AMELİYAT (3)

Sami Özuslu

 

Safra kesem yok artık... Taşıyla, çamuruyla, nesi varsa aldılar.
Küçük bir kavanozun içinde 'safra mamulleri sergisi' şeklinde başucumda durdu çıkarılan malzemeler hastanede. Görmek istemiştim neler varmış saframda... İrice 'taş'lar vardı. Bunlar safra sıvısının (öd sıvısı) parçalayamadığı yağlardan falan oluşuyormuş. Daha çok da kolesterol ya da kanın bir maddesinden kaynaklanıyormuş.
Safra organı sindirim sisteminin bir bileşeni... Karaciğerin ürettiği safra maddesi burada yağları parçalıyor, sonra on iki parmak bağırsağına yolluyor. Safra ortadan kalkınca kuşkusuz sindirimde biraz daha sıkıntı olacak. Bu yüzden ağır yağlı, kızartma gibi besinlere daha da mesafeli olmak lazım.
Zaten müzmin bir tansiyon hastası olarak bu tür yiyeceklerle aram iyi değildi.
Ameliyat sonrası en az 15 günlük bir sıkı diyet öneriliyor. Yağlılar ve kızartmaların dışında bakliyat, yumurta, kahve, çikolata, limon, alkol, gazlı içeceklerin tümü dahil bir yığın 'yasak' listesi var.
Tam 15 gün, hastane diyetisyenlerinin verdiği listeye yüzde 100'e yakın uyduğumu söyleyebilirim. Hatta kahveyi tamamen kestim. Bundan sonra da içmem sanırım. Sonuçta hiçbir şeye ‘bağımlı’ olmamak lazım hayatta…
15 günün ardından yavaş yavaş diyet delinebilir, ama sindirim sistemini yormadan... Sağlıkçılar böyle söylüyor.
Yani yeme-içme konusunda kendi kendinizin doktoru olmanız gerekiyor. Yediklerinizden hangisi dokundu, neyi yiyince hazımsızlık oluyor, hangisi şişkinliğe sebebiyet verdi, bunları gözlemlemek ve gereğini yapmak gerek...
Çünkü ameliyat sonrasında safrayla ilgili tıbbi bir takip süreci yok.

***

Sağlık önemli.. Sağlık için sağlık kurumlarını göz bebeğimiz gibi görmemiz lazım. Zira herkesin yolu düşüyor.
Lefkoşa Hastanesi'nde daha önce ameliyat olmamıştım, ama daha 12 yaşımdayken ailece geçirdiğimiz trafik kazası sonrası birkaç gün ağır yaralı olarak yatmıştım.
1999'da kızım bu hastanede dünyaya geldi.
Selin küçük yaşlardayken bu hastanede geniz eti ameliyatı oldu. Bunun dışında birçok kez tedavi gördü.
Eşim zaten hastaneye 24 yıldır görev veriyor.
Birçok yakınımız, dostumuz bu hastaneden geldi, geçti…
Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi hayatımızın bir parçası gibi yani…
Ülkenin en büyük hastanesinin ciddi sorunları var evet... Altyapısı kötü, bina dökülüyor, kışta ısıtması sorunlu, park yeri şimdi genişletildi ama peyzajında ciddi sıkıntılar var. Bunlar hep doğru...
Ama tüm bunlar Lefkoşa Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi'nin değerini aşağıya çekmemeli. Zira her branştan uzmanların 24 saat görev aldığı, tıbbın kabul ettiği risklerin minimuma indirilmeye çalışıldığı, bir şekilde herkesin bir gün kapısını çalmak durumunda kalabildiği bir sağlık merkezi burası...
Hastanenin 'sorunlu' olduğunu tekrar etmek ve 'sistem' dediğimiz 'sanal canavar'la laf dalaşına girişmek bir yere götürmüyor bizi...
Bir yere götürmediği gibi, her gün binlerce insana sağlık hizmeti sunan, yüzlerce insanın hayatını kurtaran hastane personeline de haksızlık ediyor, onları demotive ediyoruz böylece...
Bunları ilk kez yazmıyorum, çok kez dile getirdim bugüne kadar...
Belki ameliyatla duygusallaştım biraz...
Ama olsun..  Duygusallaşmaktan zarar gelmez kimseye...
Herkese sağlık…
Sağlık herkese…
(BİTTİ)