Kayıplar Komitesi yetkililerine 2009 yılında göstermiş olduğumuz bir alanda, geçtiğimiz günlerde yeni kazılara başlandı. Bu alan 2012 yılında kazıldığı zaman, bazı insan kalıntıları bulunmuştu. Şimdi bu alanda genişletme çalışması yapılıyor…
Ambeligu’dan (Bağlıköy) 1974 kaybı Kostas Goçço’yla ilgili Aralık 2009’da yazdıklarımızı okuyan Ambeligulu bir Kıbrıslıtürk bizi arayarak, sözkonusu “kayıp” şahsın nerede gömülü olduğuna dair bize bilgi vermişti. Biz de verdiği bilgiler doğrultusunda, Kayıplar Komitesi araştırma görevlilerine 2009 yılında yani bundan tam 17 sene evvel bu olası gömü yerini göstermiştik. Ancak Kayıplar Komitesi burada kazı yapmamış, ancak 2012 yılında, bölgede Su İşleri Dairesi’nin bir çalışma yapması sonucu bazı insan kalıntıları açığa çıkınca, o zaman Kayıplar Komitesi göstermiş olduğumuz alanda kazıya başlamış ve insan kalıntılarını bulmuştu.
Yapılan testler sonucunda 2012’deki kazıda bulunan insan kalıntılarında DNA eşleşmesi olmamıştı.
O günden bu yana, pek çok kereler Kayıplar Komitesi’nin Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum yetkililerini arayarak bu konunun takibini yaptık. Çünkü Ambeligu’dan tek bir “kayıp” Kıbrıslırum vardı, o da Kostas Goçço (Costas Kotsios) idi… Bu konuda daha ayrıntılı inceleme yapılmasını son 17 sene içerisinde sürekli olarak Kayıplar Komitesi’ne hatırlattık. Nihayetinde, 2009’dan bu yana geçen 17, 2012’den bu yana geçen 14 senenin sonunda, göstermiş olduğumuz bölgede Kayıplar Komitesi yeni bir kazı başlatmış bulunuyor.
Kayıplar Komitesi Kıbrıslıtürk Üye Ofisi Kazılar Koordinatör Yardımcısı Arkeolog Çınar Karal, bu konuda “1974 kaybı bir Kıbrıslırum'un, 2012 yılında gerçekleştirilen kazı çalışmalarında kalıntılarına ulaşılmıştı, araştırmanın ilerletilmesi ile birlikte bu alanda genişletme çalışmalarının yapılması uygun görüldü ve kazı çalışmaları başlatılmıştır” şeklinde bize bilgi vermiş bulunuyor…
AMBELİGU’DAN KAYIPTI…
1889 Ambeligu doğumlu Kostas Theodosis Goçço, köylüleri Ambeligu’dan ayrıldığı halde, kendisi köyde kalmıştı. Sonrasında 16 Ağustos 1974’te “kayıp” edilmişti. İyi yürekli, Ambeligulu bir Kıbrıslıtürk okurumuz, Koçços’un kızı Yanulla Hanım’la röportajımı Aralık 2009’da bu sayfalarda okuduğu zaman, hemen beni aramış, bölgenin çok ayrıntılı bir haritasını getirerek Koçços olduğunu tahmin ettiği beyaz saçlı, yaşlı bir adamı ölü olarak görmüş olduğu yeri göstermişti. Sözkonusu okurumuzun bana anlattıklarını, yine bu sayfalarda yayınlamıştım. Okurumuz özetle şunları anlatmıştı:
“Köyümüz saldırı altında kaldığı için köylülerimizle birlikte Lefke’ye giderek orada kalmıştık. Kıbrıslırum askerler Kıbrıslıtürk erkekleri tutuklamaya başlayınca, ben de bir yakınımın bahçelerinde saklanmıştım, beni bulamasınlar diye… 16 Ağustos 1974’te Türk askerleri Lefke’ye geldikten sonra, ertesi günü yani 17 Ağustos 1974’te bir taksi şöförüyle birlikte köye giderek, köyde kalmış olan babamı aramaya başlamıştım. Kendisi tutuklanarak Leymosun’a gönderilmişti ancak o anda biz bunu bilmiyorduk. Yol kenarında yaşlı bir adamın yatmakta olduğunu görünce arabayı durdurduk ve bunun babam olup olmadığına baktım. Adam ölüydü ancak üstünde belirgin yaralar ya da kurşun delikleri yoktu, kan yoktu. Yanıbaşında yürümesine yardımcı olan değneciği duruyordu. Büyük olasılık bu, Kostas Goçço idi ve büyük olasılıkla onu bulunduğu yere gömmüşlerdi. Kızı Yanulla’nın söylediği gibi onu defneden Muzaffer idi ancak şimdi hayatta değildir. Size harita üzerinde çok detaylı biçimde tam yeri işaretleyecem ki gidip bulasınız…
Köyde Kıbrıslırumlar ve Kıbrıslıtürkler arasında çok iyi ilişkiler vardı, öldürme olayları hep faşistlerin işiydi. Sorun olan bölgedeki faşistlerdi. Köylülerimizden Emir Hasan, baltayla öldürülmüştü. Gene köylülerimizden Mehmet Tahsin, bir kovanın altına saklanmış olan bir bombanın patlaması sonucu ölmüştü. Bir diğer köylümüz, Tahira, gidip odun toplarken yine odunların altına saklanmış bir bombanın patlamasıyla ölmüştü. Tüm bunlar faşistlerin işiydi… ancak çobanların çocuklarının hala iyi ilişkileri vardır.
Bir köylümüz vardı, adı Avrami Karayanni ki kendisi Kıbrıslıtürkler’le çok yakındı… 1947 yılında köylümüz bir Kıbrıslıtürk, bir diğer Kıbrıslıtürk tarafından öldürüldüğünde, hiçbir Kıbrıslıtürk konuşamamıştı, korkmuşlardı. Bir tek Avraami konuşmuş, böylece adalet yerini bulmuştu. Kendisi hayattadır, gidip onunla konuşarak anlatacaklarını dinleyebilirsin. 90 yaşın üstündedir…”
Bu okurumuzun anlattıklarını Kayıplar Komitesi yetkilileriyle Kasım 2009’da paylaşmış ve ardından Kayıplar Komitesi araştırma görevlileriyle birlikte Ambeligu’ya (Bağlıköy) giderek okurumuzun verdiği bilgiler doğrultusunda, sözkonusu olası gömü yerini kendilerine göstermiştik…
YANULLA HANIM’LA RÖPORTAJ…
Gerek Ambeligu’da ne tür bir yaşam olduğunu hatırlatmak, gerekse Kostas Goçço hakkında bundan tam 17 sene evvel, Aralık 2009’da bu sayfada yazıklarımızı tekrardan gündeme getirmek üzere Goçço’nun kızı Yanulla Hanım’la röportajımızı yeniden yayınlıyoruz. Röportaj şöyleydi:
“Ambeligulu (Bağlıköy) Yanulla Vrondi, “kayıp” babası Kostas Goçço’yu arıyor...
Ambeligu’nun tek “kaybı”: Kostas Goçço...
Ambeligulu (Bağlıköy) Yanulla Vrondi’yle bir komşusu aracılığıyla Hamur’da buluşuyoruz. Beni büyük bir sürpriz bekliyor: Ambeligulu Yanulla, çok güzel Türkçe konuşuyor. Sevgili babacığı Kostas Goçço’yu arıyor çünkü babası Ambeligu’dan (Bağlıköy) “kayıp”.
1974’te Ambeligu’da yaşayan Kıbrıslırumlar kaçıp Kambo’ya gitmişler. Kostas Goçço ve eşi köyde kalmış, başka yaşlılarla birlikte. Sonra onlar da köyden ayrılmaya çalıştıklarında, yolların mayınlandığını görmüşler. Artık Ambeligu’dan arabayla ayrılmak mümkün değilmiş. Kostas Goçço yürüyemediği, ayakları ağrıdığı için onu Ambeligu’da bırakmışlar.
Kostas Goçço ölmüş... Onun cesedini, tanıdıkları bir Kıbrıslıtürk bulmuş ve gömmüş. Ancak onu gömen de vefat ettiği için şimdi Yanulla Hanım, babasının nereye gömülmüş olduğunu bilen birilerini arıyor...
SİGMA televizyonunda “kayıplar”la ilgili konuştuğumuz Elita’nın programında görmüş beni ve hemen SİGMA’yı aramış ama bir türlü bağlanamamış. Sonra bir komşusu ona yardım etmiş ve telefonumu bulup bizi buluşturmaya söz vermiş...
Yanulla Hanım, terziliği Ksero’da (Yeşilırmak) öğrenmiş – terzilik öğrenmek için bir yıl boyunca “üç mil yayan” gidip gelmiş... Sonra Ambeligu’da terziliğe başlamış. Ambeligu’da terzilik yaparken, yanına çırak olarak gelen Kıbrıslıtürk kızlardan Türkçe konuşmayı alışmış... “Biz Ambeligu’da gardaş gibi geçinirdik” diyor... Bu iyi yürekli kadın göçmen olduktan sonra da terziliğe devam etmiş, dört evlat yetiştirmiş, kocası 15 yıl önce ölmüş, evlatları büyümüş ve evlenip evden ayrılmış. Lefkoşa’da, bir göçmen evciğinde yalnız yaşıyor, toruncuklarına bakıyor.. Babasını bulmayı ve ona doğru düzgün bir cenaze töreni yapıp onu gömmeyi çok istiyor...
Ambeligulu (Bağlıköy) Yanulla Vrondi, “kayıp” babası Kostas Goçço’yu ve Ambeligu’da yaşadıklarını anlatıyor. Onunla röportajımızı Türkçe olarak yapıyoruz, herhangi bir çevirmen gerekmiyor.
Yanulla Vrondi ile röportajımız şöyle:
SORU: Yanulla Hanım, Ambeligu (Bağlıköy) karışık köy müydü?
YANULLA VRONDİ: Karışık köydü... Türkler çoğudu, biz azıdık. Türkler 500 kadar vardı, 60 tane da Rum vardı...
SORU: Onun için bu kadar güzel Türkçe konuşmayı alıştın!
YANULLA VRONDİ: Evet... Terzilik ederdim. Babamın adı Kostas Goçço... Kostas Teodosiu ama “Goçço” söylerlerdi kendine. Biz iki kardeşik. Bir ben, bir da Andrulla, iki kız çocuğu yani. Andrulla benden küçüktü, Leymosun’dadır şimdi. Annemin adı da Fluru... Annem Ambeligulu’ydu, babam Mitsero’dandır.
SORU: Mitsero nerededir?
YANULLA VRONDİ: Bu taraftadır Mitsero, Lefkoşa’ya yakındır...
SORU: Güneydedir yani... Baban ne iş yapardı?
YANULLA VRONDİ: Ederiya’da iş yapardı, İngilizler’in Ederiya’da... Şirket yani... Maden şirketinde... Amerikan...
SORU: CMC’de işlerdi!
YANULLA VRONDİ: Bitirdi işi da evdeydi. Ayakları ağrırdı, biz kaçtık, annem kaldı... Gittim ben da biraz uruba alayım...
SORU: Dur, dur, dur! Hızlı giden! Sen hep Ambeligu’da büyüdün herhalde...
YANULLA VRONDİ: Ksero’da (Gemikonağı) büyüdüm, teyzemde. Annem şeherdeydi, babamın kardeşi vardı, şeherde işlerlerdi. Hellim yaparlardı, Pitta’ya Lefkoşa’da.
SORU: Annen ve baban Lefkoşa’da işlerdi, onun için sen teyzende kalırdın...
YANULLA VRONDİ: Evet. Annemin adı Eleni idi.
SORU: Sonra terziliği nasıl alıştın?
YANULLA VRONDİ: Ksero’da giderdim yeğenimin yanına terziliğe. Alıştırırdı bize. Adı Ellu... 3 mil yayan gider gelirdim alışayım terziliği diye. Bir sene... Sonunda alışınca kaldım evde, kızlar da geldiler alıştırayım kendilerine... Türkler... Onlara terziliği alıştırdım ben... Türkçe’yi onlardan alıştım. İlk Türkçe konuştuklarında bilmezdim, anlamazdım. Bir komşumuz vardı, çiçeklerini kestiydi birileri. “Elleri kurusun” derdi, ben da “Ellerim kurusun!” derdim, anlamazdım ne söylediğimi! Sonra, yavaş yavaş alıştım.
SORU: 1963’te bir şey oldu muydu köyde?
YANULLA VRONDİ: Geldiler Limnidi’ye (Yeşilırmak) ve bomba düşürdüler. Ama bizim köyde hiçbirşey olmadı bildiğim...
SORU: 1974’te ne olduydu?
YANULLA VRONDİ: 1974’te geldiler, bombaladılar... Benim dört tane çocuğum vardı. Annem dedi bana “Al be çocukları da kaç, korkmasınlar...”
Aldık da kaçtık... Annem kaldıydı babamla, babamın ayakları ağrırdı, yürüyemezdi çok yol diye. Biraz yürürdü...
SORU: Ambeligu’dan nereye gittiydiniz?
YANULLA VRONDİ: Kambo’ya gittik. Kambo o yandadır, Ambeligu’dan içeri.
SORU: Arabayla mı gittiydiniz yoksa yayan?
YANULLA VRONDİ: Arabaylan... Kamyon, hep kaşanın içine dolduk, 60 kişiydik...
SORU: Hepsi kaçtıydı yani, annenle baban kaldı. Başka kim kaldıydı?
YANULLA VRONDİ: Yaşlı kadınlar hep kaldı. Kambo deresine geldi tomofil da aldı bizi... Yandık da o kamyonun içinde, benim ellerim, ayaklarım, çocukların kulakları... Bomba attılar da ağaçlar ateş aldıydı... Yalnız kızım Dina yanmadı, kardeşim üstüne düştü da bir şey olmadı. O zaman Dina 4 yaşındaydı. 7 yaşında da büyük kızım, 6 yaşında ve 3 yaşındaydı çocuklarım. İsterdim çocuk... Çok çocuk isterdim. Annem iki tane kıççağaz yaptıydı, çok çocuklu evlere gidip da gördüğümde maraz ederdim bir tek kardeşim var diye...
SORU: Köyde kimler kaldıydı?
YANULLA VRONDİ: Teyzelerim kaldıydı... Teyzem kaldı, kocasıyla, kızlarıyla... Sofia, Nikolas, Ellu, Fanu... Ellu, Fanu kızlarıydı. Çocukları büyüktü onların, almadılar kaçsınlar. Benim çocuklarım küçüktü, dedik alalım korkmasınlar. Babam kaldı annem ile.
SORU: Ondan sonra ne oldu?
YANULLA VRONDİ: Ondan sonra yürüdüler... Altta Ambeligu vardı, ortada Ambeligu vardı, daha yukarıda Ambeligu vardı. Üç bölgeye ayrılırdı Ambeligu. Gittiler yukarı yukarı, babam gitti oracığa kadar, ondan sonra gidemedi. Korktular, bilmem ne oldu? Koydular yolların içine mayın, babam gidemezdi artık – otomobil geçmezdi, korktular da bıraktılar kendini bir başka eve Ambeligu’da. Çünkü babam yürüyemezdi... Ve kaçtılar...
SORU: Baban yürüyemediği için, araba da mayınlardan ötürü daha ileri gidemediği için bıraktılar kendini... Annen geldi...
YANULLA VRONDİ: Annem geldi... Kambo’ya geldi. Buldu bizi. Sonunda biz daha aşağı geldik, Evrihu’ya. 14 Ağustos’tan bahsederim...
SORU: Ondan sonra babandan hiç haber almadınız?
YANULLA VRONDİ: Almadık... Annem geldi buldu bizi, gittik Evrihu’ya, sonra Lefkoşa’ya... Babamdan haber yoktu. Bir kıççağaz ki dikiş alıştırdım kendine, bilirdi nerede gömdüler. Gittim bulayım kendini, Londra’daydı.
SORU: Ne olduydu babana?
YANULLA VRONDİ: Bir Salim var, komuşuydu, dedi bana “Muzaffer buldu babanı da gömdü askerlerinan... Asker da vardı... Gömdüler beraber...”
“Nere gömdüler be Salim?” dedim.
Dedi, “Aklım kesmedi sorayım nere gömdüler...”
Muzaffer öldü... Geçen sene gene gittim, babamı nere gömdüklerini bilen kıççağız gene Londra’daydı. Adı Melahat’tır. Bir ay önce gene gittim bakayım, kocası bana dedi “Kaybettik kendini...”
“Nere gitti da kaybettin?” derim kendine, anlamadım niçin... Meğer öldü Melahat kanserden...
Muzaffer, babamın ahbabıydı... Bir kişi daha var, korktu da söylemedi? Salim “Bilmem” dedi, “bilseydim söyleyceğdim sana...”
Gideyim ben, nerede bulacam babamı?
SORU: Kaç tane “kayıp” vardır sizin köyden?
YANULLA VRONDİ: Yalnız bir tane, babam yalnız... Muzaffer babamı ölü buldu da gömdü. Zaten babamı bulduğunda, cesedi şişmişmiş... Babamı gömen da öldü, onu nereye gömdüklerini bilen kıççağaz Melahat da öldü... Şimdi bilmeyik nere gömdüler kendini. O taraftaki askerler belki bilecek nere gömdüler kendini. Bilmem, köye getirdiler kendini? Ambeligu’ya? Lefke’ye?
Bizim köye gittim, bizim evler hep yıkıldı...
74’te Kambo’dan sonra Lefkoşa’ya geldik, şimdi hükümetin verdiği göçmen evlerinde otururuk şimdi. Ondan önce başka evde otururduk da öderdi hükümet kirayı. İki ay önce koçan çıkarttılar bize. Çocuklarımın dördü da evlidir, üç kızım, bir oğlum var... Çocuklarım hep evlendi diye ben yalnız otururum. Kocam öldü, var 15 sene. Kahvesi vardı Lefkoşa’da... Ambeligu’dan göç ettikten sonra terzilik yapmaya devam ettim, işlerdik Varnava’ya, pantolon dikerdik, palto, göynek, onlardan... Kocam da kahveciydi... Kocam Trahonalı’ydı (Kızılbaş).
SORU: Kaç sene terzilik yaptın?
YANULLA VRONDİ: İşledim 17 sene bu tarafta, 6 sene da nikah olana kadar işlediydim. Nikah olduk, çocuklarınan bıraktık dikişi... Sonunda ki geldik bu tarafa (güneye) gene işledim. Sonunda bıraktım... 17 yaşında fabrikada terzilik ederdik... Evvel biz hep iğneynan yapardık, sonra makinaynan yapmaya başladık terziliği.
Televizyonda gördüm seni, hem aldım da telefona ama bağlamadılar beni... Bitti program... Elita’nın programındaydın. Gördüm seni, gonuşurdun, gülerdin, derim “Bu gıççağaz eyi galplidir...” Sahi değil? İnsan ki güler, eyi galplidir, insan ki gülmez... Düşünürdüm Elita’ya gideyim. Gördüm seni öyle, hoşuma gittin... Sonra komuşum seni buldu... Belki buluruk babamı ve gömerik kendini. Bir adam ki öldü, bir adam Ambeligu’da, bulmayacaklar kendini? Oraşta öldü, gömdüler... Nere gömdüler?
Biz gardaş gibi geçindik... Köyümüzde gardaş gibi geçindik. Annem işlerdi, çıraklarım şu çalışırdı bende, ikisinin anası bizim evdeydi, bir gün bitta yapardı, bişirirdi... Her öğlen bir şey getireceğdiler bize... Biz eyi geçindik, gardaş gibi geçindik, şimdi nestellersa yapsınlar, böyükleridi ki garıştırırdılar...
Babamı “Goçço” diye bilirlerdi, “Goçço, Goçço” kaldı... Kosta Goçço, böyle söylerler...”
(YENİDÜZEN – Kıbrıs: Anlatılmamış Öyküler… Sevgül Uludağ – Aralık 2009).
Ambeligulu Yanulla Hanım'la Kasım 2009'da kayıp babası hakkında röportaj yapmıştık
Ambeligu'da göstermiş olduğumuz alanda kazı yapıldığı zaman, bir kayıptan geride kalanlar bulunmuştu