Orta Doğu’daki savaş ve Hürmüz boğazının kapanması, Brent petrolün varil fiyatını 70 Dolar'dan 85 dolar bandına getirerek yüzde 15 civarı bir yükseliş yaşatmış ve tüm dünyada enflasyonist baskıyı artırmıştır.
Bu durum, Kuzey Kıbrıs ekonomisine de akaryakıt zamları olarak yansımaya başlamıştır. Akaryakıta yapılan zamlar, başta taşımacılık, üretim olmak üzere, tüm sektörler ve gıda fiyatları üzerinde zincirleme etki yaratabilecektir.
Özellikle, benzin ürünlerinin litresine yapılan 6 TL’lik zammın 3,3 TL'lik kısmı, Fiyat İstikrar Fonu'na aktarılmıştır. Anladığımız kadarı ile hükümet, büyük bir bütçe açığı içinde olduğu için, bu durumu bir fırsat olarak görmüş ve zammın önemli bir bölümünü fon olarak bütçeye aktarmıştır. Ayrıca, akaryakıt üzerindeki KDV'den de, daha fazla gelir elde edilecektir.
Üstelik de Ekonomi Bakanı’nın zamdan önce, benzindeki fiyat artışının, litrede 2,5 TL olabileceğine yönelik açıklaması vardı. Muhtemelen, Ekonomi Bakanı, 2,5 TL fiyat artışını, petrol fiyatları ve dolar kuru dengesine bakarak açıklamıştı.
Ancak, büyük olasılıkla, Bütçeye katkı olması hesabıyla, Bakanlar Kurulunda bu artış 6 TL olarak belirlenmiştir.
Mazot zammının ise 4 TL civarında tutulmasının nedeni, özellikle taşımacılık, tarım ve sanayi sektörlerinden gelebilecek tepkileri engellemek içindir. Yapılan akaryakıt zammı, çok büyük bir maliyettir ve enflasyonu da patlatacaktır.
Mart ayı başında yapılan bu zam, enflasyon endeksinde tüm aya etki edecektir. Ayrıca, akaryakıtın endeks içerisindeki ağırlığının dışında, özellikle taşımacılık, tarım, sanayi ve diğer sektörler ile elektrikte yapılacak zamları da tetikleyecektir.
Öte yandan, Türkiye’de akaryakıtta yeni sisteme geçildi. Buna göre, petrol fiyatlarına veya dolar kuruna bağlı olarak akaryakıt fiyatlarına yapılacak zamlarda, Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) tutarları , zammın yüzde 75’i kadar azaltılarak uygulanacak.
Böylece, akaryakıt zammının bir kısmı vergi indirimi ile dengelenecektir. Devlet, vergi gelirinden feragat ederek, zammın doğrudan pompa fiyatına yansımasını sınırlandıracaktır.
Bizde ise, Hükümet, fiyat istikrar fonunu artırarak, zammın pompa fiyatına daha fazla yansımasını tercih etmiştir.
Konuya, güneyde akaryakıt pahalı, Kıbrıslı Rumlar nasılsa kuzeyden akaryakıt alıyor ve fiyat istikrar fonundaki vergi miktarı artıyor açısından bakmamak lazım. Halkımızı, üreticilerimizi ve sektörlerimizi de düşünmemiz ve ona göre fiyatları belirlememiz gerekiyor.
Enflasyon, halihazırda hızlı seyretmektedir. Piyasadaki zamların zincirleme etkisiyle gıda ürünleri daha da pahalanacaktır. Dünyada da gıda fiyatları artma eğilimindedir. Geçtiğimiz Şubat ayında da, bizdeki gıda fiyatları enflasyon sepetinde en fazla artan grup olmuştu.
Son yaşanan akaryakıt zamlarının ve olası elektrik zammının da yaratacağı tüm mal ve hizmetlerdeki zincirleme fiyat artışları, geçen senenin ilk 6 aylık enflasyonunun geçilmesine, hayat pahalılığı ödeneğini artırarak, bütçe açıklarının daha da artmasına neden olabilecektir.
Ayrıca, Asgari ücret de artacağı için, personel maliyetleri de yükselecek ve piyasadaki pahalılık da katmerlenecektir. Temennim, Savaşın bitip de petrol fiyatlarının inmesi ve döviz kurlarının dengeli bir seyir izlemesidir.
Öte yandan, Artan hayat pahalılığı ve maaşlar, devletin borçlanmasını daha da artıracaktır. Bu borçlanma da, devletin denetiminde olan ürünlere zam yapmasını getirecek ve pahalılık daha da artacaktır. Böylece, yıllardır içine düştüğümüz ekonomik kısır döngü hali de devam edecektir.
Ekonomik örgütler ve sivil toplum örgütleri de, yaptıkları açıklamalarda, okkalı akaryakıt zammını eleştirerek, zammın, maliyet artışı olarak mal ve hizmet fiyatlarına yansıyacağını belirttiler.
Bu zammın önemli bir bölümü geri çekilmezse, hem halkın akaryakıt giderleri artacak hemde tüm sektörler olumsuz etkilenecek, mal ve hizmetlerde fiyat artışları yaşanacaktır.
Özellikle Mazot, tarımsal üretimin ve taşımacılık sektörünün temel girdi maddelerindendir. Mazot fiyatlarındaki artış, doğrudan bu sektörlerin maliyetlerini artırmakta, bu da tüketicilere zam olarak yansımaktadır.
Sonuç olarak, Hükümet, akaryakıta okkalı zamlar yaparak gelir elde etmek yerine, kamu harcamalarını kontrol altına almalı, tasarruf yapmalı ve mali disiplini ciddiyetle hayata geçirmelidir. Ancak, yıllardır bunları yapmamıştır. Geçen gün açıklanan tasarruf tedbirleri paketi de, hem yetersiz hem de geç kalınmış bir pakettir. Hükümetin yapacağı en doğru iş, erken seçim kararı almak olacaktır.