Bir hüzünlü cenaze töreni…1

Sevgül Uludağ

1974’te Trikomo’da (İskele) üç diğer yaşlı insanla birlikte öldürülerek evinin avlusuna gömülen, üstüne evi de yıkılan “kayıp” Kiriaku Karasavva’nın cenaze törenine katıldık…

 

Geçtiğimiz Cumartesi günü (11 Haziran 2016), “kayıp” yakını Sevilay Berk ve eşi Mustafa Berk’i de alarak Leymosun’a doğru yola çıkıyoruz canyoldaşımla birlikte… Barikatı geçer geçmez bizi bekleyen genç bir gazeteciyi daha alıyoruz, Hara Kaminara’yı… Değerli arkadaşımız Rulla Kaminara’nın kızı Hara, “kayıplar”la ilgili bir foto-röportaj yapmak isteyince, ona bu cenaze törenine katılmasını önermiştim… İşte bu yüzden o da bizimle geliyor…

1974’te Trikomo’da (İskele) üç diğer yaşlı insanla birlikte öldürülerek evinin avlusuna gömülen, üstüne evi de yıkılan “kayıp” Kiriaku Karasavva’nın cenaze törenine gidiyoruz…

Cenaze töreni, eşinin de gömülü olduğu Leymosun’da yer alacak…

Ayios Nikolaos Kilisesi’ni buluyoruz ve elimizde çelenklerimiz, Karasavva ailesiyle buluşmaya gidiyoruz…

Bir başka “kayıp” yakını olan Komikebirli Hristina Pavlu Solomi Patça’yla kilisede buluşuyoruz…

Hristina’nın da abisi ve babası Galatya’dan “kayıp” edildi ve tüm çabalara rağmen henüz onlardan geride kalanlara ulaşılamadı…

Bu tür cenaze törenleri aslında Hristina’ya biraz ağır geliyor çünkü kendi “kayıpları”nı düşünüyor, onların bulunmasını bekliyor… Bu altın kalpli kadın, sadece kendi “kayıpları”nın bulunması için değil, tüm “kayıplar”ın, hem Kıbrıslıtürk, hem Kıbrıslırum “kayıplar”ın bulunması için canla başla uğraşıyor…

Hüzünlü bir cenaze töreni bu…

Küçük tabut askeri araçtan indirilip kiliseye doğru taşınırken, Kiriaku hanımın kızı Pepa gözyaşlarına boğuluyor…

Bu bir tür “son”, bir tür “nokta” ve Pepa bunu ruhunda hissediyor…
Karasavva ailesinin öyküsünü daha önce birkaç kez bu sayfalarda yazmıştım…

Geçen yıl Ekim ayında da bu sayfalarda şöyle demiştim:

“Beş yıl kadar önce Trikomo’dan (şimdiki adıyla Yeni İskele) “kayıp” bir grup Kıbrıslırum’un akibetini araştırmaya başlamıştım.

Karasavva’nın kızı Pepa beni aramış ve konuşmuştuk ve bir süre sonra da Pepa’nın eşi Tasos Yeorgiu’yla, Sevilay Berk’in evinde buluşmuştuk. Sevilay Berk de bir “kayıp” yakınıydı ve onun annesiyle babası da Trikomo’dan “kayıp”tı… Karasavva ailesi Trikomolu’ydu, Sevilay Berk’in ailesi de Trikomo Pervolyalı’ydı (Bahçalar köyü)…

Tasos Yeorgiu bana “kayıp” kaynanası ve beraberindeki diğer “kayıp” Kıbrıslırumlar’ın olası gömü yeri hakkında bilgi vermişti… Bundan sonra Trikomo’da yaşayan bir Kıbrıslıtürk okurumu aramış ve onunla birlikte bundan tam beş yıl önce yani 2010’da bu olası gömü yerine bakmaya gitmiştik…

Sonra da Kayıplar Komitesi yetkililerine bu yeri göstermek istemiştim ve Kayıplar Komitesi yetkilileriyle bu boş alana giderek onlara dört “kayıp” Kıbrıslırum’un olası gömü yerini göstermiştim… Burada bulunan Karasavva ailesine ait ev 1974’ten sonra yıktırılmıştı…

Burası Trikomo’nun girişinde bulunan Panaya Kilisesi’nin karşısındaydı – aileye ait bir fırın vardı ve ev de fırının karşısındaydı… Fırın olduğu gibi duruyor ve çalıştırılıyordu ancak evin yerinde yeller esiyordu…

Yıktırılan ev Anastasis Karasavva Sitarenos’a aitti… 1974’te o gün hasta olduğu için yataktaydı, eşi Kakullu yanındaydı, kardeşi Lambros oradaydı, Agamemnon Sotiriu ve eşi Maria ile Meletta Dimitriu da bu eve sığınmıştı.

Anlatılanlara göre 17 Ağustos 1974’te Türk tankları köye girdiği zaman Karasavva’nın evinin önünde durmuşlardı – Türk askerlerinin “kılavuzluğu”nu Kıbrıslıtürk mücahitler yapmaktaydı. Evdekilerden evin dışına çıkıp ellerini havaya kaldırmaları istenmişti… Yatakta hasta yatan Karasavva hariç hepsi evin avlusuna çıkıp kollarını havaya kaldırmışlar ancak bir süre sonra yorulup kollarını aşağı indirmişlerdi… Burada vurularak öldürülmüşler ve eve de iki el bombası atılmıştı…

 

DEVAM EDECEK