Bu yazıya Lefkoşa’nın Kıbrıslı Rum Belediye Başkanı Charalambos Prountzos’a teşekkür ederek başlamak istiyorum…
Birbirimizi anlamaya, desteklemeye ve Kıbrıs'ta birlikte yaşamaya dair umudu diri tuttu.
Cyprus Forum’da belki de en önemli mesajı, daha forum başlamadan verdi.
Mehmet Harmancı çekilince o da çekildi.
Dayanışmayı seçti.
Milliyetçi baskının karşısında durdu.
***
Kıbrıs’ta belediyelerin toplum temelinde ayrışmasının tarihi 1958’e kadar uzanıyor.
1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası da Lefkoşa dahil beş büyük kentte ayrı belediyeleri açıkça öngörüyordu zaten...
"Cyprus Forum" gibi köklü bir organizasyon bunu bilmez mi?
Lefkoşa hâlâ bölünmüşlüğün utancını taşıyan bir başkent.
O nedenle özel…
O nedenle önemli…
İki toplumun belediye başkanları da yıllardır farklı tanımlamalarla uluslararası platformlarda yan yana geliyor.
Kimi zaman “belediye başkanları” olarak…
Kimi zaman “Lefkoşa’nın Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum toplum liderleri” olarak…
Burada konu unvan değil elbette...
***
Peki ne?
ELAM, Harmancı’nın unvanının değiştirilmesini değil, davetinin iptal edilmesini istedi.
Cyprus Forum bunu yapmadı.
Ama itirazların ardından Harmancı’nın programdaki “Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı” tanımını değiştirdi.
Harmancı çekildi.
Prountzos da dayanışma göstererek onu izledi.
En nihayetinde etkinliğe katılmayacağını açıklayan ELAM, hiç katılmadan diyaloğun sınırlarını belirlemeyi başardı.
Beni asıl ürküten budur.
Ne zamandan beri bağnaz milliyetçi bir itiraz, iki toplumlu diyalog üzerinde böylesine etkili bir veto gücü kazanıyor?
Her bağnaz milliyetçi haykırışta bir adım geri gidersek sonunda nereye varacağız?
***
ELAM’ın ırkçı siyasetinden iğreniyorum.
Ama biliyoruz...
Bir tarafın şoven tavrı diğerini besliyor.
Kıbrıs’ın iki yanında da var bu kafalar...
Birbirlerinden güç alıyorlar.
Adanın güneyindeki siyasi elitlere ve sivil topluma da özellikle seslenmek istiyorum.
Kıbrıslı Türklerle kurulmuş köprüleri kapatarak Kıbrıs Cumhuriyeti’ni de koruyamazsınız.
Tam tersine, o köprüleri zaten yıkmak isteyenlere teslim edersiniz.
***
İşte bu nedenle Kıbrıslı Rum belediye başkanı Prountzos’un tavrı değerlidir.
Çok emekle kurduğumuz köprüleri yıkmaya kalktıklarında, o köprülerin iki ucundan da tutmamız gerekiyor.
Harmancı ile Prountzos, Cyprus Forum’a birlikte katılacaktı.
Bu kez birlikte ayrıldılar.
Bazen bir masadan birlikte kalkmak da o masaya oturmak kadar güçlü bir barış mesajıdır.
Harmancı’nın sözleriyle, "Barış korkuyla inşa edilemez. Cesaretle edilir.”
Kıbrıslı Rum başkanın yaptığı tam da buydu.
NOT DEFTERİM
- Kıbrıslı bir yurttaş ve bir barışsever olarak New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda liderlerin hiç bir araya gelmemesi hayal kırıklığıydı doğrusu... Evet, ortak bir zemin yok ama müzakere ne kaybettirir? "Görüşmek için görüşmek" de kötü... "Görüşmemek için direnmek" de...
- Şöyle bakıyorum, şu anda Kıbrıslı Türk liderliği ile Türkiye arasında da ortak bir zemin yok. Ama görüşüyorlar! Görüşmeleri de gerekiyor zaten... İnsanlar birbirlerini konuşarak, anlayarak, kendini anlatarak ikna ederler.
- "Yolsuzlukla Mücadele Stratejisi" açıkladı ya CTP... Çok iyi çalışılmış bir plan, mutlaka uygulanmalı... Bu açıklamaya ilk tepkinin de Üstel'den gelmesi pek bir manidar (!) Çamurun içinden konuşur gibi duyuldu sesi...
- "Ben aşçıyım, Pehlivan Lütfü derler bana" sözleriyle başlayan unutulmaz bir gösteriydi, "Zengin Mutfağı" ve Şener Şen... Büyük oyunculuk karşısında, Salamis Antik Tiyatro'yu dolduran on bine yakın insan sanatçıya saygısını gösterdi. Finaldeki söz önemli: "Biz kimlere hizmet ediyoruz... İnsan kimlere hizmet ettiğini düşünmeli..."