BEDEL

Sami Özuslu

 

Hayatta her şeyin bir bedeli vardır.
Var mıdır?
Herkes öder mi bedel?
Yoksa bir retorik midir bu?
Bir propaganda olabilir mi ‘herkes bedelini öder’ sözü?
Her insan eşit derecede bedel ödüyor mudur?
Yoksa ‘bedeli ödeyenler’ ve ‘ödermiş gibi yapanlar’ mı vardır aslında?
Bireysel düzeyde, toplum yaşamında, uluslararası ilişkilerde ‘adaletli’ midir bedel meselesi?

*  *  *

Her birey ‘eşit’ doğmuyor mu dünyaya?
Doğuyor mu?
Danimarka’da doğan bir bebek ile Sudan’da doğan bir diğer bebek, ‘ödeyecekleri bedel’ bakımından eşit olabilir mi mesela?
Ya da bazı fonksiyonları çalışmayan bir vücutla doğanla, anne karnından sağlıklı çıkan iki bebek eşit midir ‘bedel’ meselesinde?

*  *  *

‘Bedel’ kelimesi ‘askerlik’ çağrışımı da yapar bu coğrafyada, kuşkusuz…
Malum, ‘bedelli’si de vardır askerliğin.
Bizim zamanda şimdiki kadar kolay değildir bedelli askerlik yapmak.
Daha eskilerde hiç yoktu zaten.
Şimdi şartlar biraz daha gelişti.
Bazı kriterlere sahip olup ‘bedeli’ni de ödeyen askerlikten muaf oluyor, ya da bir ay falan yapıp ‘terhis’ ediliyor.
Geriye kalanların ödediği ‘bedel’ peki?
Para olmayınca ‘bedel’den sayılmıyor!
Oysa ne bedeller ödedi on binlerce insan askerlikte…

*  *  *

Hukuk üstündür. Öyle olmalıdır. Adalet yerine gelmelidir.
Bir suç varsa ortada, mahkeme ceza verir.
‘Bedelini’ öder suçu işleyen.
Yakalanırsa tabii!..
Niceleri var sokakta, etrafta, en yukarıda…
Onlar yakayı ele vermedikleri sürece muteberdirler üstüne üstlük…
Garibandır genelde ‘bedel’ ödeyen.

*  *  *

Halkın geneli zaten hep gariban…
Mesela bir soru: Neden TL’nin değer kaybının bedelini TL’nin değerini kaybettirenler değil de hiçbir sorumluluğu ve hatası olmayanlar çekiyor?
Ya da ‘ekonomik paket’lerin bedelini ne diye emekçi, dar gelirli öder ki?
Neden ‘suçlu’ kimse onlar ödemiyor da ‘masum’ların payına düşüyor yine bedel ödemek?
En geniş kalabalıklar ömür törpülerken bedel ödeye ödeye, nasıl oluyor da semiriyor bazıları, aynı ‘bedel ödeme’ dönemlerinde?

*  *  *

Her mücadelede bir ‘bedel’ ödeyen vardır mutlaka.
Ulusal kurtuluş kavgasında mutlaka ağır bedeller ödenir.
Kavga demokrasi içinse, iktidar sahipleri kan kusturur mücadele edenlere…
Sömüren ve semirenler en cani yüzünü gösterir halka emek kavgasında…
Her kazanımın, her başarının bir bedeli vardır hayatta…
Belki siz ödemezsiniz, ama vardır bir ödeyen mutlaka…
Ya da bedel ödemeksizin, ödermiş gibi davranıp rol kesersiniz etrafta…
‘Bedel ödemek’ rolüyle bir şeyler elde etme becerisi olanlar da vardır bolca…
Zaten gerçek bedel ödeyenler ‘Ben bedel ödedim’ demezler hiç…
Mücadelede ‘gerçek kahraman’ onlardır asıl.
İdealler uğruna ödenen ‘bedeli’in yoktur bir ‘bedel’i çünkü…