Sevgili meslek büyüğümüz ve öğretmenimiz Hasan Hastürer dün Kıbrıs gazetesinde “Başçeri’ye sordum… Hiç bir sorum yanıtsız kalmadı” başlıklı bir yazı kaleme aldı…
-*-*-
Hasan Hastürer Hoca, dünkü yazısında, Başçeri’ye sorduğu sadece iki konudan söz etti…
Eminim daha çok soru sormuştur ya da başlıkta bir hata vardır…
-*-*-
Ayrıca Hasan Hocam, “hiç bir sorum yanıtsız kalmadı” derken de yüzde 50 “haklıdır” çünkü sorduğu iki sorudan ya da bahsettiği iki sorudan ikincisi tamamen “yanıtsız”dır!
-*-*-
Hasan Hocamın yazısındaki “ilk soru” ile ilgili paragraf aynen şöyle:
“... Sorduğum hiç bir soru yanıtsız kalmadı. Fiberoptikte Türk Telekom’un tercih edilmesini de anlattı. Mevcut durumun, güvenlikle ilgili yarattığı sıkıntıları detaylı anlattı. Gözden uzak yerlerde kurulan internet temin altyapılarının, öncelikle ne amaçla değerlendiğini seslendirdi. Anladım ki, sistemin kontrolüne olanak yaratacak alt yapıyı en çok sanal bahisçiler istemiyor.”
-*-*-
Bundan anladığım şudur: Türkiye, kendinden habersiz güvercinle dahi haberleşmemizi istemiyor. Ayrıca sanal bahsi de Türktelekom ile kontrol edebileceğine inanıyor... Ki bu acı bir itiraftır, KKTC’nin içişlerine açık müdahale arzusudur...
-*-*-
Hasan Hocam diyor ki, “Türkiye’ye giriş yasağı olanları da sordum mu? Elbette sordum. Sorumu sorduğum zaman Büyükelçi Başçeri’den bir tepki gördüm mü? Hiç. Peki ne dedi? ‘Konu geniş zamana yayılarak bugünlere geldi. Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, konuyla ilgili, Ankara’yla temas halindedir. Bu aşamada benim daha fazla bir şey söylemem doğru olmaz.’”
-*-*-
Yani Başçeri burada Hasan Hocama kızmamış, Allah’a şükür tehdit falan da etmemiş ama yanıt da vermemiş! Çünkü meseleyle Tufan Hocam ilgileniyormuş!
-*-*-
Umarım, Hasan Hocam, bugün veya yarın, Başçeri ile konuştuklarını yani kendi deyişiyle “her soruma yanıt verdi”lerini de yazar!
Tamamını!
Ya da “sadece iki soru sorabildim, birincisinde hiç çekinmeden Türktelekom itirafını aldım, ötekisini ise yanıtsız bıraktı” der!
-*-*-
KKTC Gerçeği mi?
Hasan Hoca soramaz...
Haaa Hasan Hocamın hala o bunamış dangalağa elini cebine koyarak verdiği tepki cesaretini ayakta alkışlarım ki o ayrı bir mesele...
Yani, Hasan Hocam sorsa bile, Başçeri yanıtlayamaz!
-*-*-
Demokrasi bir oyun değildir!
Oynamaktan vazgeçsek diyecektim!
Ermeni Manastırı!
Beşparmak Dağları'nda, Alevkayası bölgesinde çam ağaçları arasında yer alan Surp Magar Ermeni Manastırı, 9’uncu yüzyılda, Mısırlı Hristiyan Kıpti toplumu tarafından inşa edilmiş...
-*-*-
Denizden 530 metre yükseklikte, muhteşem bir manzarası olan bu yapı, 1425 yılında, yani Osmanlı’nın Ada’ya ilk gelişinden yaklaşık 250 sene önce Ermeni Apostolik Kilisesi’ne devredilmiş...
-*-*-
Osmanlı – Ermeni “sıkıntısı” sırasında, Anadolu’dan göçe zorlanan yüzlerce Ermeni, kayıklarla Girne sahillerine ulaştırılıyor ve ilk önce buraya yerleştiriliyor ve rehabilite ediliyorlarmış...
-*-*-
O günlerle ilgili çok ilginç bir efsane ya da hikaye var...
(Ömer Meraklı anlatmıştı)
-*-*-
İngiliz işgali günleri...
1915’ler...
I. Dünya Savaşı sürüyor...
-*-*-
Manastır yakınlarındaki eski Rum şimdiki Türk köylerinden birinde yaşayan sapık bir Rum; bu manastırda rehabilite edilen Ermeni kadınlardan birine vahşice tecavüz etmiş.
-*-*-
Osmanlı’dan çektikleri nedeniyle ürkek ve korkak bir durumda olan Ermeni cemaatinin yardımına, Alevkayası’nın Güney tarafındaki Türk köylerinden birinde yaşayan ve “çok hızlı koştuğu söylenen” bir Kıbrıslı Türk yetişmiş!
-*-*-
Anlatılanlara göre, bu Kıbrıslı Türk’e bir miktar para ödenmiş ve gidip tecavüzcüyü öldürmesi istenmiş!
O da, Alevkayası’nın Kuzey tarafındaki bu köye gidip Rum’u bulmuş ve boğazını keserek öldürmüş!
-*-*-
Tabii ki İngilizler anında olayı öğrenip, bu Türk’ün peşine düşmüşler...
Rum köylüler, “köylümüzü öldüren filan kişidir” diyerek ihbar etmişler, isim vermişler...
-*-*-
Türk o kadar hızlıymış ki, araçla peşine düşen İngilizlerden önce sabahın çok erken saatinde köyüne, evine ulaşmış...
Damda karyolada uyuyan karısını yataktan atıp, kendisi girmiş...
-*-*-
Tam bu arada İngilizler evi basmış!
Kıbrıslı Türk uyuyor ve yatak da sımsıcak!
“Ben değilim” demiş bizimki!
-*-*-
“Eğer ben olsaydım ve yatağa şimdi yatsaydım, yatak bu kadar ısınmış olmazdı” cinsinden bir savunmayla meseleyi aktarmış falan ve de filan...
-*-*-
Ermeniler, Kıbrıs’ın en kibar ve en çalışkan azınlığıdır...
-*-*-
1963 olayları başladığında, özellikle Lefkoşa’da “Türk bölgesi”nde kalanları, Lefke’deki bazı aileleri “Rum bölgelerine kovduk...”
-*-*-
Lefke’den kovulanların akrabaları arasında, şu andaki Külliyenin mülk sahipleri de var...
-*-*-
Manastır, Ada’daki en önemli Ermeni dini merkezlerinden biridir hatta bir çeşit “Hac” mekanıdır...
-*-*-
Şu anda aşırı bakımsızlık nedeniyle oldukça yıkık ve terk edilmiş bir durumdadır...
-*-*-
Ermeni cemaatinin burada ayin yapma veya burayı ziyaret talebine, Tahsin Ertuğruloğlu izin vermemiş!
-*-*-
Neden izin vermemiş?
Malum sebepler!
Anlatmaya gerek yok!
-*-*-
Ama biz bunları yaptıkça aklıma neler geliyor biliyor musunuz?
“Haklı, doğru, iyi insanlar değiliz...”
“Kötü kalpliyiz, faşistiz ve çözüm istemiyoruz, düşmanlıktan besleniyoruz...”
“Eziğiz...”
“Zavallıyız ve de suçluyuz!”...
“Bu türden sözde kahramanlık yaparak; Türkiye’deki bir grup ırkçı faşistin desteğiyle her dönem koltuk sahibi oluyoruz...”
Nokta!
-*-*-
Haaaa Larnaka’daki Hala Sultan’a gitmek isteyen bir grup Türkiyeli kardeşimize de Kıbrıs Cumhuriyeti izin vermemişti ya; “cevap vermiş olmuşuz!”...
-*-*-
Utanıyorum!
Ah o yüzde 1!
Sosyal medyada bir paylaşımda okudum...
Bana çok mantıklı ve “doğru” gibi geldi!
Paylaşmak istedim...
-*-*-
Dünya nüfusunun yüzde 1’i tüm Dünya’yı kontrol ediyormuş...
-*-*-
Yüzde 4, bu yüzde 1’in kuklalarıymış...
-*-*-
Dünya nüfusunun yüzde 90’ı uyuyormuş...
-*-*-
Geriye kalan yüzde 5 ise neler döndüğünü biliyor ve yüzde 90’ı uyandırmaya; yüzde 1 ise bu yüzde 5’i engellemeye çalışıyormuş...
-*-*-
KKTC’ye uyarlayın!
Aynen durum budur!