Bir dönemin özeti: Bekçi köpeği olmaya devam!

Serhat İncirli

Sene 1978 – 79… 
12 yaşlarımdayım…
Savaşın 4 bilemediniz 5 yıl sonrası…
Gaziveren’deyim…
Annem – babam öğretmen… 
Ve her ikisi de “öğretmenlerin partisi” olan TKP’den taraf!
Ben CTP’li!

-*-*-

Siyasetle tanışmam, Ali Coco, Kazım abi, Hulusi abi ile başladı… 
Hulusi abi, Türkiye kökenli…
Yanlış hatırlamıyorsam Silifkeli…
Ve Deniz Gezmiş’in arkadaşı… Yoldaşı… 
Futbol yıldızlarımızdan Salih Say’ın babası ama Salih daha doğmamış…

-*-*-

Neyse!
Duvara “Mason Denktaş Kiliseye” sloganı yazılıyor…
Polis alarmda!
Vaaay da kim yazdı!
Annem öğretmenim!
El yazımdan tanıyor, “oğlum yazdı” diyor!
Yaş 12!

-*-*-

Kısacası, siyasete alışıyoruz ama savaş travması yaşamışız ya; bir yanda CTP’cilik var öte yanda “kesin subay olacağım” hırsı!

-*-*-

Neyse, lisenin son sınıfına doğru, “subay” olmanın yerini, “devrimci olmak” alıyor derken hayat devam ediyor…

-*-*-

Çocukluk, arkadaşlık, gençlik, üniversitede öğrencilik derken, gazetecilik, Londra, dönüş derken bir grup arkadaş, hepimiz bir anda “Hüseyinci” oluyoruz!
Özgürgün canım!

-*-*-

E sen solcusun!
Evet solcuyum da, Hüseyin de solcu zaten ayrıca o bizim kardeşimiz!
Ama Hüseyin UBP’ye genel başkan da oluyor!
Şartlar öyle getirmiş!

-*-*-

Kıbrıs küçük bir yer!
Küçük bir ülke!

-*-*-

Aaaaa, seçimler var, sen Derviş Eroğlu taraftarı da olmuşsun!
Çok doğru!
Patronum Eroğlucu!
Genel Yayın Yönetmenim de destekliyor!
Çalıştığım gazete de öyle!

-*-*-

El mahkum!
Aslında el mahkum da değil, Derviş Eroğlu’ndan öteye eşini ve evlatlarını çok seviyorum…
Ve evet, destekliyorum!

-*-*-

Ama rakibi CTP’li!
O’nu da seviyorum elbette ama Eroğlu taraftarıyım!

-*-*-

Haaa bu arada CTP’nin adayının kampanyasını Erol Olçok adlı AKP’li propaganda uzmanı yürütüyor; Tahsin Ertuğruloğlu aday yapılıyor, Eroğlu kaybetsin diye falan!
Eroğlu kazanıyor!

-*-*-

Yıllar, aylar geçiyor; Ersin Tatar’ın kanalında çalışıyorum… 
Hüseyin Özgürgün kardeşim; Tatar’a karşı parti başkanlığı yarışını kaybediyor… 

-*-*-

Yukarıda Allah var, Tatar bir tek gün bana “neden Hüseyincisin?” demiyor; seçime birkaç gün kala ufaktan bir şakalaşmamız dışında bu konuya hiç girmiyoruz falan derken UBP’de genel başkan Tatar, Başbakan da Tatar!

-*-*-

Günlerden bir gün Tatar kendi kanalına geliyor… 

-*-*-

Bunları yazmak lazım… 
Herkes bilsin… 

-*-*-

UBP’ye çok yakın iki arkadaş, bilemediniz üç arkadaş, Kudret Özersay’ın “cumhurbaşkanı adayı yapılmasını ve UBP’nin de desteklemesini” organize etmeye çalışıyor… 

-*-*-

Tatar, “sen de bana yardımcı ol yeğenim, bu Kudret’i bizim parti aday göstersin” diyor!

-*-*-

Kudret, bu ülkede evet cumhurbaşkanı olabilecek özellikleri taşıyan bir kardeşimiz… 
“Ersin abi, mümkün değil, bir önceki seçimden Derviş Eroğlu’nun hıncı var, mümkün değil, UBP desteklemez” demeye kalmadan, Recep Tayyip Erdoğan ve Fuat Oktay, Ersin Tatar’ı, “kendi adayları” gibi lanse ediyor…

-*-*-

Kısa keselim!
Rakip Mustafa Akıncı!
Tatar, hem patronum, hem çok sevdiğim bir abim ve gerçekten iyi bir insan.
Bunlara ek olarak, Ersin Tatar’ın amcasının oğlu Münir Tatar, uğruna kavgaya girebileceğim bir ağabeyim, büyüğüm, canım arkadaşım… 
Londra’dan…

-*-*-

Tatar aday!
Fuat Oktay kampanyanın başında… 
Tatar’a yardım ediyoruz… 

-*-*-

Tatar Cumhurbaşkanı… 
Üç – beş kişiyi deniyor, olmuyor…
Derken, “sen gel be” diyor!
Nereye?
Saraya!
Ne yapacağız?
Basın ilişkilerine bakacağız!

-*-*-

Mülakatımsı bir şeyler yapılıyor, “tamam işe alındın” diyor!
Derken bir telefon!
“Serhat İncirli orada olamaz!”…

-*-*-

Seçimde bizi kullananlar, bir anda “Rumcu” olduğumuza hükmediyor!

-*-*-

Oysa, kardeşim Hüseyin de, değerli büyüğüm Eroğlu da, sevgili Ersin Abim de benim Kıbrıs meselesiyle alakalı çözüm konusundaki fikrimi biliyor!
Hiç değişmedi!

-*-*-

Neyse, Cumhurbaşkanlığı’ndan kovuluyoruz!

-*-*-

Ama Tatar’ın kanalında işe devam…

-*-*-

Sürekli olarak, “aman sakın Türkiye’ye laf etme… Hükümeti eleştir ama lütfen Türkiye’ye bir şey söyleme”ler başlıyor!
Uyarı!

-*-*-

Programlarıma çok ciddi hazırlanırım ama çoğu gelişmeler “kendiliğinden” oluşur!
Doğaçlama!

-*-*-

Türkiye’den bir amiral emeklisi midir nedir, sürekli beni şikayet ediyor…
Bir başkası, benzer şikayetleri yapıyor, Tatar dayanamıyor, “kovuluyorum…”

-*-*-

Hayatımda Kıbrıs sorunu ile ilgili çözüm fikrim hiç değişmedi!
Hala aynı çözüm modelinden yanayım!

-*-*-

Tatar, “Serhat benim yanımda kalacak, ben bu ülkenin cumhurbaşkanıyım” diyemedi!

-*-*-

O günden sonra hep eleştirdim!
Hiciv yaptım, şaka yaptım, sert dille yazılar yazdım!
“Senden cumhurbaşkanı olmaz” dedim!

-*-*-

“Hesap yap, muhasebe tut ama Türkiye’nin kuklası, yalakası olma” gibisinden yazılar yazdım!
“Abidik gubidik dernekleri kabul etmek cumhurbaşkanlığı değildir” dedim…

-*-*-

Falan ve de filan!

-*-*-

Derken, iki kamu üniversitesindeki yarı zamanlı hocalıktan da kovuldum… 

-*-*-

Hiç çekinilmedi, Yenidüzen’e, “bunu işten atın, başınız derde girer, biz paranızı öderiz” dendi!

-*-*-

Sim Tv, uydu yayınlarından uzaklaştırıldı!

-*-*-

Hala, Smart Tv uygulamasında kasıtlı olarak yayın kesiliyor!

-*-*-

Derken, 2022’de yazdığım dört yazı, 2023’te dava edildi…
Ama bu arada 50’den fazla yazıma dava açılması için, Başsavcılık Dairesi’ne başvuruldu!

-*-*-

Neyse!
Bir seneyi aşkın süredir, aleyhime açılan ve o dönemdeki Yenidüzen Genel Yayın Yönetmeni Cenk Mutluyakalı, şu andaki Genel Yayın Yönetmeni Mert Özdağ ve Yenidüzen aleyhine açılmış hukuk davasının sonucunu bekliyorduk.

-*-*-

Yargıç Şerife Katip, ülke basın tarihine ve basın özgürlüğüne emsal teşkil edecek bir karar açıkladı…
Ayrıntıları eminim Yenidüzen’de okuyacaksınız… 

-*-*-

Gazetecilik, demokrasinin ve ifade özgürlüğünün bekçi köpekliğidir.
Bekçi köpeği olmaya devam edeceğim… 

-*-*-

Tatar mı?
Allah iyiliğini versin!

-*-*-

Bu arada tabii ki kamu kaynakları, vergi mükelleflerinin ödediği paralarla aleyhimize açılmış bir dava var… 
Umarım, devlet, Tatar’dan bunun karşılığını talep eder!
Umarım, bu davanın masrafları, Cumhurbaşkanlığı bütçesinden çıkmamıştır!


Dava süresince tek bir derdim vardı… Eğer Tatar’ın talep ettiği 2 ile 5 milyon TL arasındaki cezaya mahkum edilirsek, yaklaşık 20 kişinin ekmek yediği gazete ve tv yani Yenidüzen ve Sim Tv sıkıntıya girecekti… Bir de derdim, Tatar’ın bu davayı, kamu kaynakları ile açmış olmasıydı… Umarım, masrafları devlete geri öder… Yenidüzen, Sim TV yani United Medya yöneticilerine ve çalışanlarına sevgilerimle… Bu arada eklemem lazım; yazdığım yazıların o dönemdeki sorumlusu Cenk Mutluyakalı ve şu andaki sorumlu Genel Yayın Yönetmeni Mert Özdağ’a (fotoğraf) yaşattığım stres için de özür diler, kucak dolusu sevgilerimi sunarım…