‘Biz’ ve ‘onlar’ dersek olmaz

Cenk Mutluyakalı

 

Çok açık sordum ve epeyce kapalı bir yanıt aldım.
“Siyasi eşitlik derken, tam olarak, ‘Federal Hükümette en az bir Kıbrıslı Türk’ün de EVET demeyeceği HİÇBİR karar alınamaz’  mı demek istiyorsunuz.”
Kıbrıslı Türk lider Mustafa Akıncı’ya basın konferansında sorum bu kadar açık ve netti.
Tam bir yanıt gelmedi.
Ancak anladım ki, evet, istek bu.

*  *  *

Etnik kimliklere böylesine odaklanmış bir çözümde "federal kültür"e çok fazla yer yoktur.
Türklük ve Rumlukla örülmüş yeni bir Kıbrıs devleti isteniyor.
Eskisi bu yüzden bozulmuştu.
“Biz” ve “onlar” üzerinden yürünecek yolda hiç tökezlemeden nasıl bir “ortaklık” hayal ediliyor?

*  *  *

Yürekten hissettiğim "Kıbrıs ülkesi” için bir karar verilecekse, katılımcıların dili, dini ya da kimliğinin önemi olmadığını söylüyor.
Akıncı mealen diyor ki…
“Kıbrıslı Türklerin tümü aynı siyasi partilerden gelmeyecektir, farklı kararlar da verebilirler. Türklerin ya da Rumların oyu mutlak aynı yönde olacak diye bir durum yok”
Öyle mi?
Sürecin böylesine “Türklük ve Rumluk”la boyandığı bir ortamda, karar alma süreçlerinde her kim ki “öteki” toplumun yanına geçecektir, “hainlik” gömleği giydirilir.

*  *  *

Bir de tersten okuyalım.
"Federal hükümette en az bir Kıbrıslı Rum’un da EVET demeyeceği hiçbir karar alınamaz.”
Etnik kimliklerle cepheleşmiş ve kilitlenmiş bir federasyon!
Liderler de “çözümsüzlüğü” paçalarından tutmuş, “ama biz çözüm isteriz” diye çekiştiriyor.

*  *  *

Bakanlar Kurulu, dış politika, güvenlik, savunma, maliye gibi kurulları anlıyorum.
Federasyon aynı zamanda bir “uzlaşı kültürü” olmalıdır, doğrudur.
Ama “hiçbir karar” dersek ve her kurumda bunu “etnik” bir koşula kilitlersek...
O durumda, hele de hiçbir “çoğunluk” toplumlar bunu kolay kolay hazmedemez.

*  *  *

Yine de asıl aklıma takılan başka!
Diyelim ki Kıbrıslı Rum liderliği, “federal devlete etkin katılım”a dair bu hassasiyeti içselleştirdi.
Ve dedi ki, "Federal hükümette en az bir Kıbrıslı Türk’ün de EVET demeyeceği hiçbir karar almayacağız.”
Peki buna karşılık, Kıbrıslı Rumların hangi hassasiyeti benimsenecek?
O soru da yanıtsız kaldı.
Askersiz ve garantörsüz bir ülke mi?
Mülkiyet mi?  Toprak mı?

Yoksa bu kez de, “Yok, garantörsüz de olmaz… Askersiz de olmaz… Toprak iadesi da olmaz” diye sıralayacak mıyız?

*  *  *

Dedim ya…
“Onlar” ve “biz” üzerinden bakıyorsak, “masa”ya gerek yok “kafa”da sorunluyuz.
Ya “KKTC aynen kalsın adına çözüm diyelim...” Ya da “Kıbrıs Cumhuriyeti aynen kalsın adına çözüm diyelim”e ayarlıyız.
Çok daha fazla Kıbrıslı gibi bakabilmeliyiz geleceğe...
Çok daha “Türk” ya da “Rum” değil gerçek bir “yurtsever” gibi!
Kıbrıs sevgisi etnik kimliklerden çok daha önemli...