Başbakan’ın Basın Toplantısı…

Kutlay Erk

 

Bu hükümetin, oluşumu aşamasında açıklanan vizyon ve misyon cümlelerinden bakıldığında, bir ‘Yeniden Yapılanma ve Açıklık – Perestroika, Glasnost’ hükümeti olacağı üzerinden yorum yapılmıştı.

Başbakan’ın dün yaptığı basın toplantısı ‘Açıklık – Glasnost’ niteliğinin örneği olarak görülebilir. Kendisinin ve eşinin şimdiki mal varlığını kamuoyu ile paylaştı; görevden ayrılınca da açıklamaya söz verdi. Başbakanlıkta görevlendirilen müşavirler de isim ve görev olarak açıklandı; hükümetin görevlendirdiği diğer müşavirler de zaten zaman zaman açıklanıyor. Halkın hassas olduğu müşavirler konusu, bu rüzgar esmişsen halledilirse, iki de bir nerdeyse aşağılanan nitelikte yorumlanan müşavirler de, devletin bütçesi de rahatlayacak…

Değişik on beş kalem projelerini de açıkladı Başbakan. Bunlar içinde özellikle durulması gerekenler var. Hassas ve önemli olan projelerin başında Türkiye ile imzalanacak olan yeni protokoldür. Temel kavramda değişikliğe ihtiyaç var; eski protokol bir fakirleştirme programı idi, ‘fakir müşterili Pazar’ ekonomik açıdan gelişemez, iyileşemez, sadece boğulmamak gayreti ile yüzmeye çabalar. Yeni protokol ekonomiyi ayağa kaldırmak üzere ‘alım gücü yükseltilmiş müşteri’ ile pazar faaliyetlerini tetiklemeyi ve sürdürmeyi temel kavram olarak benimserse, başaracaktır. Ekonomiden sorumlu bakanın bu konuda, muhatapları ile birlikte de çalışarak, proje yapma ve yönetme kapasitesi var. Muhatap olarak da sadece Türkiye sanılmasın, çalışan ve çalıştıran örgütleri de var…

Ekonomi ile ilgili çalışmalardan biri de dövizdeki artış nedeniyle yurttaşın gerileyen satın alma gücünün yükseltilmesi için neler yapılabileceğine dair… Merkez Bankası ile birlikte bir çalışma yapılıyormuş… TL’nin yabancı paralar karşındaki değer kaybını önlemek için KKTC tarafının yapabileceği bir şey yok, ancak bu durumun yarattığı satın alma gücünü koruma üzerinde yapılabilecekler vardır. Devlet ve finans sektörü emtia maliyetlerinde artış yaratan unsurlardır. Devlet özellikle gümrük, resim, harçlar, vergiler ve KDV’de indirimler yaparsa satın alma gücünü döviz karşısında korumaya katkısı olur. Amaç, pazarda dolaşan paranın azalmasını önlemek ve hatta artırmaktır da…  Ayrıca, Merkez Bankası da bankaların munzam karşılıklarında, disponibilitesinde ve bankalara uyguladığı harçlarında indirime gider ve bankalar için paranın maliyetini düşürürse, banka faizlerinde düşüş sağlanabilir; bu da dolaylı olarak emtia maliyetlerinde düşüşe katkı yapar. Bunların yanında, Merkez Bankası kendi kaynaklarından bankalara ucuz maliyetli kaynaklar kullandırırsa, banka kredi faizlerinin düşüşüne katkısı olur. Merkez Bankasının şu anda yaptığı söylenen çalışmasının sonuçlarını beklemek gerek…

Başbakan’ın açıkladığı kalkınmada öncelikli bölgeler sıralaması makul, bunlara uygulanacak projeleri görmek gerek. Buralarda pazar faaliyetlerini tetikleyecek ve artıracak projeler mümkün. En basitinden ve bu köşeden defalarca yorumlanan proje, bazı bakanlıkların taşraya aktarılmasıdır. Örneğin Tarım Bakanlığı Karpaz bölgesine, İç İşleri Bakanlığı da Güzelyurt Bölgesine tüm bağlı dairleri ile birlikte aktarılsa, bu bölgelerin pazarında tüketim yapacak, yani pazar faaliyetlerini tetikleyecek kişi sayısında artış olur. Şimdiki durumda, bu bölgelerde yaşayanlar da Lefkoşa’da çalıştığı için, Lefkoşa pazarından tüketim yapmaktadır. Bütün mesele, satın alın gücü nispeten iyi olan tüketiciyi, yani kamu görevlilerini bu iki bölgeye kaydırmaktır. Zaten tarımın ağırlıklı bölgesi Mesarya – Karpaz; Güzelyurt da İç İşleri Bakanlığı konuları için yurttaşa pek uzak sayılmaz.

Başbakan’ın önemli bir diğer projesi de ‘Old Town’ kavramı ile Lefkoşa ve Mağusa’nın suriçi bölgelerine ve Lefke’ye yapılacak yatırımlardır. Hem yerel pazarı, hem de turizmi tetikleyebilecek projelerdir bunlar; Lefkoşa Suriçi için geçmişte yapılan çalışmalar bu yorumun dayanağıdır. Bu yerler için AB kaynaklarını kullanmak da olası, yeter ki belediyeleri proje yapsın, Brüksel’e gitsin.

Ve belediyelerden söz açılmışken, Başbakan’ın, hükümet ortağı dört partinin yerel seçimlerde işbirliği yapma çalışmasında olduğunu açıklamasını da yorumlamakta fayda var. Bu işbirliği, kimse kusura bakmasın ama çalışmaz, çalışmayacak… Partilerin köylerdeki yerel örgütleri işbirliği üzerinde anlaşırsa, yürür; kasaba ve şehirlerde ne örgütler anlaşsa, ne de partilerin üst yönetimleri anlaşsa, uygulamada tutmaz. Hele ki kendi partisinin adayı olmadığını gören seçmen, kafasına göre takılır. Lefkoşa bağlamında yorumlanacak olursa, şimdiki belediye başkanı kaybedecek adaydır; Lefkoşalı mutlu değil, Lefkoşa bakımlı değil… Hükümet ortaklarının bu aday üstünde anlaşması, Lefkoşa Belediye Başkanlığını UBP’ye hediye etmektir. Bu kadar açık… Mağusalı ve Girneli de Belediyesinden mutlu değil… İddia sahibi bir siyasi partinin başşehirde, memleketin turizm şehrinde, memleketin ana deniz limanı kentinde belediye başkanı adayı göstermemesi siyasi bir hata olur. Oralardaki seçimi kaybetmek de siyasi partinin varlığının ve iddiasının bir parçasıdır; ama parti oralarda adayı ile yoksa, başşehirde ve diğer önemli kentlerde aday olacak kadrosu yoksa, bunun siyasi yorumu pek de olumlu olmaz. Mağusa’da, Girne’de belediyeyi yıllarca yönetmiş bir partinin ve ülke siyasetinde en iddialı iki partiden biri olan bir partinin, solun ana akım partisinin buralarda belediye başkan adayı çıkarmaması, izaha muhtaç bir durumdur. Bu işbirliği konusu belli ki bir sonuca doğru gitmiştir ancak seçimlerde murat edilenin elde edilmesi de sürpriz olacaktır.

Hükümetin, spor, sanat, kültür ve engelliler konularındaki projeleri de sosyal sorumluluk bağlamında önemli projelerdir. Ekonominin bu kadar dar boğazda olduğu bir dönemde, mal ve hizmet üretiminin mali kaynağa çok ihtiyaç duyduğu bu dönemde, sosyal sorumluluk kapsamında ayrılan bütçeler, ekonominin fırsat maliyeti kavramı açısından olumsuz görülse bile, sorumluluk bakımından zorunlu harcamalardır. Ayrıca, KTHY binası satın alınırsa, gelecekteki KTHY için ön yatırım olabilir; Başbakan öyle bir şey açıklamadı ama gelecekteki KTHY de önemli bir ekonomi unsuru olacaktır.

Başbakan’ın Vakıf’lar ve DEMD üzerinden yapılan kiralamalar ve yurttaşlıklar gibi konulardaki açıklamaları da ‘ açıklık – glasnost’ bağlamında önemli başlıklardır, sonuçlarını da kamuoyu ile paylaşacağı anlaşılmaktadır. Kuzey’de yaşayan Maronitlere ve Rumlara Güney’den gelen yardımdan gümrük vergisi alınmasının iptal edilmesi konusunun da Dış İşleri Bakanlığı tarafından inceleniyor olması olumlu bir gelişmedir.

Bir de yurtdışındaki Kıbrıslı Türklerin geri dönüşünü teşvik edecek bir proje çalışması var ki, çok iddialı bir çalışma olacak. Başarı şansı proje açıklanınca görülebilecek ama tutarsa, Kuzey’in sosyal, ekonomik ve siyasi kültürü çok zenginleşecek; ne de olsa Kıbrıslı Türkler Guatemala’ya kadar yayılmıştır.

Sözün sonu, Başbakan’ın basın toplantısı yaparak hükümetinin çalışmaları üzerinde samimi bilgiler paylaşması, hükümetin vizyonuna koyduğu ‘Açıklık’ ilkesi bağlamında olumlu bir uygulamadır; kendisi bunu sürdüreceğini de söylüyor.