ANKARA’NIN DİKKATİNE

Sami Özuslu

Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçiliği’nden istirhamımdır: Lütfen bu yazıyı Ankara’daki bütün üst düzey yöneticilere iletin.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a…

Yardımıcısı Fuat Oktay’a…

Diğer bakanlara…

Meclis Başkanı’na…

Muhalefet partilerinin liderlerine…

İstihbarat birimi MİT’e…

Tümüne yollayın.

Yollayın ki okusunlar.

Bir de ‘bu taraf’tan görürler belki.

***

‘Bu taraf’ta algı şudur:

Ankara’daki yönetim son hamlesiyle, ‘tanıyorum’ dediği KKTC’yi de, bu ‘devlet’in bütün yönetim kadrosunu da bir kez daha ‘tuzla-buz’ etmekle kalmamış, aynı zamanda ‘Ankara’nın toplumda bir ‘cepheleşme’ yaratma niyeti olduğu’ inancını pekiştirmiştir.

Gerçekten de AKP iktidarı Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan insanların ‘birbirine girmesini’ mi istemektedir?

Kamplaşma, kutuplaşma yaratma gibi bir stratejisi, planı mı vardır?

Siyasi partileri kendi kafasına göre sınıflara ayırıp ona göre mi muamele etmektedir?

Böyle bir stratejinin vizyonu nedir?

Kıbrıslı Türkleri ‘hiçleştirmek’ mi?

Eğer buysa niyet, zaten uluslararası camiada ‘var ama yok’ muamelesi gören bu topluma haksızlık ediyor olma ihtimalinizi düşündünüz mü hiç?

Bugüne kadar düşünmediyseniz eğer, bir düşünün lütfen!..

***

Kıbrıslı Türkler’i kendi haline bırakmayı deneyin bir defa da...

Her şeyi Ankara’dan idare etme alışkanlığı iyi bir şey değil. Adem-i merkeziyetçilik yok ne yazık ki geleneğinizde. Onu anladık.

Lakin burası Türkiye değil ki!..

Bakın, Misak-ı Milli sınırları içerisinde yok Kıbrıs adası…

1960’ta kuruluşuna imza attığınız ve pek çok uluslararası alanda karşılaştığınız, sürekli top da oynadığınız Kıbrıs Cumhuriyeti’nin BM’de tescilli bağımsızlığı vardır. Bir de BM’de ya da başka hiçbir yerde bağımsızlığı tescillenmemiş, ama sizin ‘egemen, bağımsız devlet’ diye kabul ettiğinizi söylediğiniz KKTC ‘var’dır. Yalnızca size ve bize göredir ama bu ‘var olma’ hali. Ve siz ‘yokmuş’ gibi davrandıkça, buradaki bütün kurum ve makamlara ‘Ankara’nın memuru’ muamelesi yaptıkça daha da bir yerin dibine geçiyor bu toplum. En tepedeki siyasetçisinden sokaktaki vatandaşına kadar…

***

Bu toplum uzun yıllar boyunca çok büyük zorluklar, yokluklar yaşadı. Çoğu şovenizme hizmet etsin diye yazılan tarih kitaplarının yazdıklarından çok daha fazlası yaşandı bu küçük adada.

Var olabilmek, özne olabilmek için çok çetin süreçlerden geçti insanlar ama yılmadı.

Geçmişten bugüne çok da huzur yüzü görmedi.

Her şeye rağmen modern, laik, demokrat, aydın kaldı bu toplum. Bütün halkları kardeş bildi, sevdi.

Biz böyleyiz.

Siz de bizi böyle kabullenmeyi deneyin. Bizim sizi kabullendiğimiz gibi…

Bakın biz size alıştık. Siz de alışmayı deneyin…

Biraz da saygı duymayı… Bizim size duyduğumuz gibi…

Olmaz mı?