Bizim hikayemiz

Erdinç Gündüz

Özeleştiri yapmayı bilmeyiz, öğrenemedik hiçbir zaman.  İtiraf edelim ki, kendi kendimizi bile eleştirmeyi bilmiyoruz. “Ben nerde hata yaptım ?” diye düşünmemeyi seçeriz hep.   İşin en kolayını seçiyoruz kısacası. Suçumuzu, hatamızı, yanlışlarımızı,  beceriksizliklerimizi, ama herşeyin sorumluluğunu bir başkasına yüklemeyi bir marifet sayıyoruz nedense.

Trafik kazası yaptık örneğin. Bahaneler hazırdır: “Gözüme güneş girdi...”; “Yollar berbattı direksiyon kontrolünü kaybettim...”; “Ama o da........”  v.s. Yine de suçlu mu bulundunuz ? “Polis beni sevmedi, suçlu buldu...” da olabilir savunmanız;

Öğrencisiniz... Bilmem kaç dersten kırık not gelmiştir. Bahane hazırdır: “Öğretmenler bana taktılar...”; “Başka öğretmen olsaydı bunlar olmazdı...”; “ Yıl boyunca doğru dürüst hiç ders yapmadık ki...”;

Ülkede torpilsiz hiç bir işinizin olamayacağından şikayet edersiniz. Ama nedense,  böyle olduğunu,  bir işinizin olması için torpil yaparken, başarısız olursanız farkedersiniz.  Torpil sistemine küfredersiniz ama her noktadaki torpillerinizle övünürsünüz;

Politikacı mısınız ? Seçmene verdiğiniz sözleri unutursunuz. Soruldu mu ? “Bende hiç kabahat yok. Kabahat falanca Bakan’da, filanca Müdür’de...”;  “Bunlarla iş yapılmaz ki...”; “Çok uğraştım ama bunlara (!) laf anlatamadım...” der çıkarsınız işin içinden;

Politikacısınız, yapmanız gerekenleri, yapmıyor veya yapamıyorsunuz, verdiğiniz sözleri tutamıyorsunuz.  Bahane hazırdır: “İpler bizim elimizde değil ki...”; “Bu konularda biz karar veremiyoruz ki...”; “Türkiye böyle istedi...”; “Elçilikten böyle olması ‘rica’ edildi....” der, kendinizi kurtarır veya kurtardığınızı sanırsınız;
İş adamısınız... Başarısız olmuşsunuz. Sizde hiç kabahat yoktur. Kabahat, hükümettedir, bilmem hangi Bakanlıktadır,  yöneticilerdedir. “Bu memlekette iş yapılmaz ki....”; “Bunlar ticaretten ne anlar ?” dersiniz hemencecik;

Daire müdürüsünüz... İşler yolunda gitmiyor. Mazeret hazırdır suçlular da bellidir: “Bu personelle bu iş yürümez...”; “Ne yapmaya çalıştımsa engellendim...”; “Ben şunu şunu şunu da yapacaktım ama bırakmadılar ki...”;

Vatandaşsınız... Her şeyden ama her şeyden şikayetçisiniz. Hükümetten, Bakanlardan, milletvekillerinden, siyasi partilerden, Devlet dairelerinden, sistemden, sistemsizlikten v.s. Ama bütün bunlardan siz,  hiç mi hiç sorumlu değilsiniz. Sorumlusu el alemdir.  Savunmanız da ilginçtir: “Ben sandığa gitmedim ki...”; “Kabahat bunları seçenlerde...”;

-------------

Bu “bizim hikayemiz”. Aslında ne kadar ‘masum’ olduğumuzun hikayesi mi ? Yoksa ne kadar ‘bencil’ olduğumuzun mu ?
‘Hep böyle miydik ?’, ‘Hep böyle mi gidecek ?’  sorularını sorun kendi kendinize ve cevaplamaya çalışın. Sakin kafayla ve ama içtenlikle.