Bir Hint atasözü der ki:
“Eğer birileri oturduğu koltuktan kalkmakta sıkıntı yaşıyorsa, kesin altını kirletmiştir.”
Şimdi bu sözü hatırlatmak nereden aklıma geldi ansızın…
Sizce?
İsterseniz bir deneme yapınız…
Bu sözü çevrenizde rastgele seçtiğiniz insanlara söyleyiniz.
Daha sonra sorunuz: “Size kimi anımsatıyor?”
Ne olur bunu üşenmeden deneyiniz…
Hatta aldığınız yanıtları, gözlerdeki o acı tebessümü ve izlenimlerinizi paylaşınız.
Belki “utanırlar” diyeceğim ama en temel sorunlarımızdan biri de bu aslında…
Utanma duygusunu yitirmek…
Utanma duygusu kaybolunca geriye yalnızca arsızlık kalır.
***
Son beş senede bu adanın yarısını çökerttiler.
25 milyar Türk lirası bütçe açığı ne demektir?
Bu; küçülen hayatlarımızdır.
Tam bir soygunla, cehaletle, plansızlıkla, aymazlıkla, vasatlıkla yüzleşiyoruz.
Ne kadar yeteneksiz varsa…
Ne kadar çapsız…
Yandaş diye yönetici yaptılar bir yerlere…
Makam verdiler, yetki verdiler, statü verdiler…
Kukla, figüran, talimat düzeni kurdular.
***
Yokluk gördük bu memlekette…
Kriz gördük…
Kavga gördük…
Ama hiç bu kadar büyük bir rezalete tanıklık etmedik.
***
Bu halkı daha ne kadar kandıracaksınız, “Türkiye’den o gelecek, bu gelecek” gibi sürekli yinelenen büyük hayallerle…
O büyük “kir” üzerine ya bayrak seriyorlar ya da Türkiye hassasiyetini örtü niyetine kullanıyorlar…
Yaşadığımız kokuşmuşluğu ortadan kaldırmıyor bu gösteri…
Kimseyi de inandırmıyor.
Bakınız son rezalete…
Bu ülke, kara para gelsin diye yasa düzenliyor.
Hem de teşvik edercesine...
Bütçedeki deliği kapatmak için kirliliğe kapı aralanıyor.
Siz emeğinizle kazanırsanız yüzde 23 vergi…
Parayı yurt dışına kaçırırsanız…
Kaynağı şaibeliyse…
“Yüzde 5’e anlaşırız” diyorlar.
Bu yalnızca ekonomik çöküş değildir.
Bu, ahlaki iflastır.
Bir yönetim düşününüz…
Kara paraya el açıyor…
Kirliliğe ortak oluyor…
“Namusluysan enayisin bu devirde” diye bağırıyor…
***
“Biz kalkmayız, kalkamayız bu koltuktan…” diyor koltuklarına yapışanlar.
Kalkmasanız ne olacak?
Zira altınızdaki o büyük kirliliğin kokusu, bütün adaya yayılıyor…