Barış inşa süreci mi; çözüm müzakereleri mi? Şeytanın bacağı

Asım Akansoy

Bu akşam Cumhurbaşkanı Akıncı ile Kıbrıslı Rum Lider Anastasiades arasında gerçekleşecek yemekli toplantının, yeni dönemin ilk buluşması olarak oldukça önemli olduğunu düşünmekteyim. Liderlerin, yeni müzakere sürecinin yol haritası ile ilgili görüş alışverişinde bulunmasının beklendiği görüşmede, iki Liderin temel konularda birbirlerini yoklayacaklarını düşünmek  mümkün.

BM’nin, Genel Sekreter’in Kıbrıs Özel Danışmanı Eide aracılığıyla süreci nasıl yöneteceği henüz belirsizliğini koruyor. Ancak yeni dönemi fırsata çevirme konusunda oldukça kararlı görülen Eide’nin, kendisine verilen genel geçer sözlerin ötesinde ne ölçüde yakınlaşma yaratacağı belli değil.

Yeni dönemin siyasi modası olan “Kıbrıs’ta çözümü savunma düşüncesi”nin ne denli samimiyetten uzak ne denli gerçek dışı olduğu ne yazık ki son beş yılda ıspatlandı. Bu dönem boyunca Türk  tarafının çözüm istediği, “Rumlar”ın ise genelleştirici ve ötekileştirici bir söylem ile uzlaşmaz olduğu pek çok kez açıklandı. Seçimi kaybettiği son güne kadar kendisinin Türkiye ile tam uyum içerisinde olduğunu ve çözüm istediğini, masada olduğunu belirtmedi mi, Sn.Eroğlu  ? Müzakerecisi Sn.Özersay bu yönde ciddi bir çaba içerisinde olmadı mı? Bu süreçte, tam uyumlu ve kordineli bir çalışma yürütmedi mi Sn Özersay ?

Peki Sn.Akıncı aynı yolu, aynı strateji ile yürür ise varacağı yer farklı mı olacak ?

Kıbrıs sorununu çözmek mümkünse de, karşılıklı suçlama ve ötekileştirme söylemi ile sonuç almak asla mümkün değildir. Hele bir yandan Kıbrıslı Türklerin 64 -74 arası yaşananlardan özür dileme erdeminin gösterildiği bir siyasi iklimde, “rumlardan” çözüm iradesi göremiyoruz gibi çatışmacı bir söylemin güven ve sonuç üretme şansı yoktur.

Çözüm için öncelikle, her iki tarafın da resmi müzakere stratejisini  gözden geçirmesi hatta değiştirmesi gerekiyor. Varolan müzakere stratejileri, insan merkezli, barış özlü olmaktan çoktan çıkmış, güç ilişkileri üzerinden toprak-yönetim pazarlığına dönüşmüş durumdadır.

Eğer Sn.Akıncı yeni bir yol yaratmaz, kendi özgün müzakere yöntemini, önceliklerini ve yol planını geliştirme konusunda çalışmaz ise çok yakında karşılıklı suçlamalara varan bir çıkmaz ile karşı karşıya kalacağımız kesindir. Burada önemli olan çok yönlü bir müzakere yöntemi ile, adil bir çözüm için mücadele edebilmektir. Adil ve gerçekçi olmayan bir çözümün, toplumlar tarafından kabul görmesi mümkün değildir. Bu nedenle liderlerin, toplumların karşılıklı hassasiyetlerini (beklentilerini, korkularını vd ) algılaması ve gözetmesi çok önemlidir.

Kıbrıslı Rum toplumunun Annan Planı’na %75 oranında “Hayır” demesi şaka için değildi. “Hayır” kararı, birkaç siyasi liderin veya partinin olumsuz veya kararsız yaklaşımına indirgenemeyecek bir konudur. Bugün Anastasiades bile o Plana ilgi göstermiyor, neden ?

Kıbrıslı Türk Liderin amacı barışa ulaşmak ise, Kıbrıslı Rum toplumu tarafından reddedilmiş bir Planı (henüz müzakereler başlamadan üstelik) sürekli gündem yaparak,  konum yükseltmeye yönelmemesi gerekir. Bu yol bizi barışa ve güven sağlamaya götürmez.

Kabaca, salt kendi hak ve çıkarlarımız üzerinden sürece bakmak ve karşılıklı toplumsal çıkarların gözetilmediği bir yöntem bizi hiçbir yere vardırmaz.

Dolayısıyla, Anastasiades’in olası siyasi dengesizliklerini de hesaba katarak, yola çıkarken çok dikkatli olmakta yarar var. Eğer özellikle son beş yılda Özersay’ın ve Mavroyannis’in neden yol alamadığını, müzakere stratejisi ve “kırmızı çizgiler” bağlamında değerlendirilse, barışın nasıl kurulabileceği ortaya çıkar.
Çok iyi bildiğiniz gibi, “barış yapmak”, zor iştir Sn Cumhurbaşkanı. Cesaret ister, kararlılık ister, sabır ister ama en önemlisi inanç ister. Sadece inanç yeter mi? Yetmez.

Kıbrıslı Türk halkı sizi, barış için seçmiştir. Bunun yolu vardır, yeter ki denenmiş, başarısız yolları terk edip, alternatif yaklaşımlar geliştiriniz. Size destek olan toplum örgütleri ile hareket edin ve süreci onların desteği ve çabası ile sürdürünüz. Sadece bilgi vermeyin, birlikte çözüm sürecini barış inşa sürecine dönüştürünüz.
Kıbrıs Türk siyasi tarihine geçecek oldukça önemli bir oy aldınız. Halkın gücünü ve inancını kırmayınız.
Bu son şansımızdır ve mutlaka sonuç almak zorundayız. Çözüm müzakeresine değil; barış inşasına yönelmeniz durumunda şeytanın bacağını kırarız !