Askeri "millet" parkı (!)

Cenk Mutluyakalı

Kıbrıslı Rum liderliği laf atıyor: "İki ayrı devlet mi istiyorsun?"

Aslında AKP-MHP kontrolündeki Tatar döneminin kendilerine sunduğu o "konforlu hareketsizlik" alanına çok alışmışlardı.

Tufan Erhürman, müzakerelerin başlaması için bir metodoloji ortaya koyuyor, evet… Bunu seçim döneminde de, seçimden önce de hep dillendirdi. Ama bu metodu “federal çözüm” için öneriyor; bir başka formül değil… Metodoloji, federal çözümün alternatifi değil; yolu…

Seçmen iradesi de bu çerçeveyi bilerek verdi desteği. Yüzde 63 yalnızca bir isim tercihi değil; aynı zamanda çözüm modeline dair bilinçli bir yönelimdi. Çünkü bu konu açıkça tartışıldı.

Birleşmiş Milletler, yabancı büyükelçiler, diplomatlar –ki buna garantör İngiltere ve ABD de dahil– Tufan Erhürman’ın müzakerelere başlamak için ortaya koyduğu dört maddelik metodolojiyi olumlu karşılıyor.

Hatta ilginçtir; yabancı diplomatlar ve uluslararası aktörler, bize göre çözümden çok daha umutlu…

***
Teknik komite başkanları, İngiltere’nin ev sahipliğinde bugünlerde bir araya gelecek.

Birleşmiş Milletler’e yakın kulisler; yeni bir “çerçeve anlaşması” ve “strateji belgesi” konuşuyor, kimi senaryoları cesaretle seslendiriyor… Kıbrıslı gazeteci dostum Dionisis, bunun ipuçlarını kapsamlı biçimde anlattı...

“Aşamalı bir çözüm… Kimi uzlaşıların adım adım uygulanacağı referandum öncesi bir geçiş dönemi… Her iki taraf da karar vermeden önce somut faydalar elde eder…”

Böylesi bir senaryoda tam uygulamaya üç beş yıl içinde geçilmesi hedefleniyor. Üstelik bir geçiş dönemi sonrası referandumlarda “hayır” oyu çıksa bile, her iki toplum geri dönülmez kimi faydalar elde etmiş olacak.

***
“Hemen başlayalım…”
Kıbrıslı Rum lider Nikos Hristodulidis’in, adada barış isteyen herkesi tahrik eden ifadesi bu: “Hemen!”

Peki, samimi mi? Buna yalnızca adanın kuzeyinde değil, güneyde de pek inanan yok. Üstelik “hemen” olsa bile ne başlıyor? Özlü bir müzakere mi? Yoksa yeni bir “oyun” mu?

Liderler görüşüyor zaten!
Üstelik ne görüşseler öylece “havada” kalıyor.
“Hemen” diyor ya; on maddelik öneriler var masada… Birinden başlasa… Örneğin; “Haspolat’ta (Mia Milia) yeni bir geçişi hemen açabiliriz” dese… 

Çocuklardan bir karma yapalım, gelin futbol oynayalım” dese…
"Hemen… Hep birlikte izleyelim… Hepsi bizim çocuklarımız."
Bu kadar zor mu?

Hemen” masaya oturunca siyasi eşitlikle mi başlayacak? “Burada sorun yok” dese… İstenen; “Prensipte kabul ediyorum” demesi. 

***
Güven yaratıcı önlemlerle ilgili sürecin bu kadar sonuçsuz ilerlemesi de kabul edilemez. Lefkoşa Belediye Başkanı Harmancı’ya katılıyorum; geçişlerin %70’i bölünmüş başkentte gerçekleşiyorsa, burada tek taraflı olarak yeni bir geçiş açılabilir.

Kıbrıs Cumhuriyeti, politik olarak “Yeşil Hat”a “sınır” muamelesi yapamaz zaten.

Derinya da Lokmacı da geçmişte “tek yanlı” kararlarla açıldı; hatta en başta Ledra Palas bile…

Lefkoşa’da hem Mağusa Kapısı hem Haspolat hatta yeni bir yaya geçidi için Kuyumcular sokağında çalışmalar gerekirse tek yanlı başlayabilir. Ön görüşmeler için belediye başkanlarına bir alan açılabilir.

***
Tüm bunlardan ayrı olarak; kamuoyu araştırmalarında Kıbrıslı Rumların hâlen %54 oranında federal çözüm istemesini de anlamlı buluyorum.

Yani bir Kıbrıslı Rum olsam, kuzeye baktığımda doğrusu ürkerdim. Türkiye’nin yürüttüğü o "sessiz ilhak" politikası artık üzeri örtülemez noktada. Fiber optik altyapısıyla ilgili yaşanan süreç en son örnek… Bir de şunu duydum, “Millet bahçesi” dedikleri, o koskocaman caminin de içine yerleştirildiği alan, “Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı” denetimine veriliyormuş.

Ne Lefkoşa Türk Belediyesi ne de Cumhurbaşkanlığı…

Düşünsenize; bir “sivil alan” olacak burası ama “asker” yönetecek. Yerel yönetime devredilmesi gerekirken, Lefkoşa içinde Kapalı Maraş gibi!