Birileri DAÜ'yü soydu mu ne?

Cenk Mutluyakalı

Doğu Akdeniz Üniversitesi’ni “batak”tan çıkaran  yeni bir yönetim var.
Çok önemli bir “zarar”ın üstesinden gelindi.
Üniversite şimdi artıda!
Sular duruldu…
İşler tıkırına girdi.
Rektör geçenlerde açıkladı, üniversite, son 15 yılda bir dönemi ilk kez artı değerde kapatacak.
Ancak geçmişin üzerine sünger çekildi !..

* * *

Siyasetimiz de hep bunu yapıyor.
Önce “hesap sorulacak” diyorlar…
Susuyorlar sonra!..
Yanına kalıyor yatanın da yütenin de...
Çalanın da yanına kalıyor, çırpanın da...

* * *

Ulaş Gökçe hocamız, DAÜ Rektörlüğü'nde bir yıl süresince yürüttüğü Uluslararası Yaz Okulu ve daha az bir süre yürüttüğü Uluslararası Ofis, Uluslararası Tanıtım Koordinatörlüğü gö-revinden ayrıldı.
Bir rapor yazdı.
Raporunu bizlerle de paylaştı.
Bu raporu okuduğum zaman ilk tepkim şu oldu: “Birileri üniversiteyi soymuş galiba!..”
Doğru yanlış bilemem!..
Ama ortada bir “İç Murakıp Raporu” olduğu söyleniyor.
Bu rapor niye gizleniyor?
Sayıştay’ın soruşturma başlattığı biliniyor.
Peki REKTÖR niye “disiplin soruşturması” başlatmıyor?
Niye polise başvurmuyor?
Kimi koruyor? Niçin susuyor?

* * *

Geçmişte binlerce öğrencinin kabul edildiği söylenen Yaz Okulu’ndan geriye hiçbir evrak, ödeme emri, iç yazışma, rapor, kayıt kalmamış!
Öğrenci kabulü ve para tahsilatı yapan kimi şirketlerin varlığından söz ediliyor!
Üstelik de “üniversite imkanlarını kullanarak” yapılmış bir alış-veriş !..
DAÜ Mali İşler Müdürlüğü’ne “uğramayan” pek çok tahsilat, anlaşma, ödeme…
Tüm bu iddiaları, raporda okuyorum.
Örneğin, DAÜ Deniz Tesisleri’nde düzenlenen eğlencelere katılmak isteyen yerel halka kesilen biletler personelin ücreti yerine geçiyormuş!..
Burası DAÜ mü, bizim köşe bakkalı mı, anlayamıyorum!

* * *

Rapor çok uzun!
Bu köşenin boyu aktarmaya yetmez.
Ama öyle görünüyor ki, milyon dolarlık bir ‘soygun şüphesi’ var.
Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde neler olduğunu şu anki yönetim hem üniversite hem de ülke kamuoyuna açıklamak durumundadır…
Susmak yanlışa ortak olmaktır.
Bu ülkede yıllardır yapanın yanına kalıyorsa ve hiçbir zaman hesap sorulmuyorsa, hep şuna yorarım: “Kimseye dokunmayalım ki, gün gele, bize de dokunmasınlar!..”