AKSA’nın kurdelesini Nikos kesebilirdi

Cenk Mutluyakalı

Ne “rastlantı” ha!

AKSA’nın kurdelesini Nikos kesebilirdi.
Nikos Hristodulidis…

Aksa Enerji, Kazakistan’da inşa ettiği Kızılorda Kombine Isı ve Enerji Santrali’ni tam kapasiteyle devreye alırken, Kıbrıs Cumhuriyeti Başkanı da ülkeyi ziyaret ediyordu.

Tam da o saatlerde…

Santralden yükselen enerji, o esnada Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in elinden “Dostluk Nişanı” alan Hristodulidis’in diplomatik hamleleriyle başka bir boyuta taşınıyordu.

AKSA’nın kurdelesini pekâlâ Nikos da kesebilirdi.

***
Biliyorsunuz, Türk Devletleri Teşkilatı’nın en seçkin üyesi Kazakistan…

Daha birkaç hafta önce Tufan Erhürman’ı davet etmişti ülkeye…
O zaman da anlatmıştım.
Bu davet önemli ama “KKTC’yi tanıma” değil.
Bu, “federal çözüm”e bir selam!
Hem de Erdoğan’ın huzurunda…
Kıbrıslı Türkleri bir çözümde siyasi eşit ortak olarak görüyoruz” mesajı…

Böylece, Kıbrıs’ın iki farklı aktörü, tarihte ilk kez birkaç hafta arayla Kazakistan zemininde diplomatik birer özne olarak yer aldı.

Kıbrıs'ta "tek devlet" gerçeği ise değişmedi...
İki ortağı olsa da...

***
Kıbrıs Cumhuriyeti ile Kazakistan arasında beş farklı mutabakat zaptı imzalandı.

Yükseköğrenimden kültüre, iletişim teknolojilerinden siber güvenliğe ve dijital devlete…

Eee!
“Devlet” işte (!)

Uluslararası sistemin parçası olmak…
Anlaşmalar yapmak…
İş birliği geliştirmek…

***
Biliyorsunuz, birkaç hafta önce Türkiye ile Kazakistan arasında da imzalar atılmıştı.

Kıbrıs Cumhuriyeti bir yanda…
Diğer yanda Türkiye Cumhuriyeti…

Eğer temel gayemiz dünyayla doğrudan, engelsiz ve haysiyetli bir ilişki kurmaksa, Kıbrıs’ta federal temelli "ortak bir devlete" dahil olmaktan başka rasyonel bir çıkış yolumuz bulunmuyor.

Aksi takdirde, paranın, siyasetin ve kontrolsüz nüfusun en kirlisiyle örülü bu "çirkef yatağında" illegal ve izole bir hayata razı olmak durumundayız.
Seçim bizim.

***
Önümüzde temmuza dair yeşeren yeni diplomatik umutlar, çözüm odaklı beklentiler var. Temennim, resmi müzakerelerin artık salt bir "mağduriyet" retoriğine sığınmadan, her iki tarafın da "al-ver" dengesini gözettiği gerçekçi bir zeminde yeniden başlamasıdır.

Daha dün KKTC Milli Takımı, tanınmamış ülkelerin futbol turnuvası CONIFA’da İsviçre’nin Ticino Kantonu ile sahaya çıktı.

Kendi anayasası, parlamentosu ve vergi sistemi olan özerk bir kanton Ticino...

Sormak gerekiyor: Dünyayla bütünleşmiş ortak bir cumhuriyetin asli unsuru olmak varken, küresel sistemin çeperinde bir "Ticino" kantonu olarak kalmak mı bizim nihai vizyonumuz?