Avunmak İstemiyoruz

Salih Sarpten

Çocuklarımızı, canlarımızı yitirdik. En önde, en dinamik, en aktif çocuklarımızı kaybettik.

Şampiyonlarımızı, öğretmen arkadaşlarımızı, en yakın dostlarımızı yitirdik. Görevlerini tavizsiz yapan, öğrencileri için her şeyi göze alan meslektaşlarımızı, aydın beyinleri kaybettik.

Dahası ülke olarak, bir halk olarak en paha biçilemez değerlerimizi kaybettik. Yeri asla doldurulamayan kayıplar bunlar…

Ve ne yazarsak yazalım ne söylersek söyleyelim ne yaparsak yapalım bundan sonrasının asla bundan öncesi gibi olmayacağı günler yaşadık.

Evet melek oldular, ancak “melek oldular” lafı ile de avunmak istemiyoruz. Avunmak istemiyoruz çünkü “keşke daha önce yapsaydık” ya da bundan sonrası için mutlaka yapmalıyız” dediğimin onlarca şeyi ihmal ettiğimizi fark ettik…

Kötü, çok kötü günler yaşıyoruz ülke olarak, bir halk olarak. Bu kötü günlerin altından yalnız ve ancak dayanışma ile kalkabiliriz. Ve artık anlamalıyız milliyetçilik söylemlerinin, hamaset politikalarının bir fayda etmediğini, insanlık adına bir işe yaramadığını…

Şüphesiz en ağır yaralardan birini eğitim aldı. Kolay kolay kapanmayacak bir yara. Belki de bu nedenle işe eğitimden başlamalıyız.

  • Güvenli ve sağlıklı eğitim ilkesini hatırlamalıyız mesela… Bir öğrenci veya eğitim çalışanı sabah evinden çıkıp tekrar evine girene kadar ki tüm süreçleri dikkat alan bir anlayışla hareket etmeliyiz. Bu süreçte en akla gelmez unsurları bir içeren bir standartlar mekanizması kurmayı düşünmeliyiz mesela…
  • Sürekli itibarsızlaştırdığımız öğretmene, özellikle de beden eğitimi öğretmenine daha çok değer veren, ona daha saygın bir meslek alanı kuran bir eğitim sistemi kurmanın önemini anlamalıyız mesela…
  • Dayanışmalıyız. Özellikle de sivil toplum örgütleriyle. Psikologlar Derneği, Psikolojik Danışmanlar ve Rehber Derneği, Kıbrıs Türk Mimar Mühendisler Odaları Birliği ile mesela…
  • Çocuklarımıza, öğretmenlerimize hatta anne-babalara psikolojik destek olmayı işe koşmalıyız. Bu alandaki tüm uzman kişi ve kurumlarla işbirliği yapmayı öğrenmeliyiz.
  • Okullarımızı bina-bakım ve onarımlarının ne denli önemli olduğunu anlamalıyız. Kaynaklarımızı akılcı, planlı ve ihtiyaca dönük olarak kullanmayı öğrenmeliyiz.

Eğitimin; sadece sınavlardan ya da sınıflarda uygulanan öğretimden oluşan bir yapı değil, insana dair her unsurun dahil olduğu açık bir sistem olduğunu ve buna göre davranılması gerektiğini anlamalıyız.

Hiç kimseyi, hiçbir kesimi ve hiçbir sorunu atlamadan tam bir dayanışma kurmalıyız. Evet, ne yaparsak yapalım artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Ancak yaşadıklarımızın bir daha yaşanmaması için bütün bunları yapmalıyız. Aksi takdirde bu halk, çok derin ve kanaması hiç durmayacak bu yarayı asla saramayacak…

Avunmak istemiyoruz, bilinçli, tutarlı, planlı akılcı uygulamalar istiyoruz.


Biliyor muydunuz

Okul Mimarisinin Önemi

Güvenli okullarda okulun tasarımı ve mimarisi önemli bir yer tutar. Okul mimarisi proje aşamasında güvenlik standartları öngörülerek planlanmalı. Okul kampüslerinin, mimari tasarımlarından, fiziksel yapılarına kadar öğrencilerin sosyal, kültürel ve sportif aktiviteler yapmalarına olanak sağlayan bir yapısallık içermesi gerekiyor. Fiziki yapıların ve kullanılan malzeme ve donanımların güvenli ve sağlam olması, olası kazaların önlenebilmesi açısından önemli. Örneğin dar koridorlar, kör noktalar, lavabolar, merdiven aralıkları, aydınlatılmayan bölümler, düzensiz giriş-çıkışlar kampüslerin güvenliği için temel önemdedir. Fiziki ve mimari güvenliğin iyi dizayn edildiği okullar olası riskleri önler ve kaliteli bir eğitim ortamı sunar.


Okumuş muydunuz?

“Başkentte yükselen her sarayı gördükçe, bir ülkenin yıkıntıya çevrilişini görüyormuşum gibi gelir bana.”

Jean Jacques Rousseau