Bir fotoğrafın akla getirdikleri... (2)

Sevgül Uludağ

Bu ofiste yani İnsani İşler Komiserliği’nde, 1974’te Kıbrıslırumlar’ın düşürdüğü kendi uçakları olan NORATLAS’ta bulunanların gömü yerinin yanısıra 1974’te darbe esnasında öldürülenlerin gömüldüğü yerleri, Atalassa Akıl Hastanesi’nde Türk savaş uçaklarının bombardımanı sonucu 1974’te öldürülüp hastane avlusunda bir bomba çukuruna gömülen Kıbrıslırum ve Kıbrıslıtürk hastalarının kazılıp çıkarılmasını, 1964’te Dillirga’da yine savaş uçaklarının bombardımanında öldürülen Kıbrıslırum ve Yunanlılar’ın kazılarını gerçekleştirmiş, kimliklendirmelerini yaparak neredeyse yarım asır sonra ailelerine düzgün birer mezara defnedilmek üzere onları iade edebilmişti. Atalassa’da toplu mezardan çıkarılan üç Kıbrıslıtürk’ün ailelerinin bulunması, kimliklendirme için DNA vermelerinin sağlanması gibi konularda Kallis’le gönüllü olarak çalıştım. Kıbrıslıtürkler’den birisinin ailesini bulup kimliklendirilmesini sağlamayı başardık, bir diğerinin ailesini bulduk ancak onların DNA’ları, kimliklendirmede yetersiz kaldı, bu konuda çalışmaya devam etmeyi tasarlıyorduk... Üçüncü şahsın ise bütün çabalarımıza rağmen ailesinden kimseye ulaşamadık... Kallis’le Piskobu’da öldürülen Kıbrıslıtürkler’in gömü yerlerinin bulunması konusunda da birlikte uzun süre çalıştık... Bazılarının gömü yerlerini bulduk, kimliklendirilmelerini sağladık.. Bazıları için evvelki sene Piskobu’ya bazı şahitler ve “kayıp” yakınları götürdük ve onlar da yeni bazı olası gömü yerleri gösterdiler ancak bu çalışmayı sonlandıramadık çünkü Kallis’in sağlık durumu buna elvermedi. Piskobu’dan kardeşi Zübeyir Hamit “kayıp” olan Kubilay Yıldırıcı ile birlikte Kallis’in vefatı ardından İnsancıl İşler Komiserliği’ne Fotis Fotiu’nun yerine atanan Anna Aristotelus’u ziyaret ettik ve ondan Kallis’in çalışmalarını devam ettirmesi için istirhamda bulunduk...

MANDİRGA KONUSUNDAKİ ÇALIŞMALARIMIZ...

Kallis’le ayrıca birkaç konuda daha çalışma başlatmıştık, kendisi İnsani İşler Komiserliği’nde çalıştığı süre içerisinde. Bunlardan birincisi Mandirga’ya topluca gömülmüş olan, 1974’teki savaşta Kıbrıslırumlar’ın attığı bombalarla veya açtıkları ateşle ölen Mandirgalı Kıbrıslıtürkler’in gömü yerinin bulunup kazılması, bunların kimliklendirilerek defnedilmek üzere ailelerine geri verilmeleri konusuydu. Öncelikle Mandirga’yı, burada kızkardeşi Sıtkiye öldürülerek Mandirga mezarlığına defnedilmiş olan Cezar Ekinci ve arkadaşlarıyla birlikte ziyaret ederek inceleme yaptık. Cezar Ekinci ve beraberinde gelen Mandirgalı Kıbrıslıtürkler, mezarlık içerisinde onların nereye gömülmüş olduklarını bize gösterdiler. Ancak bu durum yeterli değildi. Öncelikle yakınları burada defnedilmiş olan ailelerin bu konuda onayları gerekmekteydi. İlerleyen dönemde Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Derneği Başkanı Gürsel Benan’la birlikte Kallis’le görüştük, Kallis ona böyle bir kazının yapılabilmesi için mutlaka ailelerin teker teker onayının gerektiğini aktardı. Böylece Gürsel Benan, çok zor, çok zahmetli bir çalışmaya girişecek ve Mandirga’da toplu biçimde gömülmüş olan ve kendi isimlerine ait birer mezarları olmayan Kıbrıslıtürkler için ailelerini bulmaya, onlarla konuşmaya girişecekti. Onlarla yaptığı bir toplantıya Alsancak Belediye Başkanı Fırat Ataser de yardımcı olmuştu... Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Derneği Başkanı Gürsel Benan böylece ailelerin onayını aldığı bir mektubu ailelere imzalatmış ve Mandirga konusunda çalışmaları ilerletebilmenin yolunu açmıştı. Ancak Fotis Fotiu’nun İnsani İşler Komiseri olarak sözleşmesi yenilenmemiş ve İnsani İşler Komiserliği bir süreliğine boş kalmıştı... Kallis’in de İnsani İşler Komiserliği’ndeki sözleşmesi yenilenmeyecek ve böylece pratikte işine son verilmiş olacaktı – hem Kayıplar Komitesi, hem de İnsani İşler Komiserliği, onun sözleşmelerini yıllar içerisinde böylece yenilemeyerek tabir caizse ondan artık yararlanmayacaklarını belli etmişlerdi.

İnsani İşler Komiserliği’ndeki işi sona erdiğinde Kallis yine de ofisinde kalıp çalışmalarını sürdürmeye çalıştı, “meccani” olarak tabir caizse... Kıbrıs’ta iyi çalışmalar, mütevazilik, doğrudan düşündüğünü söyleme ve gerçekçilik hiçbir zaman takdir görmez – tam tersine, her tür yozlaşmış tip iktidar odaklarına yapışır ve onlar saltanatlarını sürdürmeye devam ederler...

Nihayetinde Kallis’in sağlığı dramatik biçimde bozulmaya başlayacak ve lösemi onu bizlerden alıp ölümüne yol açacaktı... Onu geçtiğimiz Eylül ayında kaybettik... Nur içinde yatsın, “kayıplar” konusunda Kıbrıslıtürkler’le Kıbrıslırumlar’a vermiş olduğu emeğin karşılığı asla ödenemez...

Kallis’in ömrü Piskobu’dan “kayıplar” gibi Mandirga’da topluca defnedilmiş olanlar konusunu sonuçlandırmaya yetmedi... Aynı şekilde Cemil Sarıçizmeli arkadaşımızın sevgili babacığı Mustafa Mehmet’in Koloni’deki Kıbrıslıtürk mezarlığında bulunan mezarını tesbit etme çalışmaları da sonuçlanamadı – bu mezarlığı 24 Mayıs 2019’da Mandirga ziyaretimizle birleştirerek, Koloni’ye de uğrayıp ziyaret etmiştik ve yerinde tespit yapmaya çalışmıştı Kallis ve Cemil Sarıçizmeli’nin amcası Nejat Hayatseven...

10 Ekim 2020’de Mandirga ve Koloni konusunda bu sayfalarda şunları yazmıştık:

“Mandirga ve Koloni’de Kıbrıslıtürk mezarlıklarında araştırma yaptık…

Mandirga’da bir toplu gömü yeri… Bir babanın Koloni’deki “kayıp” mezarı…

24 Mayıs 2019 tarihinde yani bundan tam birbuçuk sene evvel, Mandirga ve Koloni’de Kıbrıslıtürk mezarlıklarında araştırma yapmaya gidiyoruz…

Mandirgalı değerli arkadaşımız Cezar Ekinci ve beraberindeki köylüleriyle Mandirga’da buluşuyoruz – ben ise Lefkoşa’dan Baf’a, Cemil Sarıçizmeli arkadaşımızla birlikte gidiyorum… Cemil Sarıçizmeli, Galatya’nın (Mehmetçik) Belediye Başkanı… Ama Baf’a bu sıfatla değil, babasının Koloni’deki “kayıp” mezarını araştırmaya gidiyoruz… Yanında amcası Nejat Hayatseven de var… Bu konuda İnsani İşler Komiserliği’nde çalışan çok değerli arkadaşımız Ksenofon Kallis’ten de yardım istedik ve o da Baf’a gelerek bizimle buluşuyor…

MANDİRGA’DA BİR TOPLU GÖMÜ YERİ…

Mandirga’da 1974’te savaşta öldürülen 20’den fazla Kıbrıslıtürk, Mandirga’nın Kıbrıslıtürk mezarlığına defnedilmiş – tümünün isimlerinin yazılı olduğu bir listeden söz ediliyor, bir kişi hariç… O kişi “meçhul” olarak defnedilmiş buraya… Vakt-i zamanında Rüstem Tatar da Kayıplar Komitesi’nde görevliyken, bir liste sunmuşmuş komiteye diye duymuştum ve bu listede de bir kişi hariç, Mandirga’daki bu mezarlığa isimsiz olarak defnedilmiş olanların isimleri yazılıymış. Ancak bu konuda daha somut bir bilgiye henüz ulaşamadım – araştırmaya devam ediyorum…

Mandirga’da önce Cezar Ekinci’nin kızkardeşinin mezarını buluyoruz. Diğerlerinden ayrı gömülmüş ve mezarı da yapılmış… Sıtkiye Abdullah, vurulduğu zaman henüz 18 yaşında genç bir kızmış… Ailenin tek kızıymış… Mandirgalı Ekinci ailesinin evlatçıkları Seden, Fuat, Cezar ve Sıtkiye imiş… 20 Temmuz 1974’te saat 10.30-11.00 gibi savaş başlamış, Sıtkiye saat 13.00 gibi sol kalçasının üstünden vurulmuş… “Ne sıhhiye, ne bir şey vardı köyde” diyor Cezar Ekinci… “Ona penisilin iğne yaptılar, aldık, yürüttük, götürdük. Bir kilometre kadar yürütüp başka bir eve götürdük. 21 Temmuz 1974’te köy teslim olduydu…”

Mandirga’da Kıbrıslıtürkler’in bir taburu varmış ve bunun başına da o dönemde Türkiye’den gönderilen bir komutan bulunmaktaymış. Fakat 20 Temmuz gecesi bu komutan yanına iki kişi alarak denizden İngiliz Ağrotur üssüne kaçmış ve köylülere de hiç bir şey söylememiş. Ne tabur komutan yardımcılarına, ne bölük komutanlarına, hiç bir izahat veya bilgi vermeden çekip gitmiş. İnsanlar şaşkın bir halde, ne yapacaklarını bilmeden muhtarın evinde toplanmışlar. Ve sonuçta burası Kıbrıslırumlar tarafından bombalanınca da bir anda onlarca kişi öldürülmüş…

Sonra Cezar Ekinci, bize ve Kallis’e Mandirga’da Kıbrıslırumlar’ın attığı havan topu sonucu ölenlerin bu mezarlıkta tam olarak nereye gömülmüş olduğunu gösteriyor… Bu Kıbrıslıtürkler, muhtar Ramadan Korhan’ın evinde toplanmışlarmış ve havan topları bu evi hedef alınca, hepsi vefat etmiş.

Köyde ilk vurulan ise Derviş Ahmet Raşit olmuş – Derviş Ahmet Raşit ise CTP’nin ilk kurucularından imiş… Atay Ahmet Raşit’in babasından söz etmekteyiz ayrıca…

BİR “KAYIP” MEZAR DA DİMİ’DE…

Aslında bu araştırmayı tetikleyen başka bir şey daha var: 1974’te, Dimi-Baf’ta dört yaşındaki kızını kendi bedeniyle korumaya çalışırken bazı Kıbrıslırumlar tarafından vurularak öldürülen Mukaddes Mazhar, geride dört evlat bırakmış ve bu evlatlar, trajedilerin en büyüğünü yaşamışlardı… Epeyi bir zamandan beridir de annelerinin mezarını arıyordu onlar da… Çünkü bildikleri kadarıyla anneciklerini Baf’ta hastane morgundan alıp defnedenler vefat etmiş… Dimi-Baf’ta işaret ettikleri mezardan alınan DNA için örnek ile Mukaddes Hanım’ın kızı Nadire ve oğlu Abdullah Cangil’in verdiği DNA örnekleri eşleşmemişti – demek ki bu mezarda başka bir kadın gömülüydü… Genç bir kızdı bu… Bir şüphe doğmuştu – Mukaddes Mazhar, Dimi’deki mezarlıkta ya başka bir mezarda gömülüydü ya da Baf hastanesine götürülerek morgta tutulan cansız bedeni, belki de başka bir genç kadının bedeniyle karışmış ve başka bir yerde, başka bir mezara defnedilmişti… Her ihtimali araştırmak isteyen Kallis – çünkü bunun için İnsani İşler Komiserliği’nden yardım istemişti ailesi, Mukaddes Mazhar “kayıp” olmadığı için Kayıplar Komitesi’nin yapacak bir şeyi yoktu – Mandirga’da defnedilmiş olan Sıtkiye Abdullah’ın mezarını da görmek istemişti… Cezar Ekinci de gönüllü olarak DNA örneği vererek, Dimi’deki mezarda gerçekte kızkardeşinin yatıp yatmadığının ortaya çıkarılmasına yardımcı olmuştu… İlerleyen günlerde bu DNA testleri için Genetik Enstitüsü’ne birlikte gidecektik ve yapılan testlerde, Dimi’deki mezarda bulunan kadının, Cezar Ekinci’nin kızkardeşi Sıtkiye olmadığı yüzde yüz bir kesinlikle ortaya çıkacaktı – DNA testleri herhangi bir eşleşme vermemişti…

Fakat Mandirga’daki toplu gömü yeri de ilgi bekliyordu aslında… Belki de ailelere çağrı yaparak DNA örneği vermeleri ve isimsiz olarak gömülmüş olan savaş kurbanı bu Kıbrıslıtürkler’in birer mezara kavuşturulması için çalışma başlatılması gerekiyordu. Ve en az bunlar kadar önemli bir diğer nokta da, bu alana bir “kayıp” şahsın gömülmüş olmasıydı – kim olduğunu bilmediğimiz, listelere de “meçhul” olarak girdiği söylenen bir şahıs…

Mezarlıkta Derviş Ahmet Raşit’in de ayrı bir mezara defnedilmiş olduğunu ve mezarının yapıldığını gördük…

Mezarlıkta ayrıca Halit Kazım’ın da mezarı vardı… Halit Kazım, 24 Eylül 1963’te bir trafik kazasında vefat etmiş ve buraya defnedilmişti… Halit Kazım, vefat ettiği zaman Kıbrıs Cumhuriyeti Temsilciler Meclisi’nde milletvekili idi ve yerine eşi Ayla Halit Kazım milletvekili olarak atanmıştı, eşi vefat ettiği için… Mezarı burada, Mandirga Kıbrıslıtürk mezarlığında… Fotoğraflarını çekiyoruz… Sonra da Koloni köyüne gidiyoruz…”


Mandirga'da Kallis ve Cezar Ekinci'yle birlikte, Cezar Ekinci'nin kızkardeşi Sıtkiye'nin mezarı başında...

(YENİDÜZEN – Kıbrıs: Anlatılmamış Öyküler... Sevgül Uludağ – 10.10.2020)

(Devam edecek)