Bıktık

Tümay Tuğyan

Tennessee Üniversitesi öğretim üyesi Profesör Christopher Hebert, Donald Trump’ın ABD Başkanı seçilmesinin ardından, ‘Önümüzdeki yıl boyunca, radyoyu ve televizyonu açmayacağım, hiçbir gazeteyi okumayacağım. Kararlı bir biçimde bilgisiz kalarak, amaçsız bir yolculuğu kucaklayacağım’ diyerek yelken açtığı yeni hayatını, The Guardian için yazmıştı.

 

Şöyle diyordu Hebert makalede:

“Bilgisiz olmak, düşündüğümden çok daha kolaymış. Her hafta 2 ya da 3 sesli kitap bitirdim. Gazete yerine roman okudum. Bu karartma döneminde, ‘bilgilendiğim’ dönemde hiç olmadığım kadar mutlu oldum. Tırnaklarım yeniden uzamaya başladı. Uyku hapları şişelerinde duruyorlar. Daha çok üretiyorum. Ailem gün bitiminde eve geldiğinde beni, eski hiddetimden arınmış bir biçimde, gülümseyerek akşam yemeği hazırlarken buluyor. Bazı haberleri elbette kaçınılmaz olarak öğreniyorsunuz. Ancak artık sürekli bir alarm seviyesinde yaşamıyorum. Aldığım bu karar, içgüdüsel birşeydi, akıl sağlığımı ve kendi kendimi korumakla ilgiliydi. Diğer tarafı gördükten sonra, artık eskiye dönebilir miyim, bilmiyorum”.

***

Siyasetçilerimiz bunun ne kadar farkında bilmiyorum ama insanlar, özellikle bu son 2 buçuk aylık dönemde, siyasetten tam anlamıyla bıktılar.

Covid-19 salgını öncesinde, Cumhurbaşkanlığı seçiminin yüzü suyu hürmetine, toplumun siyaset angajmanı haliyle biraz artmış olsa da, bugün geldiğimiz noktada, büyük bir çoğunluk artık siyaseti ve siyasetçiyi duymak istemiyor.

Siyasetçi kendine yeni bir dil, yeni bir eylem edinmediği sürece de görünen o ki bu eğilim, artmaya devam edecek.

Albert Camus, ‘politika için yaratılmadım, çünkü hasmın ölümünü istemekten ya da kabul etmekten acizim’ der.

Sokaktaki insan da artık salt hasmın ölümünü istemek üzerine kurulan bu siyasi düzeni reddediyor; Hebert’in kendini tanımladığı haliyle, her geleni içine alan bir ‘siyasi haber çöplüğüne’ dönüşmek yerine, siyaset ‘cahili’ olmanın yarattığı özgürleşmenin tadına varmaya başlıyor.

Okumuyor, izlemiyor, dinlemiyor!

Böylelikle de siyasetin yarattığı ‘öfke’ yükünden hafifliyor.

Uzaklaştıkça ruhunun temizlendiğini hissediyor, ruhunun temizlendiğinin farkına vardıkça da, daha da uzaklaşıyor.

Doğrudan sağlığımızı ilgilendiren bir konuda bile, hükümetiyle muhalefetiyle, kendi bencil siyasi hedef ve çıkarlarını önüne katıp, sinekten yağ çıkarmaya çalışan siyasetçiler artık, toplumun gözünde hüsn-ü kabul görmüyor.