BAŞBAKAN NEDEN SUSUYOR?

Sami Özuslu

Memleketin altı üstüne geldi.
Bakanlar Kurulu’nun aldığı şaibeli, hukuka ve ahlaka uygunsuz bir sürü karar ortalıkta uçuşuyor.
Muhalefet ayaklandı. Toplum ateş püskürüyor.
‘İstifa’ talepleri artıyor, erken seçim çağrıları peş peşe geliyor.
Sadece muhalifler de değil, kendi tabanı ve hatta tavanı da ‘Bu kadarı da olmaz’ diyor.
İnsanlar rahatsız, huzursuz, mutsuz.
Fakat esasen konuşması gereken kişi susuyor.

*  *  *

Başbakan Hüseyin Özgürgün tam bir ‘sin da gülle
geçsin’ taktiği içinde.
Meclis Pazartesi ve Salı kalktı oturdu.
Hüseyin Bey sadece dinledi.
Hiç ağzını açmadı.
Sanki o Bakanlar Kurulu kararlarını GG’nin Yönetim Kurulu, Doğan’ın Heyet-i İdaresi almış gibi!..
Umursuz, gailesiz, sessiz…
Sanki bu ülkenin Başbakanı kendisi değil de Arif Salih Kırdağ’mış gibi bir durum bu…
Acaba biz mi yanlış biliyoruz?

*  *  *

‘Kuvvetler ayrılığı’ prensibine göre KKTC devletinde ‘yasama’nın başında Meclis Başkanı Sibel Siber, ‘yargı’nın Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Ferdi Şefik, ‘yürütme’nin başında ise Başbakan Hüseyin Özgürgün var.
Yürütme adına yapılan her türlü işlemden, alınan her türlü karardan, atılan her adımdan birinci derecede sorumlu olan kişi hükümetin başıdır.
Yani Başbakan…
Kabineyi kuran odur.
Bakanları seçme yetkisi kendisine aittir.
Bakanları zil, yani görevden alma hakkı da vardır.
Hükümetler, Başbakan’ın ismiyle anılır.
Meclisin ‘güvenoyu’ da o ismin kurduğu hükümete verilir.
Bir Başbakan hükümete mensup bir bakanın yaptıklarından ‘sorumsuz’ sayılamayacağı gibi, o bakanın bütün icraatlarının da en yüksek dereceli sorumlusudur.
Birileri bunu şimdiki Başbakan’a anımsatsa iyi olacak.

*  *  *

‘Özgürgün acaba neden konuşmuyor’ sorusuna birkaç tür yanıt duydum.
Bunlardan biri, Özgürgün’ün ‘ne kadar susarsam arazi işleriyle ilgili tepkilerden o kadar az zarar görürüm’ düşüncesi.
Bu tavrı yıllarca Başbakanlık ve bir dönem de Cumhurbaşkanlığı yapan Derviş Eroğlu’ndan da biliyoruz. O da az konuşan, genelde susan bir yaklaşım içindeydi.
Özgürgün, eski liderinin yolundan gidiyor olabilir.
Bir diğer teori ise, Özgürgün’ün ‘sağdaki olası rakiplerini yıpratma’ niyetiyle hareket ettiği yönünde…
Gelecekte ‘sağın lideri’ ya da ‘sağın Cumhurbaşkanı adayı’ gibi hedefleri olduğu bilinen Özgürgün’ün hem Debnktaş, hem de Eroğlu cephesini yıpratmak için bir adım geriye çekildiğini söyleyenler var.
Hatta ileri gidip “resmiye hanımın da, Serdar Denktaş’ın da bu arazi işlerine önce onay verdi, sonra da bunun kamuoyuna sızmasına yardımcı oldu” diyenler dahi var!
Hatta ve hatta zaman zaman adı UBP Genel Başkanlığı için geçen Sunat Atun’un da benzer bir operasyonla yıpratıldığı yönünde de dedikodular dahi dolaşıyor etrafta…

*  *  *

Hangisi ‘doğru’, bilinmez.
Lakin hatırlatmak lazım: Her hesap her zaman tutmaz.
Yanlış olanı Bağdat’tan döner.
Susmak bir yöntem olabilir.
Lakin bu yöntem Özgürgün’ün ‘birinci derecede sorumlu’ olduğu gerçeğini örtbas edemez.
İster siyasi hesap için olsun, ister kendisini temize havale etme dürtüsü olsun, fark etmez!
Bu ‘kirli’ ve ‘gayri ahlaki’ işlerin sorumluluğu Başbakan’ın omzundadır.
Hatırlatayım dedim.