Bir eylem analizi…

Serhat İncirli

Bu işi karşılıklı suçlama ve propaganda savaşına dökmemek lazım!

-*-*-

Şöyle söyleyeyim, en basit şekliyle “ortamı germemek şart”…
Bunun için de her iki tarafın masada uzlaşması kaçınılmaz!

-*-*-

Bugün sabah bazı sendikacılar “geri dönüş yok” dedi; bazı bakanlarla da kısaca konuşma şansım oldu, bir tanesi, “şunu geri çek, bunu geri çek, onu da geri çekle çözüme ulaşamayız…” dedi.

-*-*-

Ünal Üstel’e küfür ederek de sorun çözülmez; eylemcileri ve grevi yerden yere vurarak da!

-*-*-

Veya grev yapılmasını “aman öğrencilerimiz cahil kalacak” maskaralığına dönüştürmek doğru olmadığı gibi, eylemi, “şiddetli” diye kınamak, saçmalıktır!

-*-*-

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın “diyalog” uyarısı yerindedir; Başbakan çıkar ve der ki, “Erken seçim için tarih belirleyeceğiz, tamam, ama yasayı geri çekmiyoruz, tadil edebiliriz…”
Oturun, konuşun, sakin sakin… 

-*-*-

Çözüm umudu var mı?
Bilemedim!

-*-*-

İki taraf da ısrarcı!
Sendikalar kararlı…
Ve hırçın…
Bu satırları yazarken de henüz sonuç yoktu… 

-*-*-

Hükümet, özellikle Türkiye kanadından korkunç bir baskı altında olmanın yanında, maliyenin kasa tamtakırdır!
Bu açık yüreklilikle anlatılabilmelidir!

-*-*-

Dedikoduya fırsat vermeksizin, “büyükelçi ve Merkez Bankası Başkanı bastırıyor” söylentisini kullandırtmaksızın; oturup bu konuda muhalefete de sendikalara da bilgi verilebilmelidir…
Birlikte çare düşünülmelidir.

-*-*-

Bir UBP’li vekil dün dedi ki, “… Yok gardaş, verecek para yok… Hayat pahalılığı veremeyiz diyeceksin usul halle anlatacaksın”… 
Dedim ki, “sendikalar, zenginlerden kes diyecek”…
Vekil dedi ki, “onlardan da keseceksin”…

-*-*-

“Oturun konuşun o zaman!” diye çıkıştım!
“Bence de oturmak lazım” diye ekledi ama ellerini havaya açtı, dudacıklarını da büzüştürdü!

-*-*-

Hayatımın en gergin günlerinden birini daha yaşadım dün…
Ve çok heyecanlı!
Korktum bir ara!
Biri ölecek diye!

-*-*-

Bir kere ilk ikna edilmesi gereken kesinlikle polistir…
Veya polis konusunda, TC’den emir – talimat yağdıranlara biri lütfen anlatsın…

-*-*-

Dün de yazdım, bizim polisimiz, “biz”iz!
Hepsi arkadaşımız, akrabamız, tanıdığımızdır.
Bizi polisle karşı karşıya getirmeyin!

-*-*-

Haaaa, lütfen hiçbir eylemcimiz de polislere, “senin de hakkını savunuyorum” demesin!
Bu da ayrı bir tacizdir!
Çünkü polise “yürü” dendiğinde yürüyecek!
Meselenin bu gerginliğe gelmemesi lazım!

-*-*-

Türkiye’den talimat verenlerin bu gerginlikle bir sıkıntısı yok!
Hatta kendileri, kendi polislerini, isterlerse ısırarak boyun koparabilen makineler olarak da yetiştirsin!

-*-*-

Örneğin Türk Polisi’nin çevik veya özel kuvvetlerinin, canlı insan hedeflerine ateş etme sıkıntısı asla yoktur.
Türk polisi bu konuda eğitimlidir.
Tecrübelidir…

-*-*-

Terörle mücadeleden tut, birçok baskında silahlı çatışma tecrübeleri olmanın ötesinde, Suriye ve Irak’taki bazı operasyonlarda da canlı hedefe ateş etmektedirler, etmişlerdirler…

-*-*-

Neyse çözüm bulunabileceğine inanıyorum…
Kışkırtmadan, 
Müzakere ederek…
Anlatarak…
Aldatmadan…
İkna ederek…
Kırmadan…
Kırılmadan…

-*-*-

Haaa bu arada kesinlikle vurgulamak lazım; sendikacı arkadaşlar başta olmak üzere; özellikle kadın eylemcilerin dün sergiledikleri “direniş” performansı efsaneydi…

-*-*-

Buradan açıkça belirtmekte fayda görüyorum; El Sen Başkanı Ahmet Tuğcu’nun yaka paça, kelepçelenip götürülmesi kabul edilebilir değildir.

-*-*-

Polis, hiçbir mazeret üretmeksizin, Tuğcu’yu serbest bırakmalıdır… 
Bu tür eylemlerde hiçbir suçlama, mantıklı değildir…

-*-*-

Tuğcu, üyeleri ve toplumu için eyleme katılan bir kahramandır… Benim için hakkı ödenmez bir halk kahramanıdır…

-*-*-

Tekrar etmekte fayda görüyorum; işi, meseleyi, herhangi bir meslek kolu mensubu veya mensuplarını suçlamaya taşımamakta fayda var…
Ama aynı şekilde, konuyu tamamen Ünal Üstel’e yıkmak da doğru değildir…

-*-*-

Çok iyi bilinmelidir ki, uzlaşı kaçınılmazdır…
Bu uzlaşının bir parçası da kesinlikle Cevdet Yılmaz’dır!
Hatta Recep Tayyip Erdoğan’dır!

-*-*-

Sömürge devleti tavrı ile siyaset yapmaktan vazgeçmeleri kaçınılmazdır…
Eğer vazgeçmezler ve hükümete baskılarını artırırlarsa, o zaman Üstel’e düşen de, “buyurun siz yapın” diyebilmek olmalıdır!

-*-*-

Evet, hükümet zor durumdadır…
Maliye iflas etmiştir…

-*-*-

Evet, bu zor durumda olmanın tek başına sorumluluğu TC’nin veya hükümetin değildir; uluslararası koşullar da buna olumsuz etki etmektedir… 
Ama günün sonunda ortada bir çıkmaz varsa, halk ciddi şekilde ayaklandıysa, Meclis’i bastıysa, duvarları yıktıysa, itfaiye aracını kaldırıp kenara çektiyse, kapıları zorlayıp içeri girdiyse, erken seçim kararı almak ölüm değildir!

-*-*-

Uzlaşı neden önemlidir?
Neden bu sorun hemen çözülmelidir?
Fazla söze gerek yok; bakın size bir haberden söz edeyim:

-*-*-

Narenciye İhracatçı Birlikleri, genel grev nedeniyle narenciye ürünlerinin bekletildiğini ürünler bozulmadan ivedilikle çözüm beklediklerini belirtti. Narenciye İhracatçı Birlikleri yaptığı yazılı açıklamada, genel grev nedeniyle narenciye ürünlerinin paketleme tesislerinin içerisinde veya tırların içerisinde beklediğini, Gazimağusa limanının çalışamamasının gemilerin boşaltma veya yükleme yapamamasına sebep olduğunu hatırlattı. Açıklamada, genel grevde ortaya çıkacak sorunların bir şekilde telafi edilebileceğini ancak hasat edilmiş, paketleme üzerinde çalışılmış ve tırlara yüklenmiş veya tesislerin içerisinde beklemekte olan hazır narenciye ürünlerinin bozulma noktasına doğru gittiği ve bunun telafisinin olmadığı belirtildi. Paketleme tesislerinin şu anda çalışamaz durumda olduğu ifade edilen açıklamada, konunun aklı selimle ele alınarak çözümünün ivedilikle gerçekleştirilmesi istendi ve durumun çok ciddi ve vahim olduğu ifade edildi.”

-*-*-

Anladık mı?
Kavradık mı?
Umarım!


Üsler, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin parçası değildir!

Arada kaynamasın…
Bunun böyle olacağı netti…

-*-*-

İngiltere hükümetinin, Kıbrıs’taki İngiliz Üslerinin statüsünü müzakere etme niyetinde olmadığını açıkça ifade ettiğini belirten Alithia gazetesi, ayrıca “egemen üslerin hiçbir zaman Kıbrıs Cumhuriyeti’nin parçası olmadığı” ifadesinin de kullanıldığını yazdı.

-*-*-

Alithia haberini, İngiliz yetkililerin, “Omega” kanalındaki açıklamalarına dayandırdı. 


UBP’lilere duyurulur… Eylemde, sizin renk (turuncu) çok sayıda düdük kullanıldı, bilginize… Yani, bu eyleme katılıp ekmek kavgası verenler arasında UBP’li de çoktu demek istiyorum… Umarım anladık!