adı Aziz Behiç Eraltay!

-*-*-

Futbol festivali başlasın!


Tek Kıbrıslı Türk… Aziz Behiç Eraltay… Avustralya forması ile Pazar sabahı Türkiye’ye karşı görev alması bekleniyor… Türkiye’de de uzun yıllar çeşitli takımlarda futbol oynadı… Şu anda doğduğu ülkede ulusal ligde futbol yaşamını sürdürüyor… Babası Mağusalı…