Bir ölümün RÖNTGENİ

Cenk Mutluyakalı

 

Bu röntgende bağırsak, ciğer, kalp yok!..
Vicdan hiç yok.
Çürümüş organlar var.
Devletin, toplumun, tümünün.
Nasıl bir kader bu?

***

‘Kader’ de ne kolay bir kelime öyle.
Düpedüz ihmal, toplu cinayet.
Hani Agatha Christie’nin ‘Doğu Ekspresinde Cinayet’ romanı gibi...
Herkes ‘öç’ alıyor adeta bir diğerinden, günün sonunda bu ‘yolculuk’ta herkes katil...

***

Azeri bir genç öldü, motosiklette.
Birisi çarptı, dikkatsizmiş.
Hakim hükmünü verecek, bitecek.
21 yaşındaki Haydar’ı kim anımsayacak bir daha…
Azerbaycan’da ailesi konuşacak, “Okumaya gönderdik, çalışırken öldü…”

***

Peki, bu gencimizin çalışma izni var mıydı?
Sigortalar Dairesi’ni aradım önce…
Sistem diyor ki, “Haydar Aliyev isimli bir kaydımız yoktur.”
Çalışma Dairesi’ni arıyorum bu kez, iyice teyit etmek adına…
- Muhaceret’te 2016’ya kadar ‘öğrenci’ olarak kaydı görünüyor ancak herhangi bir Çalışma İzni görünmüyor, araştırmalarımızı yapıyor.

***

Şimdi “niye denetim yok” desek, biliyorum, bu insanların denetleneceği saatler ya denetmen yok, ya da ek mesai!
Laf var, her konuda, bir kamyon laf!..
İyi de ortada “devlet” yok, tamam, peki işletmecinin vicdanı nerede?

***

Her gün onlarcasını görüyoruz, motor üzerinde, ‘paket servisçiler’…
Kimin ehliyeti var, kimin yok?
Kim kayıtlı, kim kaçak?
“Özel bir eğitim” gerekiyor mu, düşünmüyoruz.
Mağusa’daki pek çok uzman, kazanın gerçekleştiği kavşağın aslında “ölüme davetiye” çıkardığını bağırıyor, ışıksız, trafik güvenliğinden yoksun prematüre halini, yıllardır, tedbir alınmıyor.
Karayolları… Belediye…
Çalışma Bakanlığı…
Bu gencimizi çalıştıran şirket…
Siz bunları yargılayınız bakalım, alkollü sürücü ile birlikte, tümünü ‘cinayet’ten hem de…
İşte o zaman görürüm, bu ülkede ‘insanca yaşam’ şartları gelişir mi, gelişmez mi?
Toplumsal vicdan çürüyor giderek, kokuyoruz.