‘Arap baharı’ndan ‘yumuşak darbe mevsimi’ne!

Sami Özuslu

Yakınımızdaki coğrafyada birçok ülke ‘Arap Baharı’ adı altında olaylar yaşadı. Tunus’tan Libya’ya, Mısır’dan Fas’a kadar Kuzey Afrika ülkelerinde güya ‘demokrasi’ ve ‘özgürlük’ talep edildi.

Mısır’da askeri darbeyle noktalanan ‘bahar’ın aslında gerçek bir bahar olmadığı şimdi daha iyi anlaşılıyor.
Batı medyasının yansıttığı şekilde algıladığımız olayların gerçek yüzü bambaşkaymış meğer!..
Eğer iki yıl önceki ayaklanma hareketi gerçekten ‘bahar’ı getirmiş olsaydı, Mısır halkı daha bir sene önce seçilen Cumhurbaşkanı’nı neden alaşağı etsindi?
‘Arap baharı’ demokrasi ve özgürlük getirmiş olsaydı, milyonlarca Mısırlı askeri darbeyi Tahrir Meydanı’nda karnaval havası içinde kutlar mıydı?
Demek ki işler bizim algıladığımızdan çok farklı…
**
Arap ülkeleri başta olmak üzere Afrika’nın ve Asya’nın ‘geri kalmış’ birçok ülkesinde geri kalmışlık sadece ekonomiyle sınırlı değil.
Çağdaş anlamda demokratik rejim oluşmamış. Siyasal örgütlenmelerin çoğunluğu sınıfsal ve ideolojik değil, etnik ve dini temele dayanıyor.
Kabileler, cemaatler, mezhepler, hatta aileler ülke idaresinde başat rol oynayabiliyor.
Bu tablodan da ancak ve ancak teokratik, baskıcı, dikta rejimler çıkabiliyor!
Dünya petrol ihtiyacının önemli bölümünü karşılayan bölge ülkelerinde halklar kötü şartlar altında yaşamak zorunda kalıyor.
**
Mısır’da Cumhurbaşkanı Mursi’nin askeri darbe ile devrilmesi hayret verici başka bazı durumların ortaya çıkmasına da sebep oldu.
Başta ABD olmak üzere Batılı ülkeler Mısır’daki askeri darbeyi neredeyse sevinerek karşıladı. Normalde demokrasi dışı tavırlara karşı çok sert davranan, cunta liderlerini istenmeyen adam ilan eden ve darbecilere ambargo koyan Batı bu sefer böyle davranmadı!
AB dahil, darbeyi ‘kaygıyla izlemek’ dışında dişe dokunur demokratik bir refleks vermedi.
Darbe anından itibaren Suudi Arabistan ve Suriye gibi ülkeler de Mısır’daki darbeyi destekleyici açıklamalar yaptılar.
Türkiye ise darbeye tepki koyan ender ülkelerden biri oldu. Ankara “Seçimle gelen seçimle gitmeli” vurgusuyla Suriye’de kapıştığı Esad yönetiminin güçlenme olasılığından ve belki de benzer girişimlerin Türkiye’de de olabileceği kaygısından darbeye karşı sert açıklamalar yaptı.
Ankara ile Batı, bölgedeki yeni konjonktür konusunda daha ilk günden ters yönlerde yol almaya başladı.
Bölgede başka enteresan gelişmelerin de yaşanabileceği söyleniyor.
Mesela Tunus’ta da benzer bir askeri darbe ile ‘bahar’ın biteceği tahmin ediliyor.
Bize yakın coğrafyada ‘bahar’dan sonra ‘yumuşak askeri darbeler’ mevsimi mi başlıyor acaba?