Yeni asgari ücret dün belirlendi… Da ne değişti?! Yıllardan beridir asgari ücret tespitinde aynı süreci yaşıyoruz… Sendikaların taleplerine karşın hükümet ve işveren tarafları anlaşır ve onların tercih ettiği asgari ücret geçerli olur. Tespit sürecindeki tartışmalar, sataşmalar, savlar ve karşı savlar hep aynı… Sonuçta yargıya başvurulur, bir şey değişmez… Aynı hamam, aynı tas…
Usandık bu oyundan… Hele ki hükümet ve işveren tarafının pazar faaliyetlerinin temel unsuru olan tüketicilerin satın alma gücünü düşürecek ve onları daha da fakirleştirecek, yani pazar faaliyetlerini azaltacak tarz ile asgari ücret belirlemelerine ekonomik akılla karşı çıkmaktan da usandık…
İddia ederim ve derim ki, her asgari ücret tespit dönemi başında taraflar her zamanki rolünü oynamaya, her zamanki sözleri söylemeye, her zamanki çıkışları yapmaya gıyaben birlikte hazırlanmaktadır… Neden mi böyle düşünüyorum?! Eski süreçleri anımsadığımdan ve hep aynı olduklarını gördüğümden… Asgari ücret uygulamaya girdikten ve kısa süre sonra toz toprak da oturduktan sonra taraflar konuyu gelecekteki tespit dönemine kadar donuğa alır… Yeni asgari ücret belirlenme sürecinde ve belirlendikten hemen sonra bir sürü fikir ve öneri ortaya atılır, sözlü tartışılır; taraflar birbirlerine yazılı öneri vermez, gelecek asgari ücret tespit gününe kadar bu önerileri bir araya gelip, masaya oturup eni-konu tartışalım demez.
Bunca yıllık uygulamadan sonra sistemin kendinin tamam olmadığı artık kesinleşmiştir ki her asgari ücret tespitinde ekonomiye olumsuz etki ve yansımaları tartışılır… Son dönemlerde birçok değişik ülkelerden KKTC’ye yoğun işgücünün getirildiği olgusu üzerine de çeşitli ve değişik uygulama önerileri konuşuldu, tartışıldı ancak asgari ücretin ekonomiye etkisi halen aynen devam ediyor ki aynı tartışmalar süregeliyor… Ayrıca, asgari ücret işe yeni başlayan niteliksiz işgücünün alması gereken ücrettir; uygulamada ise kamuda asgari ücret alan düz işçi yok, özelde ise neredeyse profesörlere de asgari ücret verecekler…
Sistem kökten yenilenmelidir… Asgari ücret devletin vergi ve harçlarına da baz alınmaktadır. Bu uygulama ‘asgari geçim indirimi’ olarak belirlenecek bir sistem ile sürdürülmeli, asgari geçim meblağı da şimdiki asgari ücret formatında belirlenmelidir. Bu meblağ tüm aileler için geçerli bir taban gider tutarıdır; neticede bir ailenin temel ihtiyaçlarını karşılayacak bir meblağ olacaktır. Devlet bu rakamı kendi vergi ve harçları için baz alsın… Asgari ücret ise, emeğin değeri olarak ve iş kollarına göre ayrı ayrı belirlenmelidir. Lokantadaki garson, inşaattaki beton-kalıp-demir işçisi, sanayideki düz işçi gibi çalışanların aynı asgari ücreti alması emeğin ürettiği katma değere göre olmuyor… Metal, ahşap, plastik, turizm, banka-finans, tarım, hayvancılık ve dahi diğer ekonomi sektörlerinin emekçilerinin yaptığı işler ve çalışma koşulları birbirinden niteliksel olarak çok farklıdır… Dolayısıyla, bu sektörlerde düz işçi olarak çalışanların hepsinin de aynı asgari ücret alması doğru bir uygulama değildir.
Çözüm, sektörlere göre farklı olmak üzere, yeni işbaşı yapan bir düz işçiye verilecek asgari ücretin resmi ve ilgili kurumlarca belirlenip uygulamaya girmesindedir. Resmi kurum devlet tarafıdır; ilgili kurumlar ise çalışanları ve çalıştıranları temsil eden sendikal kurumlardır. İşverenler Sendikası sadece asgari ücret tespiti için var olan bir örgüttür, başka da hiçbir faaliyeti yoktur, olmamıştır. İşkollarına göre asgari ücret tespiti yapılacak bir uygulamada, o işkollarının işverenler örgütleri masada olmalıdır. Ki piyasaya baktığımızda, işkollarının genellikle dernekler ve birlikler olarak örgütlü olduklarını görüyoruz; genel yasal uygulama nedeniyle ticaret, sanayi, veya esnaf odalarına zorunlu üye olduklarını da biliyoruz. Ve yani, işkolu asgari ücret tespitine doğrudan ilgili işkolunun işveren örgütlerinin katılımcı olmaları için örgütsel zemin hazırdır, İşverenler Sendikası’na ihtiyaç yoktur.
Mevcut sistemde, çalışanlar adına en fazla üyeye sahip işçi sendikaları örgütü katılıyor; bu örgüt diğer örgütlerle de istişare ve dayanışma içinde oluyor. Ve KKTC’de emekçilerin sendikalaşması alanına baktığınızda sadece kamu sektöründe örgütlenmiş olduklarını görüyoruz; özel sektörde sendikal örgütlenme neredeyse ihmal edilebilir orandadır. Mevcut asgari ücret tespit sistemini değişeceksek, esas ve temel değişim emekçilerin sendikal örgütlenmesinin yeniden formatlanmasında ve özel sektör emekçilerinin de sendikalı olmasının sağlanmasında olmalıdır. Dolayısıyla, mevcut sistem ülke ekonomisinin gerçeklerine dayanan bir kurguya sahip değildir. Özel sektörde de işkollarına göre sendikal örgütlenmelerin önü açılmalı, uygulanması teşvik edilerek gerçekleştirilmelidir. Böylece, ekonominin genel üst ve alt sektörleri işkollarına göre ayrılıp, alt sektörlere dayanan sendikal örgütlenmelerin gerçekleşmesi, kamu-özel sektör emekçilerinin genel olarak benzer çalışma hayatı standartlarına sahip olmasını da gerçekleştirecektir. Bunun bir yan etkisi de mevcut düzendeki kamu sektörü çalışanı olma cazibesi ortadan kalkması olacaktır. Asgari ücret tespit toplantısında resmi kurumla, çalışanların ve çalıştıranların doğrudan muhatapları olan örgütleri bir araya gelecektir. Ve dolayısıyla, sektörel asgari ücret konuşulur ve tartışılırken kim ne konuştuğunu bilebilecektir.
Bu sistemi kurgulamak, kurmak ve faaliyete geçirmek zor mu?! Değildir… Kamu ve özel sektör emekçilerinin böyle bir sisteme karşı çıkacakları düşünülemez. Resmi makamlarda irade varsa, özellikle işveren tarafını ikna kabiliyeti de olur. Bütün mesele genel kamuoyunun şimdiki asgari ücret tespit komisyonuna “Yettiniz artık; aynı roller, aynı sözler, aynı sonuçlar, aynı oyun… Usandık sizin bu aynı hamam – aynı tas oyununuzu farklıymış gibi sahnelemenizden” demesinde ve mevcut sistemin, mevcut temsili tarafların ortak ve kusurlu eseri olduğunu söylemesinde…