“Başkalarının hayatlarını kendi hayatlarının önüne koyanlar…”

Sevgül Uludağ

 

ELİF AKGÜL

24 Nisan’da, hayatımda üçüncü defa Erivan’daydım.
İlk yurtdışına çıktığım ülke ola Ermenistan, ayrıca en çok ziyaret ettiğim oldu. Erivan, artık sokaklarını bildiğim, favori yemek yerlerimin olduğu, yeni turistlere görmeleri gereken yerleri tarif edebildiğim bir şehir.
Bu seferki gelişimin nedeni ise, Ermeni Soykırımı anmaları olduğu kadar, Aurora Prize ödül törenini takip etmekti.

Son dakikada dahil olduğum bu organizasyon, medyada George Clooney’nin varlığı ile yer aldı.
Kendisinin politik yanını Amal Clooney ile evlenmeden önce pek bilmesek de meğerse siyasi olaylara, toplumsal gelişmelere söz söyleyen bir Hollywood aktörüymüş Clooney.

Her ne kadar onun için topuklu ayakkabı giymiş olsam da, Clooney yakışıklılığını ve karizmasını bir yana bırakıp, gerçekten muhteşem insanları anlatmak istiyorum.

Hayatımda “kokteyl elbisesi”ni deneyimlememe sebep olmuş Aurora Prize töreni tam bir Oscar havasındaydı. Keza ödüle aday gösterilen ve alanların hepsi hepimizin adlarını ezbere bildiği Hollywood yıldızlarından daha fazla ihtişamı hak ediyorlar.

Aynı, Sudan'daki Mother of Mercy Hastanesi'nden Dr. Tom Catena gibi.
Tek başına 500 bin insana sağlık hizmeti veren Dr. Catena, sürekli “nöbette”. “Eve dönmeye vicdanım elvermezdi” diyen Dr. Catena’yı bizlerden ayıran tek bir özellik var:

Kendisinden önce başkalarını düşünmesi. Çünkü Amerikalı bir doktor olarak bombdardımanların devam ettiği Sudan’da yaşamak zorunda değil o. Ancak o giderse, binlerce kişi doktorsuz kalacak.
Bu çok büyük bir sorumluluk ve çok büyük bir fedakarlık.

Ya da, diğer bir Aurora Prize adayı Syide Ghulam Fatima gibi. “Başkalarının hakları” için mücadelesinin sonucu kardeşinin uğradıkları saldırı sonrası engelli olması olmuş.

Fatime da çok defa dayak yemiş, kurşunlanmış. Ama sonuçta kendi mücadelesi uğruna kardeşinin bedel ödediğini anlatıyor. Çünkü Pakistan’da 80 bin köle var. Fatima da hukukla, protestoyla, rüşvetle köleleri kurtarmaya çalışıyor. Bunun da çoğumuzun göze alamayacağı bir bedel olduğunu düşünüyorum.

Bir de Peder Bernard Kinvi var. Peder Kinvi’nin hikayesi çok ama çok enteresan. Orta Afrika Cumhuriyeti’nde Müslüman Seleka örgütü kontrolü ele aldığında Hristiyanları korumuş, Seleka gittikten sonra balaka-karşıtı Hristiyan milislerden de Müslümanları.

Peki ya ödüle layık görülen Marguerite Barankitse? Burundili 30 bin çocuğun soykırımdan kurtarılmasını sağlamış, evinde sakladığı 70 komşusu gözlerinin önünde katledilmiş, ülkesinden kaçmak zorunda kalmış ve mülteci çocukların okuyabilmesi için çalışmaya devam ediyor.

Soykırımdan ülkenizden gitmek zorunda kalmaya kadar onlarca badireyi geçirmiş olsanız nasıl bir insan olurdunuz? Nasıl hissedersiniz?

Marguerite Barankitse dünyanın en mutlu insanı. Gülümsemediği bir an yok. Konuşurken neşeden omuzları titriyor. Daha da önemlisi “Ben, beni ülkemi terk etmek zorunda bırakanlara karşı bir düşmanlık beslemiyorum. Onlar da sonuç da kardeşim benim” diyor.

Bu, benim yapamayacağım bir meziyet.

Belki de bu yüzden o bunları gülümseyerek tane tane anlatırken, ful makyaj ve kokteyl elbiseli bir gazeteci olarak ben koltuğumda zırıl zırıl ağlıyordum.

Gazeteci ağlar mı?

Yıllar önce Sevag Balıkçı’ya dair bir etkinliğin çıkışında tramvayda katıla katıla ağlamamdan beri ben ağlamaya devam ediyorum. Çünkü en çok çaresizlik ağlatıyor. Barankitse ise, belli ki, çaresiz olmadığından gülmeye devam ediyor.

Marguerite Barankitse tek bir yerde ağlıyor, o da kendi deyimiyle “umutlandığında”.

Neyse ki söz konusu gözyaşları olduğunda, kokteyl elbisesi içinde ağlayan tek kişi ben değildim. Benden önce ödül töreninin sunucularından opera sanatçısı Hasmik Papyan dev ekranda gözyaşlarına hakim olamamıştı.

Hasmik Papyan'ın sahnedeki performansından çok kısa bir kesit.

Ondan aldım meşruiyetle ben de kendimi tutma ihtiyacı hissetmedim daha fazla.
Aurora Prize dört muhteşem insanı tanımamı sağladı, yıldızları Hollywood ünlülerinden daha parlak olan insanları.

Son olarak Aurora Prize’ın anlamı da çok önemli. Salpi Ghazarian Twitter’dan Aurora Prize hakkında #ArmeniansGivingBack hashtagini kullanmıştı.
Ermeniler geri veriyor.
Neyi?
Soykırımda kendi can güvenliklerini düşünmeyim binlerce Ermeni çocuk, kadın ve erkeğin kurtarılmasını sağlayanlar karşı emeklerini.
Karen Jappe'ye, Maria Jacobsen'e, Alma Johanson'a, Bodil Biorn'a ve daha binlerce isimsiz kahramana olan minnettarlıklarını.
İnkarla geçen 100 yılın ardından 101. yılda, yine inkarcılara, en güzel cevap bu.
George Clooney’nin de dediği gibi:
“Hitler ‘Ermenilere ne olduğunu kim hatırlıyor ki’ diye sormuştu. Bugün dünya hatırlıyor.”
Başkalarının hayatlarını kendi hayatlarının önüne koyanlar sayesinde.

 

(BİANET.ORG – Elif AKGÜL – 1.5.2016)