Berlin Bir Başarıdır …

Kutlay Erk

BM Genel Sekreteri’nin (BMGS) daveti ile Berlin’de gayri resmi görüşerek bir akşam yemeği yiyen Akıncı ve Anastasiadis, yirmi ay önce çöken Crans-Montana Konferansı sonrasında, Kıbrıs sorunu için önemli bir sonuç yarattı.

Yirmi aylık süreç içinde, çözüme yakınken çöken konferansın yarattığı moral bozuklukları, karamsarlık, geleceğe dair güvensizlik ve Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünün bilinmez bir süre daha devam edeceği endişesi Kıbrıslı Türkleri çok sarstı. Çözüme o kadar yakınlaşmışken, ikinci kez çözüme ulaşamama ve statükoya esir kalma öfkesi halen hafızalarda olması gerek… Geçen süreç içinde liderlerin öyle veya böyle dört defa görüşmesi hiç bir umut ışığı yakmadı; defalarca gelip giden BMGS özel temsilcisi Bn Lute da tıkanıklığı aşabilecek bir sonuç yaratmadı.

Seçimi yeniden kazanan Anastasiadis çözüm konusunda her nabza göre şerbet verdi; çözüm modeli üzerinde yalpaladı durdu… O yalpaladıkça, Crans-Montana’nın son gecesinde seçimi kazanması halinde konfederasyonu ve hatta iki devletli çözümü bile müzakere edebileceğini söylediği Türkiye Dış İşleri Bakanı heyecanla BM ölçütlerinin çöktüğünü ve başka seçenekleri müzakere etmek gerektiğini söylemeye başladı. Anastasiadis bu arada, adına ‘Desentralizasyon’ dediği ve aslı Türk tezi olan modeli de önerdi… Duyan da sevindi! Ama karşılığında Kıbrıslı Türklerin federal seviyede siyasi eşitliğini reddetti… Bunun yanında daha önce uzlaşılmış konuları ve hatta kendi imzası olan evrağı da reddetti… Yetmedi, BMGS’nin sunduğu çerçevenin tarihini de değiştirmeye kalktı, başka tarihli bir BMGS evrağını ısrarla savundu…

Anastasiadis’in oyununa geldiğini anlayan Türkiye hıncını Akıncı’dan çıkarmaya başladı ve illa ki BM ölçütlerinde görüşmeyi reddetmesini istedi; kendileri bunu artık tükenmiş görüyordu… Bir de kendi sözlerini Kuzey Kıbrıs’ta söyleyecek bir siyasetçi buldular, saldılar Akıncı’nın üzerine… Durum karıştıkça karıştı; ne teoriler üretidi, ne teoriler?! Konfederasyon, iki ayrı devlet, hatta AB çatısı altında iki ayrı devlet… Bunları beğenmediniz mi; peki, alın size Kıbrıslı Rumlarla özel ilişkiler geliştirip, işbirliği yapıp, süreç içinde ve o günün koşullarında bir çözüm… Tüm bu masalların tek amacı vardı, Kıbrıslı Türkleri mevcut statükoda uyutmak; Türkiye hidrokarbonlarda istediğini alınca da uyandırmak…

Berlin buluşması bu masalın Kıbrıslı Türklere yutturulmasını önledi ve BMGS marifetiyle Kıbrıslı taraflar BM ölçütlerinde çözüme ulaşmak vizyonunu, bu vizyona ulaşacak misyonu yüklendiklerini teyit etti ve nasıl ulaşılacağına dair yöntemleri de genel hatlarıyla açıkladı. Yani, Crans-Montana sonrasında Anastasiadis ve Türkiye’nin işbirliği ile statükonun devamı için yaratılan ortam ve durum sona erdi, stratejileri çöktü; şimdi statüko gene tehdit altında… Ve bu durum Berlin buluşmasında sağlandı… Ve bu durum Türkiye’nin isteksizliğine ve hoyratlığa varan karşı çıkış ve söylemlerine ragmen yaratıldı…
Ve eskiye dönebilmiş olmayı kabullenemeyenler var çünkü kendi senaryoları gündemden düştü… Eskiye dönebilmiş olmayı “Kaybettiğimiz eşeği bulduk” diye eleştirip, küçümseyen ve hatta horlayanlar var… Evet, doğrudur, kaybedilen eşek bulundu, bulunmasın mıydı?! O eşeği kaybettirenler Anastasiadis ile Türkiye idi ve Kıbrıslı Türklerden çalmışlardı o eşeği… Bulunmasın mıydı? Kıbrıslı Türklerin belirsizlik içinde, Rum lider ile Türkiye’yi yönetenlerin insafına terk etmek mi gerekirdi, eşeği bulmaya çalışmayarak… Belin sonuçlarını küçümseyenler, horlayanlar, karşı çıkanlar aslında Türkiye’nin artık Kıbrıslı Türkleri dışlayan bencil Kıbrıs siyasetine göz kırpanlardır.

Berlin’e giden Kıbrıslı Türk lider Akıncı idi… Son yirmi ay Kıbrıs’ta mevcut statükoyu sürdürmeye ve kendi yönettikleri coğrafyanın çıkarlarını elde etmeye odaklanana taraflara rağmen, BMGS ile birlikte, statükonun sürdürülemez olduğunu ilan eden hangi Kıbrıslı Türk lider olsa idi takdiri hak ederdi…  Eğer dertleri Kıbrıslı Türkler ve onların sürdürülebilir mutlu geleceği ise…Dertleri Kıbrıslı Türkler değilse, ki Berlin görüşmesinin sonuçlarını küçümsemenin ve horlamanı bundan kaynaklandığı söylemek abartı olmayacak, dertleri ile başbaşa kaldılar…

Bu yazı Berlin sonuçlarına desteğin yazısıdır; kişilerle ilgili değil ama bu sonucu yaratan kişilerin payını inkar etmek veya küçümsemek de doğru değil… 11 Şubat 2014 belgesini Anastasiadis ile imzalayan Eroğlu da takdir edilmişti.

Beş ay sonraki KKTC CB seçimleri de Kıbrıslı Türkler için bir araçtır, amaç değil çünkü Kıbrıslı Türklerin ihtiyacı, Mayıs 2020’den itibaren BMGS’nin başlatacağı müzakere sürecinde Kıbrıslı Türkleri özne görecek ve öyle davranacak ve dik duracak biri seçilmelidir.