BİR SARAY YETMEZ

Sami Özuslu

Madem ki ‘itibar’ meselesidir bu, elbette bir tek Saray’la kalmamalı.
KKTC’nin itibarıysa söz konusu eğer, dahası yapılmalı.
Nasıl olsa debdebe içinde yüzüyor ya herkes…
Şimdi ‘lüküs hayat’ zamanı…
1920’lerde İngiliz İdaresi’nin yaptırdığı, 1960’tan itibaren Kıbrıslı Türklerin ‘liderlik merkezi’ olarak kullandığı Silihtar’daki bina yetemez anlı şanlı KKTC’ye ve onun yeni konuğuna…
Dr. Fazıl Küçük’ye yetmişti.
Rauf Denktaş da sığabilmişti.
Mehmet Ali Talat’a da yetti.
Derviş Eroğlu da sığışabildi.
Mustafa Akıncı için de yeterliydi.
Ve fakat Ersin Tatar’a yetmedi.
Yetmez tabii…
Tatar ‘eşit egemen’ olacak çünkü…
‘İki ayrı devlet’e ikna edecek herkesi…
O yüzden ‘Yavru Saray’ şart…
‘Ana Külliye’ gibi bir ‘Yavru Külliye’ muhakkak lazım…
“Şöyle beş dönüm arazi verin, biz size yapalım” demişti Erdoğan…
‘Emir’ saydılar, protokole yazdılar.
Ama olur mu hiç beş dönüm?
Çok daha fazlası olmalı.
En az 40-50 dönüme yapılmalı Saray dediğin…
İçinde her türlü imkanıyla…

*  *  *

Ama yetmez!
Bir tek Saray olmaz.
Her bölgede de olmalı ‘Saraycık’lar…
İtibarımız için tabii…
Karpaz’da mesela Saray olmazsa olur mu hiç?
Oraya gittiğinde devletlularımız nerede istirahat buyuracak, nerede konaklayacaklar?
Mağusa’ya iki Saraycık lazım en azından…
Biri Mesarya’ya…
Biri de Maraş’a…
Girne’de şöyle manzaralı bir yerde olmalı Saray…
Güzelyurt’ta, Lefke’de de elbet birer…
Ve fakat bu ‘itibar’ meselesi sadece binayla, Saray’la bitmez ki.
Her birinin önünde hazırda bekleyecek Cadillac’lar olmalı. Devletlular için…
Helikopter pistleri bulunmalı avluda ya da damda…
‘İtibar’ dediğiniz öyle az buz bir şey değil ki…
Özel jet olmalı Saray’ın, her an emre amade…
Pilotuyla, hostesiyle, teknisyeniyle…
Ve hamam…
Olmazsa olmazı Saray’ın…
Hamamlar daha doğrusu…
Biri haremlik…
Biri selamlık…
Tellağıyla, ibrikçibaşıyla, masörüyle, oduncusuyla, hizmetçisiyle…
Her şey ‘itibar’ için…
Bir Saray yetmez.
Dahasını yapın.
Halk tam da bunu istiyor, emin olun!..