Anafartalar “Zaferlerle dolu”ydu...

Eralp Adanır

Yıl 1975...

İlkokul 4. Sınıfın ikinci yarısından sonra Girne’de yeni bir yaşam, yeni bir okulla bütünleşiyordu.  Başka çocukların masalarında biz, terk etmek zorunda kaldığımız Limasol’daki Sedat Simavi İlkokulu’ndaki masalarımızda da artık Rum çocuklar eğitim görmeye başlamıştı.

Niye ilkokulumuzun ismi Limasol’daki gibi “Sedat Simavi” olmamıştı diye düşünmüş, garipsemiştim doğrusu.

Ya Anafartalar Lisesi?

Çocuk aklımla hatırlıyorum da bir dönem Anafartalar isminin Limasol’da bırakılan “19 Mayıs” lisesine dönüştürülmesi için tartışma başlatılmıştı büyükler tarafından.

Olmadı o yıllarda ama kolejler açılmaya başlayınca en azından 19 Mayıs Türk Maarif Koleji’mize kavuşmuştuk.

Ortaokul ve lise hayatım Anafartalar’da geçti.

Birçok anıyı yıllara sığdırdık.

Nice öğretmenlerimiz öğrencilerimiz geçti bu yerden.

Müzikte nacizane yer edinmişse birçok müzisyen arkadaşımız, yine bu okula ve bu okulun o dönemlerdeki müzik öğretmeni İbrahim Belevi’ye çok şey borçlu olduğumuz bir gerçek.

Futbolda, atletizmde ve müzik yarışmalarında “Anafartalar Lisesi Caz Orkestrası” olarak çok kez önlerde koşmuş, ipi göğüslemiştir bu okulun öğrencileri.

Dünün öğrencileri, bugünün öğretmenleri olarak da bu okulda eğitimcilikleriyle yeni bir anı katmayı sürdürdüler.

Aramızdan göç eden öğretmenlerimizi özlemle andık, hayatta olanlarla karşılaştığımızda saygımızı ve sevgimizi esirgemedik.

 

Binalar tıpkı insanlar gibi “canlı”dır.

Evet yürüyemiyor, konuşamıyor, tepkisini ortaya koyamıyor ama yaşamını her şekilde sürdürenlerin tanığıdır, anısını taşıyandır, kültürüdür, belgesidir.

Bundan dolayıdır ki ne insansız mekân, ne de mekânsız insan “yaşar” olamaz.

Günlerdir Anafartlar Lisesi üzerindeki konuşmalar, plânlar, başkaldırılar, sahip çıkma eylemlerini izlerken şu bir kez daha açıkça görülmüştür ki: kimisi rantın ve “kazanç”ın peşindeyken, kimisi “yaşayan anılarının, bağlarının, belgelerinin, mührünün” yok olmaması için ses yükseltmektedir.

“Anafartalar, zaferlerle dolu...”

Böyle başlıyordu lisemizin marşı.

Her bir nefeste, her bir sözcükte başarıyı, zaferi kutsayan yüreklerin çarptığı, yüreklere yürek ekleyen geçmişiyle yol alan bir “insan-mekân”dır Anafartalar Lisesi.

Bunu bir “beton yığını” olarak algılamanın gafletinde bulunanları herkes unutsa da, tarih unutmayacaktır.

Çünkü, yaşayan mekânları öldürmek, vicdansızlığın, sorumsuzluğun, saygısızlığın, vefasızlığın, cahilliğin dik alâsıdır.