Yaşadığımız toplumsal yozlaşmanın, giderek derinleşen bencilleşmenin ve kendi ülkemize yabancılaşmanın en belirleyici sebeplerinden biri eğitimdir.
Elbette dünyadan koparıldığımız, bir ada yarısına sıkıştırıldığımız, nüfus yapımızın dönüştürüldüğü ve değerlerimizin aşındırılmak istendiği yakıcı gerçeğimizi görmezden gelmiyorum. Ancak bütün bu tarihsel ve siyasal kuşatılmışlık içinde değişimin, dönüşümün ve hatta mücadelenin en temel dinamiği yine eğitimdir.
Burada kastettiğim, kolektif bir yanılsamayla üretilen “diploma mezarlığı” değil. Nitelikten yoksun, yalnızca diploma dağıtan bir sistem toplumsal gelişimin değil; aksine uzun vadeli bir felaketin habercisidir...
Bu yazının konusu tam tersine, umut veren bir eğitim girişimi.
Rengârenk bir bez çanta…
Üzerinde “Bay Kuzi ile Küçük Enerji Koruyucuları" yazıyor. Üstte bir slogan: Sürdürülebilir bir gelecek için çalışıyoruz.
Çantanın içinde üç çocuk kitabı var. Renkli çizimler, özgün hikâyeler ve en önemlisi çevre duyarlılığı…
“Ağaç yaşken eğilir” sözünü çok tutarım. Çevre bilinci de tam burada başlar; erken yaşta, doğru bir dille, yaratıcı bir anlatımla...
Bir grup gönüllü eğitimci bu inançla bir araya gelmiş. Özge Yorulmaz ve Mustafa Özmert koordinatörlüğünde yürütülen proje, Kıbrıs Türk Elektrik Mühendisleri Odası’nın sahiplenmesiyle somut bir üretime dönüşmüş. Projeyle, Rüstem Kitabevi’ndeki samimi tanıtım sayesinde tanıştım.
Serinin son kitabı “su” teması üzerine. Atık yönetimi, yenilenebilir enerji, orman yangınları, hava kirliliği, tasarruflu elektrik kullanımı… Tüm bu meseleler bir çocuk hikâyesinin doğallığı içinde işlenmiş.
Eğitim Bilimci Ahmet Güneyli’nin tanıtımdaki sözleri önemli: "Kıbrıs’ta çocuklar için yazan, yazma cesareti olan ve nitelikli kitaplar üreten isimler o kadar az ki... Benim de öğretmenim olan Nursal Vahip de arkadaşım Yasemin Taneri de ilk kitaplarında tam anlamıyla harikalar yarattılar. Kitaplarda kapsayıcılık var, toplumsal cinsiyet dengesi var, eşitlik ve hakkaniyet var..."
Kitapta yer alan küçük ama etkili bilgiler de güçlü...“Diş fırçalarken kapatılan muslukla her gün 35 litre su tasarruf edilebilir" gibi...
Özge Yorulmaz’ın ifadesiyle projenin temel vizyonu, çocukların öncülüğünde çevre dostu yurttaşlık bilincini oluşturmak. Bu yaklaşım, çocukları yalnızca geleceğin bireyleri olarak değil, bugünün öznesi olarak da konumlandırıyor.
Yağmur Bayhanlı’nın illüstrasyonları da metni tamamlayan güçlü bir estetik dil oluşturuyor. Çocuk kitabında görsel anlatımın belirleyici rolü düşünüldüğünde bu önemli bir kazanım.
Kitapları okuduğumda küçük bir not düşmeden geçemedim... Belki hikâyeler biraz daha özlü tutulabilir, dil çocukların düşünce dünyasına göre bir parça daha sadeleşebilir.
Ancak bütünsel olarak bakıldığında proje, kolektif üretimin umut verici örneklerinden biri. Üstelik yalnızca kitapla sınırlı kalınmamış; tiyatro sanatçısı Erdoğan Kavaz’ın katkısıyla hikâyeler müzikli bir kukla performansına dönüşmüş. Böylece metin, sahne üzerinden yeni bir yaşam alanı bulmuş.
Kitapların "kaynak eser" olarak okullarda dağıtılması da önemli...
Bunlar insanı umutlandıran, gülümseten, heyecanlandıran üretimler.
İyi ki hâlâ bu topraklarda idealist ve yurtsever insanlar var. İyi ki eğitim, hâlâ direnişin en güçlü zemini...