"Yargıç kararı açıklayacak” dediğinde avukatımız, doğrusu biraz gerildik.
Aylardır bekliyorduk çünkü…
Duruşma salonuna girmeden önce Serhat İncirli ile şunu konuştuk.
Kaybedersek ne olacak?
2 milyondan 5 milyon Türk Lirası’na kadar her birimizden tazminat istiyordu, Ersin Tatar!
Her ikimizde de böyle bir para yok…
Dahası…
Mal mülk de yok satacak, tek bir taşınmaz dahi…
Ama mesele “kişisel” değil elbette…
Yargıcın da kararda söylediği gibi…
Demokratik toplum ve basın önündeki en önemli engellerden biri de ağır tazminat davalarıdır…
Çünkü gazeteciler ve editörler kendini koruma ihtiyacı hissettiği an ifade özgürlüğü tehlikeye giriyor, oto sansür başlıyor, siyasi eleştiriler ortadan kalkıyor.
***
Mahkemeden sadece gülümseyerek değil başımız dik ve umutla ayrıldığımız bir gün oldu…
Basın özgürlüğü açısından önemli bir karar çıktı, Kaza Mahkemesi Kıdemli Yargıcı Şerife Kâtip ders niteliğinde bir karar okudu.
Mahkeme, Tatar’ın tüm iddialarını reddetti.
Kararda, ifade özgürlüğü ile kişilik hakları arasındaki adil denge açık ve net bir şekilde ortaya konuldu.
“Demokratik bir toplumda basın ve ifade özgürlüğü, şok edici ve rahatsız edici görüşleri de kapsar” yaklaşımı vurgulandı.
Özel hayata ya da kişiliğe yönelik saldırı ile kamu politikalarına dair yorum, hiciv ve eleştiri arasındaki fark son derece isabetli biçimde ayrıştırıldı.
***
Bir ayrıcalık olacaksa…
Bir koruma…
Mevki, ün ya da şöhret sahibi kişi için değil…
Toplumu aydınlatmak için görev yapan gazeteciden yana kullanılacaktı bu…
Uluslararası davalardan örnekler verildi…
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarından…
Bu kararların Anayasa’ya denk olmasından…
Elbette kişilik haklarından da söz edildi uzun uzun…
Kimsenin itibarını sarsmaya, yalan söylemeye hakkımız yok.
Ama yayınlar toplumsal bir gerçekliğe yaslanıyorsa…
Kişiyi değil, siyaseti hedef alıyorsa…
Toplumsal ya da siyasi bir eleştiriyse, hicivse…
Üstelik siyasi görevde bulunanların çok daha geniş bir toleransa sahip olması gerektiği biliniyorsa…
O zaman demokratik hakları korumak gerekiyor.
“Dava konusu yazılar davacının kişisel hayatına değil; siyasi konumuna, tavrına ve kamu görevine yönelik, toplumsal gerçeklere dayalı, mizahi ve hiciv unsurları barındıran, kamu yararı için adil yorum niteliğinde yayınlardır.”
İyi ki bağımsız yargı, iyi ki etik ve özgür gazetecilik var…