Avrupa’daki Maraş ve Ercan dosyaları

Cenk Mutluyakalı

‘RESMİ AĞIZLAR’ susarken, güneyden al haberi




Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde Maraş ve Ercan'la ilgili dosyalar var.
Türkiye savunmasını vermiş.
“Sayfa sayfa!”
Kıbrıs'ın güneyinden öğreniyoruz.

Kıbrıs Haber Ajansı’ndan, yani Kıbrıs Cumhuriyeti'nin resmi ağzından duyuyoruz; Fileleftheros, Alithia falan da oradan alıyor, yazıyor.
Türk Ajansı Kıbrıs bunları çeviriyor, servis yapıyor.

Peki gerçek ne?
Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçiliği’ne soran oldu mu, bilmiyorum.
"Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Davası'nda, Kıbrıslı Rum mülk sahiplerinin iddialarına yanıt vermiş, doğru mu?"
 

KKTC Cumhurbaşkanlığı’nın bilgisi var mı bundan?
Hani kuş yuvalarını dahi özenle haber yaparak, yedi düvele duyuruyorlar.
Ayaküstü sohbetlerden “görüşme” masalları yazıyorlar.
Peki davalar?

*  *  *
Öyle sıradan bir gelişme değil bu.
Çünkü Maraş gündemde ve mülkiyet sorunu yaşanıyor.
Türkiye sorumlu tutuluyor ve Avrupa’da mahkemeye taşınıyor.
Şimdi “Erdoğan gelecek, Maraş’ı askeri bölge kapsamından çıkartacak” deniliyor.
Maraş'taki bir apartman için 74’ten bugüne "kullanım kaybı" istiyor Kıbrıslı Rum mülk sahibi, üstünden de tazminat! Onlarca davadan biri bu…
Türkiye, "orası Evkaf'ın” diyor, Kıbrıs Haber Ajansı'na göre...
Mülkiyet sahiplerine davalarını geri çekmeleri ve Taşınmaz Mal Komisyonu’na geri dönmeleri için 11.000 Euro önermiş, yine Türkiye…
2 Eylül’e kadar süre almış.
Öte yandan “1960 Sömürge Anlaşması”ndan söz ediliyor, o dönem, Kıbrıslı Türklere Evkaf malları için 1.5 milyon sterlin ödeme yapılmış.

*  *  *

TC Büyükelçiliği, Lefkoşa ya da Gelincik yollarıyla ilgili açıklama yapmak yerine, doğrudan Türkiye’nin sorumlu tutulduğu bu meselelerde açsa keşke ‘resmi’ ağzını!
 


“Ara Seçim” ilk kez unutulmadı…
Ama ilk kez “seçim tarihi talebi” yanıtsız kaldı


“Ara Seçim” ilk kez unutulmadı.
2002’de yine yapılmadı.
Demokrat Parti milletvekili Ahmet Elbasan, 23 Eylül 2001’de talihsiz bir trafik kazasında hayatını kaybetmiş, Meclis’te bir sandalye boş kalmıştı.
Anayasa’ya göre “ara seçim” gerekiyordu ancak gündeme gelmedi.
2003’te genel seçimler yapıldı.

*  *  *
Yakın zamanda bir dönem yine “es” geçildi.
Milletvekilliği değil “İhtiyar Heyeti” üyeliği için ara seçim yapılacaktı, ancak, unutuldu.

*  *  *
Ama…
Yüksek Seçim Kurulu tarafından Meclis’e yazı yazıldı, “ara seçim” için tarih istendi ve ilk kez hiçbir yanıt alınamadı.
Bu ilk!
Çünkü geçmiş iki örnekte, Yüksek Seçim Kurulu’ndan Meclis’e herhangi bir bildirim yapılmamıştı.
Yüksek Seçim Kurulu’nun, bu anlamda en üst yargı organının talebine yanıt dahi verilmedi.

*  *  *
Hukuksuzluk var.
Sorumsuzluk var.
Bir de…
Nezaketsizlik var, en hafif tabiriyle…



Meclis’te neden ‘nisap’ yok



Hükümet “azınlık” olduğu zaman her milletvekili nisap anlamında “bulunmaz Hint kumaşı”na dönüşüyor.
Pazarlıklar başlıyor.
İğrenç!

*  *  *

“Nisap” pazarlıklarına dair en fazla duyduğum rivayetler!
1- Lefkoşa’daki eski Kredi Bankası binasının devri…
2- Çalışma Bakanlığı koltuğu...
3- Müsteşar atama yetkisi...
4- İlk seçimde iyi sıradan milletvekilliği…


*  *  *
Son 48 saatte yaşananların toplum yararına, devlet aşkına, gelecek hesabına olduğuna inanan tek bir kişi var mı?
Başbakan dahil!..

*  *  *

Nereden baksan demokrasi katlediliyor.
Toplumsal iradeyi yok sayanlar, vekil ayartanla, hukuk ve demokrasi ihlalinde sınır tanımayanlar eserleriyle gurur duyabilirler.
Bunun sorumluları UBP-AKP KKTC Koalisyonu ve Tatar – Oktay tasarımı ve sömürge politikalarıdır.
Tarih tümünü utançla anacaktır.
Bir de elbette “ne olursa olsun hükümette olalım, koltuklarımızı koruyalım” hırsı, aymazlığı, sıradanlığı!
 


“Ekimde seçim olmalı!”

Bu söz bir UBP vekiline ait!
“Ekim’de seçim yapmaz daha da ileri alırsak, böyle giderse, bu parti tam bir yıkım yaşayacak.”
UBP’nin yıkımı, UBP’nin sorunu…
Ülkede yaşanan yıkım, hepimizin!
Umarım, hükümeti “zoraki” ayakta tutanlar öyle “fısıltı” ile kalmaz bu Meclis’ten erken erken bir seçim kararı çıkartırlar.